Varlık, Hegel’de kendi başına duran tamamlanmış bir dolaysızlık değildir; belirlenimleri boyunca kendi üzerine dönerek Öz alanını açar.
Refleksiyon, Varlık ile Öz arasındaki ayrılığı değil, aynı mantıksal hareketin dolayımlanmasını ifade eder.
Search Results: varlık (1801)
Resim, aslı yineleyen bir kopya değil; temsil edilen varlığın görünürlük kazandığı ontolojik bir oluşumdur.
Gadamer’in varlık artışı kavramı, resim ile temsil edilen arasındaki bağı yeni bir düzeyde kurar.
Hakikat üzerine düşünmenin ilk eşiği, şeyin ne olduğunu sormaktır.
Varlık, anlam ve temsil arasındaki düğüm tam da burada kurulur.
Bir şeyin var olması ile varlığın ne olduğu aynı soru değildir.
Metafiziğin en temel ayrımlarından biri, tam da bu iki düzeyi birbirinden ayırmakla başlar.
İran platosu ve Pers kültür havzası, felsefî düşüncenin yalnız “taşınan” değil, yeniden kurulan bir dil…
Giriş: Unutulmuş Bir Sorunun Geri Dönüşü Martin Heidegger (1889–1976), yirminci yüzyıl düşüncesinde eşine az rastlanır…
Irises ve Roses – Van Gogh’un Sessiz Vedası: Renk, Çiçek ve Ruhun Hatırası Sanatçının Son…
Julia Kristeva, Powers of Horror: An Essay on Abjection (1980) adlı çalışmasında estetik, psikanaliz ve…
Bilinmeyen Bir Düşünür, Yükselen Bir Duruş Yuval Noah Harari’nin “Understanding Ourselves in an Age of…
Aristoteles’ten Ontolojik Farka, Mevcudiyetten Zamana “Ousia, sadece bir şeyin ne olduğu değildir; daha derinde, onun…