Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Sanatçının Tanıtımı
Emily Mary Osborn, Viktorya dönemi İngiliz resminde kadın figürünü toplumsal yaşam, çalışma, yalnızlık ve iç dünya bağlamlarında ele alan sanatçılardandır. 1877 tarihli Altın Bir Düş, onun toplumsal anlatı ağırlıklı eserlerinden ayrılarak düşünceye çekilme, dinlenme ve estetik iç mekân deneyimine yönelir. Eser ilk kez Dreaming Awake adıyla sergilenmiş; bu başlık, figürün uyumadığını, gözleri açık olduğu hâlde zihinsel olarak çevresinden uzaklaştığını özellikle belirtmiştir.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Yatay kompozisyonun merkezinde, altın tonlarında dokunmuş bir hamakta uzanan genç kadın yer alır. Açık renkli, dantelli elbisesi bedenini örtse de kumaşın kıvrımları figürün yatay hareketini izleyerek hamağın biçimine katılır. Kadının başı hafifçe öne eğilmiş, gözleri açık fakat dalgındır. Bakışı belirli bir nesneye yönelmez; yüzündeki düşünceli ifade, bedensel dinlenmenin zihinsel bir içe çekilmeyle birleştiğini gösterir. Sol kolu hamağın kenarından gevşekçe aşağı sarkar.
Figürü iki yandan ağır, altın renkli perdeler kuşatır. Arka duvarda ağaçlar, su ve uzak bir doğa görünümü taşıyan büyük bir duvar dokuması ya da halı bulunur. Bu manzara gerçek bir pencere değildir; doğanın iç mekânda yeniden üretilmiş görüntüsüdür. Soldaki küçük masada cam bir sürahi ve ince bir çiçek, sağ tarafta ise beyaz çiçekli uzun bir bitki yer alır. Halılar, perdeler, hamak ve duvar dokuması, figürü farklı kumaş yüzeylerin oluşturduğu kapalı bir dünya içine yerleştirir.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Emily_Mary_Osborn
Ön-ikonografik: Resimde süslü bir iç mekânda hamakta uzanan genç bir kadın görülür. Başı hafifçe öne eğilmiş, gözleri açık ve dalgındır. Bir kolu aşağı sarkarken bedeni hamak boyunca gevşemiştir. Çevresinde ağır perdeler, halılar, çiçekler, cam bir kap ve manzara betimli büyük bir duvar dokuması bulunur. Sahne uykuya değil, hareketsiz bir düşünme anına dayanır.
İkonografik: Eserde belirli bir tarihsel, dinsel ya da mitolojik anlatı bulunmaz. Dreaming Awake ve A Golden Daydream başlıkları, figürü uyanıkken düş kuran kadın tipiyle ilişkilendirir. Gözlerinin açık olması, fiziksel uyku ile zihinsel uzaklaşma arasındaki farkı belirler. Kadın bulunduğu mekânı görmektedir; fakat dikkatini dış dünyadaki belirli bir nesneye vermemiştir.
İkonolojik: Osborn, gündüz düşünü görünür bir hayal sahnesi aracılığıyla değil, figürün çevresiyle kurduğu ilişkinin gevşemesi üzerinden anlatır. Kadın zengin ve korunaklı bir iç mekânda bulunmasına rağmen zihinsel yönelimi bu dünyanın dışında kalır. Arkadaki duvar dokuması doğayı gösterir, fakat doğaya açılmaz. Böylece resim, gerçek mekân ile düşüncede kurulabilecek başka bir alan arasındaki mesafeyi korur.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Kadın, uyuyan ya da bütünüyle edilgin bir beden olarak temsil edilmez. Bedeni dinlenme hâlindeyken açık gözleri zihinsel etkinliğin sürdüğünü gösterir. Onu çevreleyen zengin dekorasyon figürü seyirlik bir güzellik alanına yerleştirir; buna karşılık düşünceli yüzü, kadının izleyiciden bağımsız bir iç yaşama sahip olduğunu belirtir.
Bakış: Figürün bakışı aşağıya ve belirsiz bir noktaya yönelir. Gördüğü nesne açıklanmadığı için bakış, dışarıyı incelemekten çok düşüncenin iç hareketine bağlanır. İzleyici kadının yüzünü ve bedenini görebilir; ancak zihninden geçenlere erişemez. Görünür beden ile görünmeyen düşünce arasındaki ayrım, resmin psikolojik merkezidir.
Boşluk: Hamağın altındaki karanlık açıklık, bedeni zeminden ayırarak askıda tutar. Figür ne bütünüyle oturur ne de yatağa uzanır; iki konum arasında taşınır. Arka duvardaki manzara dokuması da yanıltıcı bir derinlik oluşturur. Doğa görüntüsü vardır, fakat gerçek bir dış mekân yoktur. Böylece kadın, fiziksel olarak kumaşlarla çevrili kapalı bir alanda kalırken düşünsel olarak tanımlanamayan bir uzaklığa yönelir.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Osborn, altın, krem, kahverengi ve koyu yeşil tonlarını bütüncül bir yüzey düzeninde birleştirir. Dantel, kadife, halı, perde ve hamak dokusu ayrıntılı biçimde ayrıştırılmıştır. Figür dekoratif çevreden keskin biçimde kopmaz; elbisesinin açık tonları ve hamağın altın dokusu aracılığıyla mekânın renk akışına katılır.
Tip: Genç kadın, on dokuzuncu yüzyıl resminde görülen dinlenen ve düşünen kadın tipine bağlanır. Ancak kitap, mektup, müzik aleti ya da düşüncesinin yönünü açıklayan herhangi bir anlatı nesnesi bulunmaz. Bu nedenle figürün durumu belirli bir olaydan çok içsel bir zaman deneyimini taşır.
Sembol: Hamak, bedeni yerden ayırarak askıda kalma ve gündelik zamandan çekilme anlamını etkinleştirir. Altın renkli kumaşlar yalnız zenginliği değil, figürü çevreleyen duyusal ve korunaklı dünyayı kurar. Duvar dokumasındaki manzara, gerçek doğanın yerine onun iç mekândaki temsilini geçirir. Çiçekler ise sabit bir sembole dönüştürülmeden, kompozisyonun sessiz ve zarif atmosferine katılır.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Altın Bir Düş, Viktorya dönemi Estetik Hareketi içinde değerlendirilmelidir. Zengin dokular, dekoratif iç mekân, altın renklerin hâkimiyeti ve belirgin bir ahlaki olay yerine güzellik ile ruh hâlinin öne çıkarılması bu yönelimi açıkça gösterir. Ayrıntılı yüzey anlayışında Ön-Raffaelocu miras hissedilse de eserin temel niteliği anlatısal tarih resmi değil, Estetik Hareket’in duyusal güzellik ve içe dönük atmosfer anlayışıdır.
Sonuç
Altın Bir Düş, uyuyan bir kadını değil, gözleri açık olduğu hâlde düşüncelerine çekilmiş bir figürü gösterir. Hafifçe öne eğilen baş, dalgın bakış, aşağı sarkan el ve zeminden ayrılan hamak, dış hareketin durduğu fakat düşüncenin sürdüğü bir an kurar. Duvara asılı manzara dokuması, gerçek dış dünyayı iç mekândaki bir görüntüye dönüştürür. Kadın bu altın renkli çevrede dinlenirken zihni, resmin göstermediği bir alana doğru ilerler.
