Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Yönetmen ve Bağlam
Christopher Nolan, Odyssey ile Homeros’un destanını yalnız mitolojik bir macera olarak değil, savaştan eve dönmenin imkânsızlığı üzerinden yeniden kurar. Odysseus’un yolculuğu bu nedenle canavarları aşarak Ithaka’ya ulaşma serüveninden daha fazlasıdır. Truva’dan ayrılan adam ile eve dönebilecek adam artık aynı kişi değildir. Nolan’ın zaman, hafıza, suçluluk ve kimlik üzerine önceki filmlerinde sürdürdüğü sorular, burada Batı anlatı geleneğinin en eski eve dönüş mitlerinden biriyle birleşir. Film aynı zamanda tamamı IMAX film kameralarıyla çekilen ilk uzun metrajdır; Nolan ile görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema destanın fiziksel büyüklüğünü doğrudan sinemanın maddi ölçeğine taşır.
Filmin Tanıtımı ve Kompozisyon
Film, Homeros’un doğrusal olmayan anlatısını koruyarak Odysseus’un Truva Savaşı’ndaki geçmişi, denizdeki kayboluşu ve Ithaka’daki yokluğu arasında hareket eder. Penelope yıllardır beklemekte, Telemachus babasının izini aramakta, sarayı dolduran talipler ise Odysseus’un yokluğunu bir iktidar boşluğuna çevirmektedir. Nolan ayrıca Truva Atı’nı ve savaşın sonunu genişleterek dönüş yolculuğunu savaşın devamı gibi kurar. Cyclops, Sirenler, ölüler ülkesi, Circe, Calypso ve Athena bu uzun yolun uğraklarıdır; ancak mitolojik karşılaşmaların merkezinde giderek Odysseus’un taşıdığı savaş deneyimi belirir.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Ön-ikonografik yorum
Deniz, kayalık kıyılar, savaşçılar, gemiler, mağaralar, ateş, karanlık, saray salonları ve sürekli hareket eden bedenler filmin temel görsel alanını oluşturur. Truva’nın kuşatılmış mekânından açık denize, Cyclops’un mağarasından ölüler ülkesine kadar Odysseus sürekli bir eşikten diğerine geçer. Ithaka’da ise Penelope ve Telemachus başka türden bir kuşatma altında kalır: Odysseus’un sarayını dolduran talipler, evin içini giderek sahibinden kopmuş bir alana dönüştürür.
İkonografik yorum
Nolan, nostos yani eve dönüş motifini filmin ana ekseninde tutar; fakat kahramanın dönüşünü zafer yolculuğundan çıkarır. Truva Atı, Odysseus’un zekâsının simgesi olduğu kadar aldatmanın ve savaş suçluluğunun başlangıç noktasıdır. Kör edilen Cyclops, Sirenlerin çağrısı, ölülerle karşılaşma ve dilenci kılığına girerek Ithaka’ya dönüş, Homeros geleneğinin tanınabilir motiflerini korur. Buna karşılık tanrılar destandakinden daha uzak tutulur: Poseidon görülmez, Zeus doğrudan sahneye çıkmaz; Athena ise insanlar ile tanrısal alan arasındaki en belirgin geçiş figürü olarak kalır.
İkonolojik yorum
Filmin derin yapısında kahramanlığın kendisi sorgulanır. Odysseus savaş kazanabilen, düşmanlarını yanıltabilen ve olağanüstü engelleri aşabilen biridir; fakat bütün bu yetenekler onu eve dönmeye hazırlamaz. Tam tersine savaşta işe yarayan insan tipi, barış içinde yaşayabilecek insanı aşındırmıştır.
Bu nedenle yolculuk yalnız coğrafi değildir. Odysseus, Truva’dan Ithaka’ya değil, savaşçı kimlikten yeniden insan olabilme ihtimaline doğru ilerler. Filmin acı çelişkisi ise eve dönüşün sonunda yeniden şiddete ihtiyaç duymasıdır. Savaştan kurtulmak isteyen adam, kendi evini geri almak için yeniden öldürmek zorundadır.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Nolan kahramanı kusursuzlaştırmak yerine, zafer ile yıkımı aynı bedende toplar. Truva Atı büyük askeri zekânın ürünü olduğu kadar ihaneti ve ölümü taşıyan bir nesnedir. Odysseus’un başarıları eve dönüşünü kolaylaştırmaz; her başarı başka bir kayıp üretir. Böylece destansı kahramanlık, savaş sonrası travma ve ahlaki borçla birlikte temsil edilir. Yolculuğun asıl bedeli öldürülen canavarlardan değil, geride bırakılan adamlardan ve Odysseus’un giderek tanıyamadığı kendi benliğinden doğar.
Bakış: Film seyirciyi Odysseus’un kahramanlığına hayran kalabileceği büyük ölçekli görüntüler içine yerleştirirken aynı anda bu kahramanlığın bedelini görmeye zorlar. IMAX’ın genişliği savaş ve deniz sahnelerine yücelik kazandırır; fakat aynı ölçek insan bedeninin doğa, savaş ve ölüm karşısındaki küçüklüğünü de büyütür. Odysseus’un bakışı giderek fetheden komutandan geçmişinin izlerini taşıyan tanığa dönüşür. Ithaka hattında ise Penelope ile Telemachus’un bekleyişi, destanın yalnız dönen kahramanın değil, dönüşü beklemek zorunda kalanların hikâyesi olduğunu hatırlatır.
Boşluk: Nolan’ın en güçlü boşluklarından biri Sirenler sahnesindedir. Direğe bağlanan Odysseus çağrıyı işitirken seyirci sesin tamamına erişemez; mürettebatın balmumuyla kapatılmış kulaklarına yakın bir konuma yerleştirilir. Arzu gösterilir fakat nesnesi bütünüyle verilmez. Tanrıların geri çekilmesi de benzer bir açıklık yaratır. Poseidon’un öfkesi denizde hissedilir ama tanrı görünmez. Böylece kader ile rastlantı, ilahi ceza ile insan hatası arasındaki sınır kesinleşmez.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Hoyte van Hoytema’nın görüntüleri, mitolojik dünyayı parlatılmış bir fantastik evrenden çok fiziksel ağırlığı olan bir dünya olarak kurar. Fırtınalı deniz, ateşle aydınlanan karanlıklar, devasa kıyılar ve yaratıkların gölgeler içinde tutulması fantastik olanı maddi gerçekliğe yaklaştırır. Jennifer Lame’in kurgusu zamanı doğrusal bir güzergâh olmaktan çıkarır; geçmiş, şimdiki zamanın içine dönerek Odysseus’un yolculuğunu aynı zamanda bir hafıza hareketine dönüştürür. Filmin tamamının IMAX film kameralarıyla çekilmiş olması da bu biçimsel iradenin parçasıdır: mit yalnız anlatılacak değil, seyircinin fiziksel olarak içine yerleştirileceği bir ölçek kazanır.
Tip: Odysseus, kültürel belleğin en eski “eve dönen savaşçı” tiplerinden biridir; fakat Nolan bu tipi zaferle tamamlamaz. Savaşçının becerileriyle kocanın ve babanın ihtiyaç duyduğu kimlik arasında çatlak açılır. Penelope yalnız sadık eş tipi değildir; Odysseus’un yokluğunda evi, zamanı ve iktidar dengesini taşıyan figürdür. Telemachus ise babanın mirasıyla karşılaşmadan önce onun yokluğunda biçimlenen oğul tipini taşır. Üç figür aynı evin farklı zamanlarını temsil eder: giden, bekleyen ve eksiklik içinde büyüyen.
Sembol: Deniz, yolculuk boyunca yalnız aşılması gereken mekân olarak kalmaz; Odysseus’un eve ulaşmasını sürekli ertelerken onun değişiminin de taşıyıcısına dönüşür. Truva Atı zafer ile suçluluğu aynı biçimde barındırır: dışarıdan armağan, içeriden ölüm taşıyan yapısı filmin kahramanlık anlayışındaki çiftliği yoğunlaştırır. Yay ise Ithaka’ya dönüşte kimliğin yeniden tanınmasına bağlanır; savaşçının gücü, kendi evinde yeniden sınanır. Ev ise bütün bu hareketin karşı kutbudur. Odysseus’un yıllarca aradığı Ithaka değişmemiş bir başlangıç noktası değil, ancak dönüşün bedeli ödendikten sonra yeniden kurulabilecek kırılgan bir aidiyettir.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Odyssey, mitolojik epik ile çağdaş auteur blockbuster sinemasının kesişimindedir. Nolan, klasik Hollywood’un büyük tarihsel epik ölçeğini modern psikolojik savaş filmi, doğrusal olmayan anlatı ve fiziksel sinema estetiğiyle birleştirir. Mitolojik olan burada fantastik kaçıştan çok savaş, hafıza ve kimliğin zamansız çatışmalarını taşıyan bir yapı kazanır.
Sonuç
Odyssey’nin sonunda esas mesele Ithaka’ya varmak değildir. Asıl sorun, eve dönen kişinin hâlâ evden ayrılan kişi olup olmadığıdır. Odysseus denizi, canavarları, tanrıların belirsiz iradesini ve ölümü aşabilir; fakat yolculuğun en zor eşiği kendi geçmişidir. Truva’da kazandığı zafer ona kahramanlık verirken aynı savaş eve dönebilecek benliğini parçalamıştır. Ithaka bu nedenle coğrafi bir son değil, kimliğin sınandığı son eşiktir. Nolan’ın Homeros’ta bulduğu büyük paradoks burada yoğunlaşır: İnsan bazen evine dönmek için dünyayı aşar; fakat döndüğünde aşması gereken son mesafe, kendi içinde açılmış olan uzaklıktır.
