Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Sanatçının Tanıtımı
Pablo Picasso, modern sanatın en kurucu isimlerinden biridir; fakat onun önemi yalnız Kübizm’i başlatmış olmasında değil, sürekli yön değiştirebilmesindedir. 1920’lere gelindiğinde Picasso, savaş sonrası Avrupa’daki “düzene dönüş” atmosferiyle birlikte figürü yeniden ağır, hacimli ve klasik çağrışımlı biçimlerde kurmaya başlar. Bu dönemde beden parçalanmış düzlemlerden çok, yoğun kütle ve sakin kompozisyon üzerinden düşünülür. Nu assis s’essuyant le pied bu bakımdan önemlidir: burada figür modern kalır, ama aynı zamanda neoklasik bir ağırlık ve dinginlik kazanır.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Tabloda çıplak bir kadın, beyaz örtü serilmiş kübik bir blok üzerinde oturur. Gövdesi öne doğru kapanır; başı eğilmiş, bakışı aşağıya yönelmiştir. Bir bacağını kendine doğru çekmiş, iki eliyle ayağını ya da ayağının çevresindeki beyaz bezi kavramıştır. Öteki bacak daha aşağıda, zemine yakın biçimde yer alır. Bu oturuş rastgele değil, bütün kompozisyonu içine toplayan bir duruştur. Beden açılmak yerine kendi üzerine kapanır; resmin hareketi de dışarıya değil, içeriye doğru işler.
Arka plan son derece sade kurulmuştur. Açık mavi bir deniz şeridi, soluk bir gökyüzü ve sıcak toprak rengi alt alan, figürü çevreler ama onu dağıtmaz. Beyaz örtünün kıvrımları, bedensel kütlenin karşısında daha yumuşak bir ritim kurar. En dikkat çekici şey, bedenin büyük ve ağır görünmesine karşın kompozisyonun taşmamasıdır. Picasso, figürü anıtsallaştırırken onu sahneleştirmez; aksine küçük, sıradan bir jestin içine yerleştirir.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

https://en.wikipedia.org/wiki/File:Pablo_Picasso,1921,_Nu_assis_s%27essuyant_le_
pied(Seated_Nude_Drying_her_Foot),_pastel,_66_x_50.8_cm,_Berggruen_Museum.jpg
ön ikonografik: Resimde çıplak bir kadın figürü kübik bir blok üzerinde oturur. Başını öne eğmiş, bir ayağını elleriyle tutar ya da ayağını beyaz bir bezle kurular gibidir. Beden iri kütleler halinde verilmiştir. Arka planda mavi deniz şeridi, açık gökyüzü ve toprak rengi zemin görülür.
ikonografik: Başlık, figürün basit ama belirleyici eylemini açıklar: ayağını kurulayan oturan nü. Bu nedenle eser yalnız “çıplak kadın” resmi değildir; yıkanma, kurulama ve bedenin kendiyle meşgul olduğu gündelik bir anı taşır. Oturan nü tipi, Batı resminde klasik banyo ve Venüs geleneğine bağlanabilir; fakat burada mitolojik bir hikâye yoktur. Figür tanrıça gibi değil, kendi bedeniyle uğraşan gerçek bir kadın gibi görünür.
ikonolojik: Eser, savaş sonrası dönemde bedenin yeniden kurulma biçimini görünür kılar. Picasso burada klasik anıtsallığı geri çağırır; ama bunu kahramanlık ya da mitoloji için değil, gündelik beden jesti için kullanır. Bu yüzden tablo, modern sanatta bedenin yeniden “ağırlık” kazanmasının örneklerinden biridir. Küçük bir kurulama hareketi, böylece insan bedeninin varlığına dair daha büyük bir sessizlik ve yoğunluk üretir.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Picasso figürü doğalcı ayrıntılarla değil, büyük, kapalı ve sakin kütlelerle temsil eder. Omuz, kol, göğüs, diz ve sırt, tek tek anatomik açıklamadan çok heykelsi bir bütünlük duygusu verir. Bu nedenle temsil edilen şey yalnız bir çıplak beden değil; kendini toparlayan, içine çeken ve ağırlığını taşıyan bir bedendir. Gündelik bir eylem, anıtsal bir bedensel varlığa dönüşür.
Bakış: Bakış bu eserde dışarıya açılmaz. Figür izleyiciye bakmaz; başını aşağı eğerek bütün dikkatini ayağına yöneltir. Bu durum resmi belirgin biçimde değiştirir: beden görünürdür ama gösteri için kurulmaz. İzleyici çıplaklığı seyreder; fakat figür seyir ilişkisine katılmaz. Böylece bakış tek yönlü kalır, ama tam da bu yüzden kırılır. Çünkü beden görünür olduğu halde özne kendini geri çekmiştir.
Boşluk: Boşluk burada ferah bir manzara açıklığı olarak değil, figürün çevresinde bırakılmış sade alanlar olarak işler. Deniz ve gökyüzü geri planda genişlik duygusu verse de, asıl yoğunluk figürün kendi içine kapanışındadır. Beyaz örtü ile açık mavi arka plan, bedenin çevresinde sessiz bir çerçeve kurar. Boşluk, figürün anıtsallığını büyütür; ama onu dramatik hale getirmez.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Bu eser, Picasso’nun neoklasik döneminin açık bir örneğidir. Konturlar sakin, hacimler belirgin, beden ağır ve heykelsi görünür. Kübist parçalama geri çekilmiş; onun yerine klasik çağrışımlı, bütünlüklü bir figür gelmiştir. Ancak bu klasiklik akademik soğukluk üretmez; beden hâlâ modern bir sadelik içindedir.
Tip: Buradaki figür, banyo sonrası oturan nü tipine yaklaşır. Bu tip antik Venüs, yıkanan kadın ve modern nü geleneğiyle ilişki kurar; fakat Picasso onu ne mitolojik ne de erotik olarak abartır. Figür daha çok kendi bedeniyle meşgul olan, gündelik ama ağırlaşmış modern kadın tipine dönüşür.
Sembol: Ayağı kurulama jesti, bedeni gündelik hayata bağlayan en önemli unsurdur. Beyaz bez ve beyaz örtü arınma, temizlik ve geçici korunma duygusu taşır. Kübik blok, figürü doğal zeminden ayırarak ona neredeyse heykel kaidesi etkisi verir. Deniz şeridi ise bu kapalı bedensel anın ardında açık ama sessiz bir dünya bırakır. Böylece resimde sembolik yoğunluk büyük nesnelerden değil, küçük jest ve sade çevreden doğar.
Sanat Akımı
Eser, Picasso’nun savaş sonrası neoklasik yönelişine aittir; bedenin ağır, bütünlüklü ve heykelsi kuruluşu bu akımı açık biçimde görünür kılar.
Sonuç
Nu assis s’essuyant le pied, Picasso’nun modern bedeni yeniden ağırlaştırdığı ve klasikleştirdiği güçlü eserlerden biridir. Burada büyük olan şey konu değil, bedenin kendi içine kapanarak kazandığı yoğunluktur. Küçük bir kurulama hareketi, figürü gündelik hayatın içinden koparmadan anıtsal hale getirir. Eserin gücü, çıplaklığı ne mitolojik ne de yalnız duyusal bir alan olarak kurmasında; onu sessiz, maddi ve kendi içine dönük bir varlık olarak göstermesinde yatar.