Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Sanatçının Tanıtımı
Pierre Bonnard, modern Fransız resminde gündelik iç mekânı, ev yaşamını, masa düzenlerini ve figürlerin psikolojik uzaklığını renk ve yüzey ilişkileriyle ele alan sanatçılardan biridir. Bonnard’ın resminde olay çoğu zaman büyük bir dramatik kırılma olarak değil, odanın içinde dağılan ışık, renk, nesne ve sessizlik olarak belirir. The Dessert de bu bağlamda, yemek sonrası bir anı, iki figür arasındaki mesafeyi ve masanın üzerindeki nesnelerle kurulan gündelik atmosferi merkezine alır.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Kompozisyon, beyaz örtülü yuvarlak bir masa çevresinde oturan iki figür üzerine kuruludur. Sol tarafta turuncu-kırmızı giysili genç kadın, başını iki eli arasına almış biçimde yana dönük durur. Sağ tarafta koyu ceketli erkek figür, ağzında sigara ile masaya doğru kapanmış, daha içe çekilmiş bir konumdadır. Arka planda kırmızımsı duvar ve dolap yüzeyi, üzerinde vazolar, çiçekler, küçük kaplar ve koyu bir kâseyle birlikte sahneyi kuşatır. Masa üzerindeki tabaklar, bardaklar, sürahi, fincan, küçük yiyecek parçaları ve beyaz örtü, resmin gündelik hayat alanını kurar. Sağ kenardaki yeşil dikey yüzey, kırmızı iç mekânı kesen ayrı bir renk alanı oluşturur.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Pierre_Bonnard
Ön-ikonografik düzeyde resimde iki insan figürü, yemek masası, beyaz masa örtüsü, tabaklar, bardaklar, sürahi, fincan, küçük yiyecekler, çiçek vazoları ve kırmızı tonların hâkim olduğu bir iç mekân görülür. Sol figürün elleri yüzünü çevreler; sağdaki figür sigara içer. Arka plandaki çiçekler ve kaplar, masadaki gündelik nesnelerle birlikte yoğun bir iç mekân dokusu meydana getirir.
İkonografik düzeyde konu, yemek ya da tatlı sonrası bir ev/kafe içi anı olarak okunabilir. Başlık, masadaki yiyecek düzenini ve öğün sonrasındaki zamanı işaret eder. Ancak Bonnard’ın ilgisi tatlının kendisinden çok, tatlı sonrası kalan duruşlarda, masa nesnelerinde ve iki figür arasındaki ruhsal mesafededir. Kadının yüzünü elleriyle çevrelemesi bekleyiş, dalgınlık ya da sıkıntı duygusunu çağırır. Erkeğin sigara içen kapalı duruşu ise konuşmadan çok içe çekilme hâlini güçlendirir.
İkonolojik düzeyde eser, gündelik hayatın sıradan bir anında modern iç mekânın psikolojik yoğunluğunu ele alır. Yemek masası, birlikte olmanın nesnel merkezidir; fakat figürler arasında açık bir iletişim kurulmaz. Aynı masada bulunmak, ortak bir duygusal alan yaratmaya yetmez. Masa üzerindeki beyazlık, tabaklar ve cam nesneler sahneyi aydınlatırken, figürlerin yüzleri ve duruşları daha karmaşık, içe dönük bir atmosfer taşır.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil, yemek sonrası sahneyi huzurlu bir aile ya da dostluk anı olarak sabitlemez. Sol figürün yüzünü elleri arasına alması, bedensel olarak açık fakat ruhsal olarak kapanmış bir duruş üretir. Sağdaki erkek figür ise sigara dumanı ve koyu giysi içinde daha ağır, daha suskun bir kütle gibi yerleşir. İki figür aynı masada yan yana değil, karşıt yönlere kapanmış iki ayrı iç dünya gibi durur.
Bakış düzeni doğrudan değildir. Kadın figür dışa dönük görünse de bakışı belirgin bir karşılaşma kurmaz. Erkek figürün gözleri de masaya ya da kendi içine yönelmiş gibidir. İzleyici, figürlerin bakışından çok masa üzerindeki nesneler ve arka plandaki çiçekler aracılığıyla sahneye girer. Bonnard burada bakışı insan yüzünde sabitlemez; onu renk yüzeyleri ve gündelik nesneler arasında dolaştırır.
Boşluk, masanın çevresinde ve iki figürün arasında oluşur. Masa doludur; fakat ilişkinin merkezi boş kalır. Tabaklar, bardaklar ve sürahi birlikte yenmiş bir şeyin izini taşır; yine de sahne paylaşılmış bir neşeden çok, yemeğin ardından kalan sessizliği duyurur. Bu boşluk, konuşmanın eksildiği ve figürlerin kendi içlerine çekildiği zamandır.
Stil – Tip – Sembol
Stil açısından eser, Bonnard’ın renkçi ve düzlemsel iç mekân anlayışını taşır. Kırmızı, turuncu, pembe, yeşil, mavi ve beyaz tonlar nesneleri katı konturlarla ayırmak yerine birbirine geçirir. Fırça darbeleri belirgindir; masa örtüsünün beyazlığı çevredeki kırmızı atmosferle titreşir. Arka plandaki çiçekler ayrıntılı botanik betimleme olarak değil, renk ve yüzey hareketi olarak kurulmuştur. Figürler de kesin portre netliğinden çok iç mekânın renk dokusuna karışır.
Tip düzeyinde soldaki kadın dalgın, bekleyen ya da sıkılmış modern iç mekân figürüdür. Sağdaki erkek, sigara içen ve kendi içine kapanan şehirli erkek tipidir. Masa, bu iki figürü bir araya getiren gündelik sosyal düzendir. Fakat tipler arasında dramatik bir çatışma değil, düşük yoğunluklu bir sessizlik vardır.
Sembol düzeyinde beyaz masa örtüsü gündelik düzeni ve yemek ritüelini taşır. Boş ya da yarı dolu tabaklar, sona ermiş bir öğünün ardından kalan zamanı belirtir. Sigara, konuşmanın yerini alan içe dönük alışkanlık ve bekleme işareti olarak çalışır. Çiçek vazoları, iç mekâna dekoratif canlılık verir; fakat figürlerin durgunluğunu ortadan kaldırmaz. Kırmızı arka plan, sahneye sıcaklık verirken aynı zamanda kapalı ve yoğun bir atmosfer yaratır.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Bu eser, Post-Empresyonizm bağlamında değerlendirilmelidir. Bonnard’ın Nabis çevresiyle ilişkili dekoratif yüzey anlayışı, renk alanlarını mekân kurucu bir öğeye dönüştürmesi ve gündelik iç mekânı psikolojik bir atmosfere taşıması bu bağlamı güçlendirir
Sonuç
The Dessert, yemek sonrası sıradan bir anı, iki figür arasındaki konuşulmamış mesafeye dönüştürür. Masadaki tabaklar ve bardaklar birlikte geçirilmiş zamanı gösterir; fakat figürlerin duruşu bu birlikteliğin kolay bir yakınlık üretmediğini hissettirir. Kadının elleriyle çevrili yüzü, erkeğin sigarası ve arka plandaki çiçekli yüzey arasında sahne, gündelik hayatın sessiz gerilimini taşır. Bonnard’ın resmi, tatlıdan sonra kalan tadı değil, masada asılı kalan suskunluğu anlatır.
