Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Sanatçının Tanıtımı
Umberto Boccioni, Fütürizmin yalnız hız ve makineyle değil, insan bedeni ile çevresi arasındaki sınırların çözülmesiyle de ilgilenen kurucu sanatçılarındandır. 1912 tarihli Yatay Hacimler, Boccioni’nin annesi Cecilia Forlani’yi merkezine alan çalışmalarından biridir. Sanatçı burada portre benzerliğini bütünüyle terk etmez; fakat annesinin bedenini, evleri, mimari düzlemleri ve çevredeki çizgileri aynı resimsel yapı içinde birbirine geçirir.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Kompozisyonun merkezinde yaşlı kadın oturur. Elleri kucağında birbirine kenetlenmiş, gövdesi izleyiciye dönmüştür. Kadının göğsü açıktır demek mümkün değildir; tersine, koyu giysisi gövdeyi bütünüyle kapatır. Baş çevresindeki açık yeşilimsi ve sarımsı parçalar da beyaz bir yaka olmaktan çok, yüz ile çevredeki geometrik alanların birbirine geçtiği kırılmış renk yüzeyleridir.
Boccioni figürü yalnız beden sınırları içinde tutmaz. Kadının solunda, dekoratif balkon demirini andıran kıvrımlı bir örgü görülür. Bu kıvrım, sert mimari düzlemlerin arasında organik bir çizgi oluşturur. Göğüs bölgesinin altında ise kompozisyona yerleştirilmiş sarı pencereli iki küçük ev biçimi, insan bedeniyle kentsel çevrenin birbirinin içine girmesini daha da belirginleştirir. Üst bölümde çatılar, duvarlar ve yapı cepheleri başın çevresine kadar sokulur. Figür bir evin önünde oturmaz; evler ve şehir onun beden alanının içine taşınır.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Ön-ikonografik düzeyde yaşlı bir kadın, kenetlenmiş eller, koyu giysi, kıvrımlı demir biçimi, küçük evler, pencereler, çatı ve duvar parçaları görülür. Yüz tanınabilir durumdadır; ancak baş, omuzlar ve kollar geometrik yüzeylerle kesilir. İnsan bedeni ile mimari arasındaki sınırlar sürekli değişir.
İkonografik düzeyde figür Boccioni’nin annesi Cecilia Forlani’dir. Portre geleneğinde anne çoğunlukla bireysel yüz, aile bağı ve psikolojik yakınlık üzerinden kurulur. Boccioni ise bu kişisel figürü modern kentin biçimsel unsurlarıyla bir araya getirir. Küçük evler, çatılar ve balkon demirini çağrıştıran çizgiler, annenin yalnız bir iç mekânda bulunan kişi olmadığını; yaşadığı çevrenin resimsel yapısıyla birlikte ele alındığını gösterir.
İkonolojik düzeyde eser, insanı çevresinden ayrı ve kapalı bir varlık olarak düşünmeyi reddeder. Anne bedeni, kişisel hafıza ile mimari çevrenin kesiştiği merkez hâline gelir. Ev figürün arkasındaki dekor değildir; figürün biçimine katılır. Boccioni böylece kimliği yalnız yüz benzerliğinde değil, insanın içinde yaşadığı maddi dünya ile kurduğu süreklilikte arar.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil, Cecilia’yı bütünüyle parçalayarak anonimleştirmez. Yüz ve kenetlenmiş eller güçlü biçimde korunur. Özellikle eller, yaşlı bedenin ağırlığını ve maddiliğini kompozisyonun alt merkezinde toplar. Buna karşılık omuzlar ve gövde mimari düzlemler tarafından kesilir. Portre ile kent görünümü aynı temsil alanında buluşur.
Bakış, doğrudan fakat sert bir seyirci karşılaşmasına dönüşmez. Kadının yüzü öne çevrilmiş olsa da gözlerde içe çekilmiş bir ifade vardır. İzleyicinin dikkati yüzden ellere, oradan iki küçük eve, balkon demirinin kıvrımına ve çevredeki yapı yüzeylerine dağılır. Böylece yüz, portredeki mutlak merkez olma ayrıcalığını kaybeder.
Boşluk, figürün çevresinde nötr bir alan bırakmaz. Beden ile duvar, çatı, ev ve balkon arasındaki mesafe kapanmıştır. Fütürist mekân burada boşluk değil, nesneler arasındaki karşılıklı nüfuzdur. İnsan çevrede bulunmaz; çevre insanın içine kadar girer.
Stil – Tip – Sembol
Stil düzeyinde eser, eğimli ve yatay düzlemler, kıvrımlı çizgiler ve kesişen hacimler üzerinden kurulmuştur. Fütürist dinamizm burada koşan ya da hızlanan bir bedende değil, durağan figürün mekân tarafından parçalanıp yeniden kurulmasında ortaya çıkar.
Tip düzeyinde Cecilia yaşlı anne ve aile figürüdür. Ancak Boccioni onu geleneksel anne portresinin duygusal kalıplarına kapatmaz; bedeni modern mekân araştırmasının taşıyıcısına dönüştürür.
Sembol düzeyinde ev motifi önem kazanır. Ev kültürel olarak barınma, aile, aidiyet ve özel yaşamla ilişkilenen geniş bir belleğe sahiptir. Göğsün altına kadar taşınan sarı pencereli küçük evler, bu eserde anne figürünün kişisel ve ailevi alanıyla ilişki kurmaya açıktır. Ancak bunu yalnız “anne = ev” biçiminde sabitlemek yetersiz olur. Asıl anlam, evlerin bedenin içine yerleşmesiyle oluşur: kişisel kimlik, yaşanmış çevreden ayrılmaz. Kıvrımlı balkon demiri de aynı şekilde mimarinin yalnız sert geometri olmadığını, gündelik yaşamın dekoratif izlerini de taşıdığını ekler.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Eser, Fütürizm bağlamında değerlendirilmelidir. İnsan ile çevrenin aynı düzlemler içinde birbirine geçirilmesi, tek ve durağan bakış noktasının bozulması ve mekânın pasif arka plan olmaktan çıkarılması Fütürist anlayışın temel özellikleridir. Burada hareket fiziksel hız değil, hacimlerin birbirine nüfuz etmesi biçiminde işler.
Sonuç
Yatay Hacimler, oturan ve ellerini kucağında birleştiren son derece sakin bir figürden hareket eder; fakat bu sakinlik, çevresindeki dünyanın durağan olduğu anlamına gelmez. Küçük evler, balkon demirinin kıvrımı, çatılar ve duvar parçaları Cecilia’nın bedenine kadar ilerler. Boccioni’nin portresinde anne yalnız kendi yüzüyle değil, içinde yaşadığı evler ve kent dokusuyla birlikte var olur. Resmin dinamizmi de tam burada doğar: hareket etmeyen beden, çevresiyle sınırlarını kaybetmeye başladığında Fütürist bir hacme dönüşür.