Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Wendy Hui Kyong Chun’un “Programmed Visions: Software and Memory” / “Programlanmış Görüler: Yazılım ve Bellek” kitabı, dijital kültürü anlamak için temel metinlerden biridir. Chun burada yazılımı yalnız bilgisayarda çalışan teknik komutlar bütünü olarak ele almaz. Yazılım, çağdaş dünyanın kendisini anlama biçimlerinden biri hâline gelmiştir. Bugün yönetimden ekonomiye, genetikten kültüre, eğitimden gündelik hayata kadar birçok alan “kod”, “program”, “veri”, “algoritma” ve “sistem” gibi kavramlarla düşünülmektedir.
Kitabın temel iddiası şudur: Yeni medya, programlanabilirlik mantığıyla çalışır. Bu mantık yalnız bilgisayarların nasıl işlediğini değil, geleceğin nasıl tasarlandığını da belirler. Programlanmış görü, geçmiş veriden hareketle geleceği biçimlendirme, tahmin etme ve hatta onu şimdiden teknik olarak kurma arzusudur. Bu yüzden yazılım yalnız arka planda çalışan görünmez bir mekanizma değildir; çağdaş dünyada bellek, gelecek, arayüz ve özneleşme ilişkisini yeniden düzenleyen bir güçtür. Bu metin, Sentetik Epistemoloji açısından özellikle Kod İradesi kavramı için önemlidir. Çünkü Kod İradesi, çağdaş dünyada biçimin yalnız insan niyetiyle değil, yazılımın programlanabilirlik mantığıyla kurulduğunu söyler. Chun’un çalışması bu mantığın felsefi zeminini verir. Yazılım görünmez çalışır; ama görünür sonuçlar üretir. Arayüz basit görünür; ama arkasında karmaşık işlemler saklar. Geçmiş veri depolanır; ama yalnız geçmiş olarak kalmaz, geleceği yönlendiren bir tahmin aracına dönüşür.
Chun’un Konumu
Chun’un düşüncesi, yazılım çalışmaları, medya teorisi, kültürel eleştiri, teknik tarih ve siyasal düşünce arasında yer alır. Onu önemli kılan şey, yazılımı yalnız mühendislik nesnesi olarak değil, çağdaş kültürün düşünme biçimi olarak okumasıdır. Yazılım, bilgisayar ekranının arkasında kalan gizli bir işlem değildir yalnızca; kültürün görünmeyen mantıklarını açıklamak için kullanılan güçlü bir modeldir. “Programlanmış Görüler”, Chun’un “Discriminating Data” / “Ayrımcı Veri” kitabıyla birlikte okunmalıdır. “Programlanmış Görüler” yazılım, bellek, arayüz ve gelecek meselesini açar. “Ayrımcı Veri” ise bu tartışmayı toplumsal tanınma, korelasyon, benzerlik, homofili ve algoritmik ayrımcılık alanına taşır. İki metin birlikte düşünüldüğünde Chun’un ana sorusu daha açık hâle gelir: Dijital sistemler yalnız dünyayı temsil mi eder, yoksa dünyayı belirli biçimlerde tanır, ayırır, tekrar eder ve programlar mı?
Bu soru, yapay zekâ çağında daha da günceldir. Çünkü bugün yapay zekâ sistemleri yalnız yazılım değildir; fakat yazılımın kurduğu programlanabilirlik mantığını daha ileri taşır. Model, veri, arayüz, çıktı, geri bildirim ve kullanıcı davranışı aynı sistem içinde birbirine bağlanır. Chun’un yazılım eleştirisi, bu bağın nasıl bir kültürel güç ürettiğini anlamak için gereklidir.
“Ayrımcı Veri”: Homofili, Korelasyon ve Algoritmik Nomos
Chun’un “Discriminating Data: Correlation, Neighborhoods, and the New Politics of Recognition” / “Ayrımcı Veri: Korelasyon, Komşuluklar ve Tanınmanın Yeni Politikası” kitabı, “Programlanmış Görüler”de kurulan yazılım ve bellek tartışmasını toplumsal ayrımcılık alanına taşır. Burada Chun’un temel iddiası şudur: Büyük veri sistemlerinde ayrımcılık yalnızca yanlış veri ya da hatalı model sorunu değildir. Ayrımcılık, korelasyon, benzerlik, komşuluk ve tanınma mantıkları içinde yapısal olarak yeniden üretilebilir.
Burada homofili kavramı belirleyicidir. Homofili, benzerlerin benzerlerle ilişkilendirilmesi anlamına gelir. Sosyal ağlar, öneri sistemleri, reklam algoritmaları ve platform akışları çoğu zaman bu mantıkla çalışır. Sana benzeyenlerin izlediği şeyi sana önerir. Senin gibi davrananların aldığı ürünü sana gösterir. Benzer konumdaki kullanıcıların risklerini sana da atar. Böylece sistem, toplumsal farkları yalnız kaydetmez; onları tekrar eder, güçlendirir ve yeni dijital komşuluklar hâlinde örgütler. Chun’un korelasyon eleştirisi de burada önemlidir. Korelasyon, nedenleri açıklamadan birlikte görülen örüntüleri yakalar. Fakat algoritmik sistemlerde bu örüntüler karar mekanizmasına bağlandığında, geçmişteki eşitsizlikler geleceğin normu hâline gelebilir. Bir mahalle, bir isim, bir dil kullanımı, bir yüz, bir alışveriş biçimi ya da bir sosyal çevre belirli risklerle, tercihlerle veya davranışlarla ilişkilendirildiğinde, sistem yalnız tahmin yapmaz; kişiyi bir olasılık alanına kapatır.
“Ayrımcı Veri”, Sentetik Epistemoloji içinde Algoritmik Nomos kavramını en somut biçimde besleyen metinlerden biridir. Nomos burada açık bir yasa gibi işlemez. Kimse kullanıcıya doğrudan emir vermez. Fakat sistem kimin kime benzediğini, hangi içeriğin kime gösterileceğini, hangi davranışın olası sayılacağını, hangi kişinin hangi kategoriye yakın durduğunu teknik olarak düzenler. Böylece ayrımcılık, açık ideolojik söylemden çok, korelasyon ve öneri sistemlerinin gündelik işleyişine yerleşir. Bu bağlantı, “Programlanmış Görüler” metnini de güçlendirir. Çünkü orada yazılımın geçmiş veriden gelecek kurma arzusunu tartışırız. “Ayrımcı Veri” ise bu programlanmış geleceğin toplumsal sonucunu gösterir: Eğer geçmiş veri eşitsizliklerle kurulmuşsa, programlanan gelecek de bu eşitsizlikleri yeniden üretebilir. Chun’un iki kitabı birlikte okunduğunda, yazılımın yalnız bellek ve gelecek değil; aynı zamanda tanınma, ayrım, komşuluk ve norm üretimi meselesi olduğu görünür.
Yazılımın Metafor Hâline Gelmesi
Chun’un en önemli tespitlerinden biri, yazılımın çağdaş dünyada bir metafor hâline gelmesidir. Yazılım yalnız bilgisayarları çalıştıran kod değildir; görünmeyen ama sonuç üreten sistemleri düşünmek için kullanılan genel bir modele dönüşür. Genetik “kod” olarak düşünülür. Ekonomi görünmez algoritmalarla çalışıyormuş gibi tasarlanır. Devlet, şirket, platform ve kullanıcı davranışı programlanabilir sistemler olarak ele alınır. Bu nokta önemlidir. Çünkü yazılım metaforu bize iki şey vaat eder: görünmez olanı açıklama ve geleceği kontrol etme. Bir sistemin kodunu bilirsek, onu çözebileceğimizi düşünürüz. Bir davranışın programını anlarsak, onu öngörebileceğimizi sanırız. Bir toplumun veri örüntülerini çıkarırsak, geleceğini yönetebileceğimizi varsayarız.
Fakat Chun’un eleştirisi tam burada başlar. Yazılım açıklık vaat ederken, aynı anda yeni bir cehalet üretir. Arayüz bize kolaylık sunar; ama işlemin kendisini gizler. Kod düzen kurar; ama kullanıcı çoğu zaman o düzenin nasıl çalıştığını bilmez. Daha çok gösteriliriz, ama daha az anlarız. Bu nedenle yazılım metaforu hem açıklayıcı hem de aldatıcıdır. Bu ikili yapı yapay zekâ çağında daha da sertleşir. Bir modelin ürettiği metin ya da imaj kullanıcıya açık ve anlaşılır görünür. Fakat bu çıktının hangi verilerden, hangi model mimarisinden, hangi filtrelerden, hangi optimizasyonlardan ve hangi kurumsal hedeflerden geçtiği çoğu zaman görünmezdir. Yazılımın metaforik gücü, tam da bu görünmezliği doğal göstermesinden gelir.
Arayüzün Parlaklığı, İşlemin Opaklığı
Chun’un düşüncesinde arayüz ile işlem arasındaki ayrım çok önemlidir. Kullanıcı bilgisayarla, telefonla, uygulamayla ya da yapay zekâ sistemiyle arayüz üzerinden ilişki kurar. Ekranda butonlar, pencereler, menüler, akışlar, sohbet kutuları, öneriler ve sonuçlar görünür. Kullanıcı sistemle karşı karşıya olduğunu sanır. Oysa gördüğü şey, sistemin yalnız görünür yüzüdür. Asıl işlem arka plandadır. Veri toplanır, sınıflandırılır, saklanır, eşleştirilir, hesaplanır, sıralanır ve yeniden gösterilir. Arayüz ise bu karmaşık işlemi basit bir deneyim gibi sunar. Kullanıcı tıklar, yazar, kaydırır, komut verir, çıktı alır. Bu etkileşim açık gibi görünür; fakat sistemin nasıl karar verdiği çoğu zaman opaktır.
Chun’un kitabında yazılımın gücü tam bu görünür-görünmez ayrımında belirir. Bilgisayar, hem bilinebilen hem bilinmeyen bir makine gibi işler. Kullanıcı bir şey yaptığını görür; ama bu eylemin arkasındaki kod, algoritma, donanım ve veri akışları büyük ölçüde görünmez kalır. Bu durum yapay zekâ çağında daha da belirgindir. Kullanıcı prompt yazar, sistem yanıt verir. Görünürde işlem basittir. Fakat modelin hangi verilerle eğitildiği, hangi ağırlıklarla çalıştığı, hangi içerikleri bastırdığı, hangi örüntüleri güçlendirdiği ve hangi sınırlar içinde yanıt ürettiği çoğu zaman görünmezdir. Arayüz berraklaştıkça işlem daha da opaklaşır.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Wendy_Hui_Kyong_Chun
Kaynak Kod, Logos ve Kod İradesi
Chun’un yazılım düşüncesinde source code / kaynak kod meselesi merkezi bir yer tutar. Kaynak kod, çoğu zaman sistemin hakikati gibi düşünülür. Sanki kodu görürsek, sistemin nasıl çalıştığını tam olarak anlayabiliriz. Bu anlayışta kod, bir tür modern logos hâline gelir. Düzeni kuran, anlamı taşıyan ve işlemi mümkün kılan gizli metin gibi düşünülür. Fakat Chun bu varsayımı sorgular. Kod önemli olsa da, sistem yalnız koddan ibaret değildir. Kodun çalışması için donanım, işletim sistemi, veri, kullanıcı, ağ, standartlar, protokoller, şirket politikaları ve teknik çevre gerekir. Kaynak kodu görmek, sistemin bütün işleyişini anlamak anlamına gelmez. Kod, tek başına hakikat değildir.
Bellekten Depolamaya
Kitabın alt başlığındaki “Software and Memory” / “Yazılım ve Bellek” ilişkisi de belirleyicidir. Chun, dijital kültürde belleğin depolama ile özdeşleşmesini sorgular. Bilgisayarlar, dosyalarımızı, fotoğraflarımızı, mesajlarımızı, belgelerimizi, arama geçmişimizi ve etkileşimlerimizi saklar. Bu yüzden dijital sistemler güçlü bellek makineleri gibi görünür. Fakat depolama, bellekle aynı şey değildir. Bellek yalnız saklama değildir; seçme, unutma, yeniden kurma, ilişkilendirme ve anlamlandırma sürecidir. Dijital sistemler ise çoğu zaman belleği erişilebilir veri olarak tasarlar. Saklanan şey, yeniden çağrılabilir ve işlenebilir bir nesneye dönüşür.
Bu dönüşüm Stiegler’in teknik bellek ve üçüncül tutulum düşüncesiyle de ilişkilidir. Yazı, fotoğraf, film ve arşiv belleği dışsallaştırmıştı. Chun’un tartıştığı dijital yazılım düzeninde ise bellek yalnız dışsallaştırılmaz; programlanabilir hâle gelir. Saklanan veri, gelecekteki işlemlere bağlanır. Arşiv yalnız geçmişi tutmaz; öneri, tahmin ve yönlendirme sistemlerinin hammaddesi olur. Bu nedenle dijital bellek, pasif depolama değildir. İşleyen bellektir. Kullanıcının geçmiş hareketleri gelecekteki önerileri etkiler. Geçmiş aramalar yeni sonuçları biçimlendirir. Eski tıklamalar gelecek görünürlüğü düzenler. Bu da belleği Algoritmik Nomos’un parçası hâline getirir.
Eskime ve Yenilenme Döngüsü
Chun’un metnindeki önemli hatlardan biri, yeni medyanın sürekli eskime ve yenilenme döngüleriyle çalışmasıdır. Her teknoloji yeni olarak sunulur. Kısa sürede eski sayılır. Sonra yeni bir platform, yeni bir cihaz, yeni bir sürüm, yeni bir ağ ya da yeni bir bulut vaadi gelir. Bu döngü yalnız piyasa stratejisi değildir. Programlanabilirlik mantığıyla da ilişkilidir. Yeni medya kendisini sürekli geleceğin taşıyıcısı olarak sunar. Her yeni sistem, önceki sınırları aşacağını, daha özgür, daha hızlı, daha bağlantılı, daha akıllı ve daha verimli bir dünya kuracağını vaat eder. Fakat bu vaat çoğu zaman yeni bir bağımlılık, yeni bir opaklık ve yeni bir eskime üretir.
Bu döngü yapay zekâ çağında çok tanıdıktır. Model sürümleri hızla değişir. Araçlar kısa sürede eski görünür. Platformlar sürekli yeni özellikler ekler. Kullanıcı, yeni kalmak için sistemi takip etmek zorunda kalır. Bu, teknik yenilik kadar dikkat ekonomisidir. Gelecek sürekli güncellenen bir ürün hâline gelir. Chun’un programlanmış görü kavramı burada önem kazanır. Gelecek, özgür ve açık bir zaman olarak değil; geçmiş veriden hesaplanan, teknik olarak öngörülen ve piyasa tarafından paketlenen bir alan olarak sunulur.
Geçmiş Veriden Gelecek Üretmek
Programlanmış görülerin en güçlü yanı, geçmiş veriye dayanarak geleceği kurma iddiasıdır. Bir sistem geçmiş davranışları toplar. Bu davranışlardan örüntü çıkarır. Sonra gelecekte ne olacağını tahmin eder. Ama bu tahmin yalnız pasif bir öngörü değildir. Kullanıcının karşısına çıkan öneriler, sıralamalar, bildirimler ve seçenekler gelecekteki davranışı da biçimlendirir. Bununla birlikte tahmin, müdahaleye dönüşür. Platform size neyi izleyebileceğinizi söyler. Arama motoru neyin görünür olduğunu belirler. Yapay zekâ sistemi hangi yanıtların olası olduğunu üretir. Finansal algoritma risk hesaplar. Güvenlik sistemi şüpheli davranış arar. Böylece gelecek, geçmiş verinin teknik uzantısı hâline gelir.
Chun’un metninde bu, yeni medyanın temel zamansal mantığıdır. Geçmiş veri yalnız geçmişin kaydı değildir. Geleceğin programlanması için kullanılır. Bu yüzden yazılım, bellek ve gelecek birbirinden ayrılamaz. Sentetik Epistemoloji açısından bu nokta merkezi önemdedir. Çünkü yapay zekâ sistemleri çoğu zaman geçmiş veriyi öğrenir ve gelecekteki çıktıları bu geçmişin örüntüleriyle üretir. Eğer geçmiş eşitsiz, eksik, önyargılı ya da tek merkezliyse, gelecek de bu geçmişin teknik tekrarına dönüşebilir.
Veri Mitosu ve Programlanabilirlik
Chun’un düşüncesi Veri Mitosunu başka bir açıdan kırar. Veri Mitosu, verinin dünyayı olduğu gibi yansıttığını varsayar. Chun ise verinin yalnız kayıt olmadığını, programlanabilir geleceklerin malzemesi hâline geldiğini gösterir. Veri geçmişi saklar; ama aynı zamanda geleceği biçimlendirmek için kullanılır. Veri yalnız temsil değildir. Emir hâline gelebilir. Tavsiye hâline gelebilir. Risk puanı, öneri listesi, görünürlük sırası, otomatik yanıt ya da davranış tahmini olarak geri dönebilir. Veri, geçmişin sessiz izinden çok, geleceğe yön veren teknik bir kuvvet hâline gelir. Burada Veri Mitosu’nun daha derin biçimi açığa çıkar. Sorun yalnız verinin tarafsız sanılması değildir. Sorun, veriden üretilen geleceklerin de tarafsız sanılmasıdır. Oysa her tahmin belirli bir geçmişe, belirli bir veri düzenine ve belirli bir optimizasyon hedefine dayanır.
Chun’un programlanabilirlik eleştirisi, yapay zekâ çağında bu yüzden güçlüdür. Modelin çıktısı yalnız teknik işlem değildir. Geçmiş verinin, yazılım mantığının ve platform hedeflerinin geleceğe doğru örgütlenmiş biçimidir.
Algoritmik Nomos: Yazılımın Fiilî Yasası
Chun’un düşüncesi Algoritmik Nomos kavramına doğrudan bağlanır. Nomos, yalnız yazılı yasa değildir; bir alanın fiilî düzenidir. Yazılım çağında bu düzen çoğu zaman kod, arayüz, veri akışı ve otomatik işlem aracılığıyla kurulur. Bir platform size neyi göstereceğini belirlediğinde, bu yalnız teknik sıralama değildir. Bir görünürlük yasasıdır. Bir uygulama hangi eylemi kolaylaştırıp hangisini zorlaştırdığında, bu yalnız tasarım tercihi değildir. Bir davranış düzenidir. Bir model hangi yanıtları üretip hangilerini dışarıda bıraktığında, bu yalnız olasılık hesabı değildir. Bir anlam alanı sınırıdır.
Chun’un yazılım eleştirisi, bu fiilî yasayı görünür kılar. Yazılım çoğu zaman yasa gibi konuşmaz. Ama davranış alanını düzenler. Kullanıcıya neyin mümkün, kolay, doğal ve beklenir olduğunu hissettirir. Bu nedenle Algoritmik Nomos, hukuki metinlerden önce arayüzlerde, protokollerde, kodlarda ve veri akışlarında işlemeye başlar. Bu düşünce, yapay zekâ çağında daha da önemlidir. Çünkü üretken sistemler yalnız seçenek sunmaz; metin, imaj, ses ve bilgi üretir. Hangi olasılığın daha güçlü olduğu, hangi dilin daha düzgün temsil edildiği, hangi kültürün daha iyi bilindiği, hangi imgenin daha kolay üretildiği bu fiilî nomos içinde belirlenir.
Kod İradesi Açısından Chun
Chun’un “Programlanmış Görüler” kitabı, Sentetik Epistemoloji’deki Kod İradesi kavramını doğrudan derinleştirir. Kod İradesi, çağdaş dünyada biçimin yalnız insan niyetiyle değil, yazılım mantığıyla kurulmasını ifade eder. Sistem neyi mümkün kılıyor? Neyi kolaylaştırıyor? Neyi varsayılan hâle getiriyor? Hangi geçmişi geleceğe bağlıyor? Hangi davranışı öngörülebilir kılıyor? Chun’un düşüncesi, bu soruların yalnız teknik olmadığını gösterir. Programlanabilirlik, bir dünya kurma biçimidir. Kod, yalnız komut dizisi değildir; geleceği düzenleme arzusudur. Yazılım, yalnız işlemi yürütmez; bellek, arayüz ve tahmin üzerinden kullanıcının zamanını, davranışını ve beklentisini şekillendirir. Kod İradesi bu yüzden bireysel yazılımcının isteğine indirgenemez. Dağıtılmış bir iradedir. Kodda, veri setinde, arayüzde, platform ekonomisinde, güncelleme döngüsünde ve kullanıcı alışkanlığında birlikte çalışır. Chun’un metni bu dağıtılmış biçim verme gücünü görmemizi sağlar.
Sonuç
Wendy Hui Kyong Chun’un “Programlanmış Görüler” kitabı, yazılımı çağdaş dünyanın görünmez düzenleyici mantığı olarak düşünmemizi sağlar. Yazılım yalnız teknik komut değildir. Arayüzlerde görünen, algoritmalarda işleyen, geçmiş veriden gelecek üreten ve kullanıcı davranışını şekillendiren bir kültürel güçtür. “Ayrımcı Veri” bu resmi tamamlar. Çünkü yazılımın geçmiş veriden gelecek üretme gücü, toplumsal eşitsizliklerden bağımsız değildir. Korelasyon, homofili ve algoritmik tanınma sistemleri, geçmişin ayrımlarını geleceğin normları hâline getirebilir. Böylece programlanmış görü, yalnız teknik bir tahmin değil, toplumsal düzen üretme biçimine dönüşür.
Sentetik Epistemoloji açısından Chun’un katkısı burada yoğunlaşır: Bilginin koşulları artık yalnız insan zihninde, metinde ya da kurumda değil; yazılımda, arayüzde, veri akışında, komşuluk ilişkilerinde ve programlanabilir bellek sistemlerinde yazılıdır. Kod İradesi, bu yeni koşulun adıdır. Algoritmik Nomos ise bu iradenin gündelik hayatı nasıl düzenlediğini gösterir. Chun bize bu düzenin görünmez çalıştığını, ama dünyayı görünür biçimde dönüştürdüğünü gösterir.
Kaynak Notu
Bu yazı, Wendy Hui Kyong Chun’un “Programmed Visions: Software and Memory” / “Programlanmış Görüler: Yazılım ve Bellek” başlıklı çalışması merkeze alınarak hazırlanmıştır. Ayrıca Chun’un “Discriminating Data: Correlation, Neighborhoods, and the New Politics of Recognition” / “Ayrımcı Veri: Korelasyon, Komşuluklar ve Tanınmanın Yeni Politikası” kitabı, yazılım, korelasyon, homofili, tanınma ve algoritmik ayrımcılık hattını tamamlayan bağlantılı metin olarak dikkate alınmıştır. Metin, Sentetik Epistemoloji içinde özellikle Kod İradesi, Algoritmik Nomos ve Veri Mitosu kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir.
