Sanatçının Tanıtımı
Pablo Picasso, 20. yüzyıl sanatının yönünü değiştiren başlıca isimlerden biridir. 1900’lerin sonuna gelindiğinde figürü klasik temsilden uzaklaştırmış, bedeni parçalanabilir, yeniden kurulabilir ve geometrik kütlelere dönüştürülebilir bir alan olarak düşünmeye başlamıştı. 1908 civarındaki yapıtları bu kırılma anını açıkça gösterir: beden hâlâ tanınır, ama artık doğal bir organizma gibi değil, resim yüzeyinde yeniden inşa edilen bir hacimler sistemi gibi görünür.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Üç Kadın, birbirine sıkıca yaslanmış üç çıplak kadın figüründen oluşur. Soldaki figürün bir kolu yukarı kalkar; ortadaki figürün de bir kolu başının üstüne doğru yükselir. Sağdaki figür daha kapalı ve ağır bir duruşla kompozisyonu dengeler. Figürler ayrı ayrı bireyler gibi değil, tek bir taş kütlenin farklı yüzleri gibi görünür. Yüzler maskemsi, gözler kapalıdır; bu da kompozisyona psikolojik açıklıktan çok heykelsi bir suskunluk verir. Arka plan, figürlerden bağımsız bir çevre kurmaz; koyu yeşil, mavi ve kahverengi alanlar bedenlerle aynı sert geometri içinde erir. Resmin asıl gücü, üç bedeni tek bir blok etkisi içinde birleştirmesinde yatar.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/File:Pablo_Picasso,1908,_Trois_femmes
(Three_Women),_oil_on_canvas,_200_x_185_cm,_Hermitage_Museum,_Saint_Petersburg.jpg
Ön-ikonografik: Resimde üç çıplak kadın figürü görülür. Soldaki figürün bir kolu yukarı kalkmıştır; ortadaki figürün de bir kolu başının üstüne doğru yükselir. Sağdaki figür daha kapalı ve ağır bir oturuş/çömeliş duygusu taşır. Bedenler sıcak kahverengi, kızıl ve turuncu tonlarla; çevre ise koyu yeşil ve mavi yüzeylerle kurulmuştur.
İkonografik: Sahne, sanat tarihinin bilinen “üç kadın” ya da “üç nü” kompozisyonuna bağlanır. Ancak burada klasik nü geleneğinin zarif, yumuşak ve idealize edici tavrı yoktur. Figürler daha çok arkaik heykelleri andıran, ağır ve kütlesel varlıklara dönüşmüştür. Çıplaklık burada erotik gösterimden çok, bedenin yapısal kuruluşunu görünür kılan bir araç gibi çalışır.
İkonolojik: Eser, modern resmin bedeni artık doğayı taklit ederek kuramayacağını ilan eden eşik yapıtlarından biridir. Kadın figürü burada yalnız görünür bir beden değil; parçalanabilir, sertleştirilebilir ve yeni bir plastik düzene sokulabilir bir formdur. Bu nedenle tablo, bedeni temsil etmek kadar temsilin kendisini dönüştürme iradesini de taşır.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Bu tabloda beden, doğal görünüşün sadık temsili olarak verilmez. Picasso göğüs, omuz, kalça ve yüzü tanınabilir bırakır; ama bunları yumuşak geçişlerle birleştirmez. Sert düzlemler, kırık yüzeyler ve büyük hacim blokları bedeni canlı etten çok yontulmuş bir kütleye yaklaştırır. Böylece temsil, çıplak kadını göstermekten çok, modern resmin bedeni nasıl yeniden kurduğunu görünür kılar.
Bakış: Figürlerin gözleri kapalıdır; bu yüzden izleyiciyle doğrudan bir karşılaşma kurulmaz. Yüzler maskeye yaklaşır ve psikolojik bireysellik geri çekilir. Bakış burada figürlerin iç dünyasına değil, onların kütlesel ve yapısal varlığına yönelir. Bu nedenle bedenler erotik ya da anlatısal bir ilişki üretmekten çok, resimsel bir yoğunluk alanı olarak görünür.
Boşluk: Resimde boşluk oldukça sınırlıdır. Figürler birbirine ve arka plana sıkıca bastırılmıştır. Arka planın koyu alanları bedenleri çevreler ama onlardan bütünüyle ayrılmaz; böylece figür ile çevre arasında sıkışmış bir ilişki doğar. Bu dar alanlar kompozisyonu daha ağır ve heykelsi hale getirir. Boşluk burada ferahlık değil, kütlenin baskısını artıran bir unsur olarak çalışır.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Eserde erken kübist sertleşme açıkça hissedilir. Figürler tam anlamıyla analitik kübizmdeki gibi dağıtılmaz; fakat artık doğal biçimleriyle de bırakılmaz. Büyük yüzey parçaları, açılı hacimler ve toprak tonları tabloya ciddi, ağır ve taşsı bir etki verir. Bu stil, figürü parçalamaktan çok sıkıştırır ve yoğunlaştırır.
Tip: Kadın figürleri bireysel portreler değildir; “üç kadın” motifi burada ortak bir beden fikrinin farklı yüzleri gibi çalışır. Her figür ayrı bir kişi olmaktan çok, aynı kütlenin ayrı yönleri olarak görünür. Böylece kompozisyon çoğul ama tek bloklu bir figür düzeni kurar.
Sembol: Burada sembol tek tek nesnelerde değil, bedenlerin taşlaşmış yapısında doğar. Maskemsi yüzler figürleri zamansızlaştırır. Yükselen kol jestleri bedene törensel ve heykelsi bir ağırlık kazandırır. Üçlü düzen klasik kompozisyon geleneğini çağrıştırsa da, kırılmış hacimler bu geleneğin artık bozulduğunu hissettirir. Beden, güzelliğin değil dönüşümün simgesine dönüşür.
Sanat Akımı
Bu eser en doğru biçimde modern figüratif resim; erken kübist olarak değerlendirilebilir. “Kübizm” demek doğrudur; ancak tabloyu daha iyi konumlandırmak için bunun tam yerleşmiş analitik kübizmden önceki sertleşme evresine ait olduğunu belirtmek gerekir. Burada esas mesele, figürün geometrik kütlelere dönüştürülmesidir.
Sonuç
Üç Kadın, Picasso’nun bedeni klasik temsilin güvenli alanından çıkarıp modern resmin yapısal meselesi haline getirdiği temel eserlerden biridir. Burada kadın figürü ne yalnız çıplaklık ne de yalnız anlatı taşır; asıl mesele bedenin nasıl bloklaşacağı, sertleşeceği ve yeni bir görme düzeni içinde nasıl kurulacağıdır. Tablonun gücü, insan bedenini bozup dağıtmak yerine, onu yeniden inşa ederek modernleştirmesinde yatar. Sonunda geriye yalnız üç nü değil, modern resmin bedenle kurduğu yeni ilişkinin güçlü bir bildirisi kalır.