Monoteizm, panteizm ve panenteizm modern kavramsal ayrımlar olarak bize güçlü bir çerçeve sunar. Fakat bu çerçeve kimi düşünce geleneklerini açıklarken, kimilerini fazlasıyla düzleştirir. Yeni Platonculuk tam…
Browsing: Ontoloji Serisi
Ontoloji, varlık, gerçeklik ve mevcudiyetin temel doğasını inceleyen felsefi disiplindir. Filomythos Ontoloji Serisi, Antik felsefeden modern felsefeye ve çağdaş tartışmalara kadar varlık kavramının sistematik çözümlemesini sunar. Parmenides ve Platon’un varlık anlayışlarından Aristoteles’in kategori sistemine; Descartes’ın zihin-beden düalizminden Spinoza’nın monizmine; Leibniz’in mümkün dünyalar kuramından Hegel’in diyalektik ontolojisine kadar farklı düşünce sistemleri ayrıntılı biçimde ele alınır. Seride ayrıca Heidegger’in varlık ve zaman çözümlemesi, Sartre’ın varoluşçuluğu ve çağdaş ontolojik yaklaşımlar da kavramsal derinlik içinde işlenmektedir. Ontoloji Serisi, varlığın anlamı ve yapısına ilişkin felsefi sorunları tarihsel ve sistematik bir perspektifle açıklamaktadır.
Pseudo-Dionysios, Yeni Platonculuğun aşkınlık metafiziğini Hristiyan teolojisi içinde dönüştürerek apofatik düşünce, hiyerarşi ve mistik yükseliş fikrine kalıcı bir form kazandırdı.
Plotinus’ta ruhun yükselişi, güzellikten arınmaya, düşünceden temaşaya uzanan bir iç dönüş yoludur.
Ekstasis ise bu yolun en uç noktasında, insanın kendi metafizik kaynağıyla kurduğu en yoğun ve en sessiz temas olarak belirir.
YENİ-PLATONCULUK Plotinus’un felsefesinin omurgası, üç temel ilke etrafında kurulur: Bir, Nous ve Ruh. Bu üçlü yapı, yalnızca soyut bir kozmoloji değildir; varlığın nasıl mümkün olduğunu, çokluğun…
Yeni Platonculuk Felsefe tarihinde bazı isimler yalnızca bir öğreti kurmaz; düşünmenin ufkunu değiştirir. Plotinus bu isimlerden biridir. Onu önemli kılan şey yalnızca Platoncu geleneği sürdürmüş olması…
Plotinus’un hayatını, Enneadlar’ın yapısını ve Yeni-Platonculuğun metafizik çekirdeğini geç antikçağ felsefesinin büyük dönüşümü içinde ele alıyoruz.
Neden Sorusu Tek Bir Anlama Gelmez Bir şeyi açıklarken her zaman aynı türden bir “neden” sormayız. Bazen bir olayın nasıl meydana geldiğini, bazen hangi sebeple ortaya…
Hiçlik ve yokluk, yalnızca ontolojik birer kavram değil; düşüncenin kendisini mümkün kılan sınır hareketleridir. Varlık üzerine düşünmek, hiçliği dışlamak değil, onu sürekli yeniden kavramsallaştırmak zorunda kalmaktır. Çünkü hiçbir düşünce, kendi sınırını düşünmeden kendini tamamlayamaz.
Plotinos, kötülüğü bağımsız bir güç değil iyiliğin eksilmesi olarak yorumlar. Madde, ahlak ve ruhun düşüşü üzerinden bu teorinin mantığı.
Plotinos’ta “Bir”den taşan varlık, ruhun geri dönüş hedefiyle tamamlanır. Bu yazı, bu şemanın İslam felsefesinde sudûr teorisiyle nasıl yeniden kurulduğunu; Fârâbî ve İbn Sînâ’daki izlerini kısaca izler.