Tarih, Benjamin’de kesintisiz bir ilerleme değil; yıkıntılar, unutulmuş talepler ve kırılma anlarıyla düşünülür.
Angelus Novus, kültür ve barbarlık, zayıf mesiyanik güç ve şimdi-zaman bu tarih anlayışının merkezindedir.
Browsing: Çağdaş Felsefe
Çağdaş felsefe, 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren gelişen, hem modern hem de postmodern düşünceyle hesaplaşarak yeni kavramlar, problemler ve yöntemler geliştiren felsefi bir dönemdir.
Lacan’ın “arzu, ötekinin arzusudur” formülü, Slavoj Žižek’in düşüncesinde yalnızca özne teorisinin değil, ideoloji, kültürel kimlik ve temsil sistemlerinin de merkezinde yer alır. Bu yazı, arzu, tanınma ve etik sorumluluk kavramlarını Lacancı-Žižekçi çerçevede analiz eder.
Kendini bilme arzusu, acı ve haz hesabı, dışsal dava ve benliği unutabilme düşüncesi Žižek’in psikanaliz anlayışının merkezindedir.
Giriş: Sorun Nedensellik Değil, Güvencedir Quentin Meillassoux’nun felsefesinde en çok yanlış anlaşılan noktalardan biri, onun doğa yasalarını basitçe reddettiği sanısıdır. Oysa Meillassoux’nun iddiası, evrende hiçbir düzen…
Giriş: Geçmiş Neden Artık Tarih Olarak Deneyimlenmez? Fredric Jameson’un postmodernizm çözümlemesinde temel sorunlardan biri, geçmişin ortadan kalkması değil, geçmişle kurulan ilişkinin değişmesidir. Postmodern kültür tarihsel dönemlere,…
Tanrı’nın terk ettiği bir dünyada iman, güvence değil; umutsuzluğa rağmen eyleme devam etme kararıdır.
Žižek ve Tolokonnikova, ikonlardan yapay zekâya uzanan radikal bir düşünce hattı kurar.
Ahmed’de mutluluk, yalnızca iyi hissetmek değil; hangi hayatların doğru, hangi itirazların huzursuzluk, hangi uyumların erdem sayıldığını belirleyen duygusal bir düzendir.
Sara Ahmed’in yönelim kavramı; bedenin dünyaya nasıl döndüğünü, toplumsal çizgilerin nasıl kurulduğunu ve queer fenomenolojinin bu çizgileri nasıl görünür kıldığını açıklar.
Giriş: Bir Filozofun Literatüre Dönüşmesi Quentin Meillassoux, çağdaş felsefede nadir görülen bir etki yaratmıştır. Kısa, yoğun ve polemik gücü yüksek bir kitapla yalnızca kendi felsefi konumunu…
LUDWIG WITTGENSTEIN: DİLİN MANTIĞI, ANLAMIN SINIRLARI VE FELSEFİ ANALİZİN DÖNÜŞÜMÜ