Leontine Sagan (1889–1974), sinema tarihinde cinsiyet ve cinsellik temsillerini kökten değiştiren bir yönetmen olarak anılır. Onun 1931 tarihli Mädchen in Uniform (Üniformalı Kızlar) filmi, yalnızca Alman sinema tarihinde değil, dünya sinemasında da öncü bir yapıttır. Film, açıkça kadınlar arası aşkı konu almasıyla, sessiz dönemden sesli sinemaya geçişte en cesur örneklerden biri olmuştur.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/
File:M%C3%A4dchen_in_Uniform_(video_cover_-_1931_original).jpg
Weimar Cumhuriyeti’nin son yıllarında çekilen film, disiplin, otorite ve bireysel arzu arasındaki çatışmayı bir kız yatılı okulu üzerinden işler. Film, hem feminist hem de queer bir bakış açısıyla, aşkın toplumsal baskı altında nasıl bastırıldığını anlatır.
Filmin Tanıtımı ve Önemli Sahneler
Film, katı disiplinle yönetilen bir yatılı kız okulunda geçer. Öğrencilerden Manuela, öğretmenlerinden Fräulein von Bernburg’a karşı derin bir aşk beslemeye başlar. Bernburg, diğer öğretmenlerin aksine, öğrencilere sevgiyle yaklaşır, onları insan olarak görür.
Bir sahnede Bernburg, öğrencilere gece iyi geceler öpücüğü verirken Manuela’nın bakışıyla uzun süre karşılaşır. Bu an, aşkın görsel bir ikrarına dönüşür.
Ancak okulun disiplinci müdürü bu yakınlığı fark eder. Manuela’nın duyguları alenen dile geldiğinde, tüm okul onun üzerine çöker. Film, bir trajediye yaklaşırken, kızların dayanışması sayesinde Manuela kurtulur. Bu dayanışma, kadınların baskıcı düzen karşısında birlikte var olma gücünü imler.
Panofsky’nin Üç Düzeyi
Ön-ikonografik düzey
Filmde görülen öğeler: yatılı okul binası, üniformalı kız öğrenciler, disiplinci öğretmenler, Fräulein von Bernburg, mektuplar, yasak aşk anları.
İkonografik düzey
Bu öğeler, toplumsal bağlamın kodlarını taşır. Üniforma, bireyselliğin bastırılmasının sembolüdür. Müdür, patriyarkal düzenin kadın bedeni üzerindeki kontrolünü temsil eder. Bernburg’un sevgisi, otoriteye karşı alternatif bir eğitim biçiminin işaretidir.
İkonolojik düzey
Üniformalı Kızlar, bireysel arzunun, kimliğin ve özgürlüğün nasıl toplumsal baskıyla çarpıştığını açığa çıkarır. Film, queer bir aşkı yalnızca bir sapma olarak değil, insanî bir duygu olarak sahneye koyar. Bu nedenle yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet ve iktidar üzerine bir manifestodur.
Temsil, Bakış ve Boşluk
Temsil: Manuela, bastırılmış arzunun ve gençliğin kırılganlığının temsilidir. Bernburg, sevgiyi ve özgür yaklaşımı simgeler. Müdür ise disiplinin ve otoritenin bedenleşmiş hâlidir.
Bakış: Filmde bakış, queer arzunun görünürlük talebidir. Manuela’nın Bernburg’a bakışı, aşkın en saf hâlidir. Ancak okulun disiplinci bakışı, bu aşkı tehdit ve yasak olarak kodlar. Seyirci, iki bakış arasındaki gerilimin tanığı olur.
Boşluk: Filmde boşluk, dile getirilemeyen duygularda belirir. Manuela’nın aşkı açıktır, ama toplumun diliyle ifade edilemez. Bu boşluk, queer aşkın tarih boyunca görünmezliğini ve bastırılmışlığını imler.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/
File:M%C3%A4dchen_in_Uniform_(video_cover_-_1931_original).jpg
Stil, Tip ve Sembol
Sagan’ın stili, dışavurumcu ışık kullanımıyla gerçekçi bir okul atmosferini birleştirir. Yatılı okulun soğuk duvarları, öğrencilerin duygusal sıcaklığıyla karşıtlık içinde verilir.
Karakterler tipiktir: Manuela (gençliğin arzusu), Bernburg (şefkatli öğretmen), müdür (disiplinci otorite). Bu tipler, bireysel olmaktan çok, toplumsal rolleri temsil eder.
Semboller güçlüdür. Üniforma, bireyselliğin yok edilmesi. Öpücük, otoriteye meydan okuyan sevgi. Okul binası, patriyarkal toplumun minyatürü. Dayanışma sahnesi, özgürlüğün kolektif boyutunu.
Sonuç: Yasak Aşkın Sinemadaki İlk Çığlığı
Mädchen in Uniform (Üniformalı Kızlar, 1931), yalnızca bir lezbiyen aşk hikâyesi değil, modern sinemada queer arzunun görünürlük kazandığı ilk büyük filmdir.
Film, bireysel aşk ile toplumsal otorite arasındaki çatışmayı kız okulunun dar mekânında yoğunlaştırır. Manuela’nın aşkı, bastırılmaya çalışılsa da yok olmaz; kadın dayanışması, baskıcı düzeni kıran bir güç olarak ortaya çıkar.