Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Gözetim Kapitalizmi Neyi İsimlendirir?
Shoshana Zuboff “gözetim kapitalizmi” dediğinde, basitçe “insanlar izleniyor” demiyor. Onun kavramsallaştırması, modern kapitalizmin yeni bir birikim biçimini tarif eder: insan deneyiminin ham maddeye çevrilmesi, bu ham maddeden davranış tahmini üreten ürünler çıkarılması ve bu ürünlerin piyasada satılması. Burada gözetim, güvenlik gerekçesiyle yapılan bir izleme değil; ekonomik bir zorunluluğun, yani yeni değer üretim modelinin motorudur.
Zuboff’un iddiası keskindir: Sanayi kapitalizmi doğayı ve emeği sömürerek birikim üretti; gözetim kapitalizmi ise davranışı sömürerek birikim üretir. Bunun için insanın ne düşündüğünü bilmesi gerekmez; insanın ne yapacağını tahmin etmesi yeterlidir. Tahmin, müdahale kapasitesine dönüştükçe, iktidar yalnız “yasaklayan” değil, “ayar veren” bir şeye dönüşür: insanların seçim ufkunu tasarlayan, arzuyu yöneten, dikkati yönlendiren bir iktidar.
Bu yazıda Zuboff’un kavramını iki amaçla kullanacağız: Birincisi, büyük veri çağının politik ekonomisini netleştirmek; ikincisi, Heidegger’deki Bestand/Gestell tartışmasının “mülkiyet ve birikim” düzeyinde nasıl somutlaştığını göstermek. Çünkü Zuboff’un teşhisi, Heidegger’in ontolojik eleştirisini ekonomik bir mekanizmaya bağlar: stok haline gelen şey yalnız enerji değil, insan deneyimidir.

Kaynak: https://commons.wikimedia.org/wiki/
File:Shoshana_Zuboff_at_Alexander_von_
Humboldt_Institut.jpg
Davranışsal Artık: Deneyimden Değere Giden Yol
Zuboff’un kavramlaştırmasında temel hamle şudur: İnsanların gündelik deneyimi, platformlar aracılığıyla veri haline getirilir. Fakat bu veri, sadece hizmeti “iyileştirmek” için kullanılmaz. Hizmetin gerektirdiği verinin ötesinde, “fazladan” bir veri toplanır: davranışın ayrıntıları, ritimleri, bağlamı. Zuboff bu fazlalığı “davranışsal artık” fikriyle düşünür: Ekonomik sistem, kullanıcıya sunduğu hizmetin yanında, kullanıcıdan yeni bir ham madde de çıkarır. Bu ham madde, tahmin ve yönlendirme endüstrisinin girdisidir.
Bu hamle, etik açıdan kritik bir eşiği aşar: İnsan deneyimi, “kullanıcı yararı” için değil, tahmin ürünü üretmek için de madencilikten geçirilir. Deneyim, önce veri olur; veri, model olur; model, tahmin olur; tahmin, ürün olur; ürün, satış olur. Gözetim kapitalizmi, gözetimi bir “yan etki” olmaktan çıkarıp, birikimin ana motoru haline getirir.
Tahmin Ürünleri ve Yeni Pazarlar
Gözetim kapitalizminin ekonomik çekirdeği, “tahmin ürünleri”dir: Kimin neyi satın alacağı, hangi içeriğe tepki vereceği, hangi davranışı sergileyeceği, hangi risk profilinde olduğu… Tahmin, burada bir bilgi değil, satılabilir bir mallar alanıdır. Pazar, sadece ürün pazarı olmaktan çıkar; davranış olasılıklarının pazarı haline gelir.
Bu mantığın politik sonucu açıktır: Tahmin satmak için, davranışı daha öngörülebilir hale getirmek gerekir. Öngörülebilirlik, davranışın standartlaşmasıdır. Standartlaşma, özgürlüğün daralmasıdır. Bu yüzden Zuboff’un kavramı, “mahremiyet”i aşar ve doğrudan “otonomi”ye dokunur: İnsan yalnız izlenmez; aynı zamanda davranış alanı biçimlendirilir.
Araçsal İktidar: Yasaklayan Değil Ayarlayan Güç
Zuboff, klasik totaliter güç imgelerinden farklı bir güç tarif eder: kaba şiddete ihtiyaç duymadan çalışan, kullanıcı deneyimini “akış” üzerinden ayarlayan bir iktidar. Burada iktidar, korkutarak değil, tasarlayarak işler. İnsan, bir şey yapmaya zorlanmaz; ama insanın karşısına çıkan seçenekler, öneriler, sıralamalar ve görünürlük biçimleri, onun eylem ufkunu belirler.
Bu noktada Heidegger’in Gestell’ine geri döneriz: Dünya, bir “çerçeve” içinde görünür olur. Zuboff’un katkısı şudur: Bu çerçevenin ekonomik motorunu tarif eder. Çerçeve, sadece teknik bir kader değil; yeni birikim biçiminin gerektirdiği bir yönetim rejimidir.
Bestand ile Zuboff’un Kesişimi: İnsan Deneyiminin “Standing-Reserve”e Dönüşmesi
Bestand yazısındaki temel tez burada somutlaşır: İnsan deneyimi, gözetim kapitalizminde doğrudan “standing-reserve”e, yani hazırda bekleyen kaynağa dönüşür. Deneyim biriktirilir, işlenir, öngörü üretilir ve öngörü piyasaya sürülür. İnsan, bu devrede sadece “kullanıcı” değildir; aynı zamanda bir rezervdir. Zuboff bu rezerve ekonomik ad verir; Heidegger bu rezerve ontolojik ad verir. İkisi birleştiğinde, büyük veri çağının tam resmi çıkar: ontoloji ile politik ekonomi aynı çarkın iki dili olur.
Demokratik Sonuç: Kamusal Alanın Zayıflaması
Gözetim kapitalizmi, demokrasiyi “seçim” üzerinden değil “kamusal alan” üzerinden aşındırır. Çünkü kamusal alan, özgür kararın önkoşuludur: neyin görünür olacağı, neyin konuşulacağı, neyin yayılacağı, neyin bastırılacağı… Akışların tasarımı, kamusal alanın fiilî anayasası haline gelir. Bu tasarım özel mülkiyet mantığıyla çalıştığında, kamusal tartışma bir “ürün optimizasyonu”na indirgenebilir.
Bu yüzden Zuboff’ta çözüm, sadece bireysel bilinçlenme değildir. Bireysel önlemler (ayarlar, gizlilik seçenekleri) önemlidir ama yetersizdir; çünkü sistemin birikim mantığı değişmediği sürece, yeni veri çıkarma yolları bulunur. Tartışma, kamusal denetim, hukuk, mülkiyet ve hesap verebilirlik düzeyine çıkmak zorundadır.
Sonuç: “Gözetim” Bir Yan Etki Değil, Bir Birikim Modeli
Zuboff’un kavramsallaştırmasının sertliği şuradadır: Gözetim kapitalizmi, gözetimi “kaza” olmaktan çıkarır; birikimin motoru haline getirir. İnsan deneyimi ham maddeye, davranış tahmini ürünlere, tahmin ürünleri yönlendirme kapasitesine dönüşürken; özgürlük, sadece “hak” olarak değil, fiilî yaşam alanı olarak daralır. Gestell ve Bestand’ın felsefî eleştirisi, Zuboff’la birlikte ekonomik bir açıklık kazanır: çerçeveleme, birikimin çerçevesidir; stok, birikimin stokudur;deneyim, birikimin madenidir.
