Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Sanatçının Tanıtımı
Burcu Perçin, çağdaş Türk resminde geçmiş ile bugün, insan yapımı çevre ile tarihsel bellek ve farklı zaman katmanları arasındaki ilişkiler üzerine çalışan sanatçılardandır. 2024 tarihli Geçiş Dönemi / Transition Period, sanatçının antik heykel fragmanlarını çağdaş mekânsal imgelerle karşılaştırdığı üretim hattında yer alır. Perçin bu eserde özellikle Geç Arkaik dönemden Klasik döneme uzanan geçişi çağdaş imgelerle birlikte düşünür. Yapıt, 2024 Luxembourg Art Prize’da ikincilik ödülüne değer görülmüştür.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Geniş yatay kompozisyon, birbirine eklenen fakat tek bir gerçek mekâna bağlanmayan bölümlerden oluşur. Solda ayakta duran antik heykel görünümündeki kadın figürü, merkezde yüksek siyah bir kaide üzerine yerleştirilmiş kadın başı, ön planda uzanan parçalanmış beden ve sağda yüzeye hâkim olan büyük heykel biçimi aynı mekânda buluşur. Arka planda başka bir küçük heykel ve farklı mimari yüzeyler görülür.
Pembe, mavi, kahverengi, siyah ve açık tonlardan oluşan alanlar, mekânı perspektif bütünlüğü içinde birleştirmek yerine parçalara ayırır. Antik bedenler kimi yerde sağlam, kimi yerde aşınmış, kesilmiş ya da tamamlanmamış hâlde görünür. Resmin içinde geçmişe ait olduğu düşünülen heykeller ile çağdaş bir sergileme ya da mimari çevre arasında sürekli bir geçiş kurulmuştur.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Kaynak: https://www.burcupercin.net/transition-period
Ön-ikonografik düzeyde farklı büyüklüklerde insan biçimli heykeller, bir büst, yerde uzanan bir beden, kaideler, mimari yüzeyler ve parçalanmış renk alanları görülür. Figürler birbirleriyle doğrudan eylem ilişkisi kurmaz. Bedenlerin sert kütlesi ile mekânın kırık geometrisi kompozisyonun temel karşıtlığını oluşturur.
İkonografik düzeyde antik heykel görünümündeki figürler, Yunan ve Roma sanatının müze ve arkeoloji aracılığıyla günümüze ulaşan görsel belleğine bağlanır. Perçin’in eser açıklaması, Geçiş Döneminin özellikle Geç Arkaik ile Klasik dönem arasındaki etkileşimi çağdaş değerler ve imgeler üzerinden ele aldığını doğrular.
İkonolojik düzeyde geçmiş, korunmuş ve tamamlanmış bir tarih olarak sunulmaz. Antik bedenler çağdaş bir resim yüzeyinde parçalanır, yeniden yerleştirilir ve başka zamanlara ait mimari alanlarla birleşir. Böylece tarih doğrusal bir ardışıklık olmaktan çıkar; farklı dönemlerin birbirine temas ettiği bir bellek alanına dönüşür. Perçin’in geçmiş ile bugün arasında zamansız bir bağ kurma amacı da eserin bu yapısıyla örtüşür.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Eser antik sanatı bütünlüklü ve dokunulmamış bir geçmiş olarak değil, parçalar hâlinde bugüne ulaşan bir görsel miras olarak temsil eder. Heykel bedenleri çağdaş resimsel mekâna taşındığında tarihsel bağlamlarından ayrılır, fakat geçmişe aitliklerini bütünüyle kaybetmez. Temsil böylece eski ile yeninin yan yana gelmesinden çok, geçmişin bugünde yeniden kurulması üzerine yoğunlaşır.
Bakış: Heykellerin bazı yüzleri seyircinin bulunduğu alana açılırken bazıları yana döner veya bedensel bütünlüklerini kaybetmiştir. İzleyici tek bir perspektif noktasına yerleştirilmez; göz, soldaki figürden merkezdeki büste, yerdeki bedene ve sağdaki büyük heykele doğru sürekli yer değiştirir. Bu parçalı bakış düzeni, tek bir tarihsel zamanı hâkim konuma getirmez.
Boşluk: Bedenlerin eksilmiş ve parçalanmış bölümleri, geçmişin bütünüyle geri getirilemeyeceği alanı oluşturur. Heykeller vardır; fakat onları çevreleyen özgün tapınak, kent, ritüel ve tarihsel yaşam artık yoktur. Resim bu kaybı yeniden inşa etmek yerine fragmanları farklı bir mekâna taşır. Boşluk, geçmişten bugüne ulaşan nesne ile artık ulaşılamayan tarihsel bütünlük arasında açılır.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Perçin’in biçimsel dili kalın boya yüzeyleri, keskin mekânsal kırılmalar, parçalı perspektif, geniş renk alanları ve figüratif heykel biçimlerinin geometrik mimariyle karşılaşması üzerinden kurulur. Antik figürlerin hacimli bedenleri ile çevredeki düzlemsel yüzeyler arasındaki gerilim, geçmiş ile bugünün biçimsel karşılaşmasını resmin yapısına taşır.
Tip: Eserde antik kadın ve insan heykeli tipi, tarihsel bellekte tanınabilir klasik beden kalıbı olarak kullanılır. Ancak bu bedenler ideal bütünlükleri içinde sunulmaz; kırılmış, eksilmiş, kaideye alınmış veya başka mekânlara taşınmış biçimleriyle görülür. Antik heykel tipi böylece ideal bedenin temsilinden kültürel belleğin taşıyıcısına dönüşür.
Sembol: Antik heykel fragmanı geçmişin yalnız maddi kalıntısını değil, kültürel hafızanın sürekliliğini de taşır. Kaide, tarihsel nesnenin seçilmesi, korunması ve bugünün bakışına sunulmasıyla ilişkilenen müze belleğini yoğunlaştırır. Parçalanmış beden ise zamanın kaybını ve tarihin bütünüyle korunamayışını taşırken, farklı dönemlere ait biçimlerin aynı resim yüzeyinde birleşmesi geçişin kendisini temel sembolik yapıya dönüştürür.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Eser, Çağdaş Sanat bağlamında değerlendirilmelidir. Antik heykel mirasının doğrudan yeniden üretilmek yerine parçalanması, çağdaş mekânlarla birleştirilmesi, tarihsel dönemlerin aynı yüzeyde üst üste bindirilmesi ve kültürel belleğin bugünün bakışıyla yeniden kurulması çağdaş sanatın alıntı, yeniden bağlamlandırma ve zamanlararası ilişki anlayışını belirler. Perçin’in resim pratiğinde geçmiş ile bugünün, tarihsel nesne ile çağdaş görsel dünyanın birlikte kullanılması bu bağlamı doğrudan destekler.
Sonuç
Geçiş Dönemi / Transition Period, geçmiş ile bugünü iki ayrı zaman olarak karşı karşıya getirmez. Antik bedenler bugünün resimsel mekânına taşınır; parçalanır, korunur, sergilenir ve yeniden anlam kazanır. Geçmiş bütünüyle geri dönmez, fakat ortadan da kalkmaz. Burcu Perçin’in kompozisyonunda tarih, fragmanlar aracılığıyla yaşayan ve her yeni bakışta yeniden kurulan bir belleğe dönüşür. Eserin “geçiş”i bu nedenle yalnız Arkaik ile Klasik arasındaki sanat tarihsel değişimi değil, tarihsel imgenin geçmişten bugüne geçerken uğradığı dönüşümü de kapsar.
