Giriş 1910 tarihli Danimarka yapımı Afgrunden (Uçurum), sinema tarihinde yalnızca bir melodram olarak değil, aynı zamanda kadın bedeninin temsilini radikal biçimde dönüştüren film olarak anılır. Yönetmen…
Browsing: Film Okuma
Film Okuma
Sinema eserlerini sahne sahne çözümleyerek anlam katmanlarını, sembolleri ve temaları keşfettiğimiz bir bölüm. Mitoloji, felsefe ve sanat ekseninde film okumalarıyla sinemanın derin yapısını inceliyoruz. Film çözümlemeleri, film analizleri ve sinema yorumları burada.
Giriş Sinema tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Alice Guy-Blaché (1873–1968), çoğu zaman erkek yönetmenlerin gölgesinde bırakılmış, fakat aslında sinemanın kurucu isimlerinden biridir. Guy, 1890’ların sonunda…
Giriş 1902 yılında Paris’te gösterime giren Le Voyage dans la Lune (Aya Seyahati), sinema tarihinin dönüm noktalarından biridir. Yönetmen Georges Méliès, daha birkaç yıl önce Lumière…
Giriş Alfred Hitchcock, sinema tarihinde gerilimin ustası olarak anılır. Ancak onun filmleri yalnızca gerilim öğeleriyle değil, bakışın doğası üzerine düşündürmeleriyle de önemlidir. 1954 yapımı Arka Pencere…
Giriş Wong Kar-wai, 20. yüzyılın sonlarında sinemayı bambaşka bir yönde geliştiren yönetmenlerden biridir. Onun filmleri olay örgüsünden çok duygu atmosferine, anlatıdan çok zamanın ve arzunun yoğunluğuna…
Giriş Andrei Tarkovsky’nin Ayna (Zerkalo, 1975) filmi, sinema tarihinde benzersiz bir konuma sahiptir. Tarkovsky, olayları anlatmaktan çok zamanın, hafızanın ve varoluşun kırılganlığını görünür kılar. Ayna, yönetmenin…
Yönetmen ve Bağlam Tarkovski sinemasında zaman hiçbir zaman takvime göre işlemez; hafızanın, suçluluğun, özlemin ve kaybın iç ritmine göre akar. Ayna, bu anlayışın en kişisel ve…
Yönetmen ve Bağlam Dogville’de topluluk, merhamet ve iktidar arasındaki kirli ilişkiyi açan Lars von Trier, Manderlay’de bu kez özgürlük fikrinin kendisini sorgular. Film, Amerika Üçlemesi’nin ikinci…
Béla Tarr, sisli bir limanda rastlantıyla ele geçirilen valiz üzerinden suçu olay değil, bakışın ağırlığına, sessizliğe ve içe çöken bir vicdana dönüşen karanlık bir deneyim olarak kurar.
Yönetmen ve Bağlam Hitchcock’un en büyük dehası, aşkı hiçbir zaman saf bir duygu alanı olarak kurmamasında yatar. Onun sinemasında sevgi neredeyse her zaman kuşku, suçluluk, gözetim…