Yönetmen ve Bağlam
Burada bir kadın hakkında konuşuluyor gibi görünür; ama film daha ilk anlarından itibaren bunun bir yanılsama olduğunu hissettirir. Godard’ın asıl meselesi tek bir kadın değildir; bir şehir, bir tüketim rejimi, bir dil evreni ve bütün bunların ortasında parçalanan modern öznenin kendisidir. Onun Hakkında Bildiğim 2 veya 3 Şey, Fransız Yeni Dalgası’nın taşkın özgürlüğünü korurken, Godard’ın giderek daha açık politik ve felsefi bir hatta geçtiği dönemin en berrak eşiklerinden biridir. Bu yüzden film ne tam bir hikâye filmidir ne de yalnızca bir deneme; daha çok, gündelik hayatın en sıradan nesneleri içinden felsefi bir huzursuzluk çıkaran bir düşünce alanıdır.
Godard burada sinemayı dünyayı anlatan bir araç gibi değil, dünyanın zaten bozulmuş dilini teşhir eden bir yüzey gibi kullanır. Kahve fincanı, otoyol, apartman blokları, reklam dili, beden, makyaj, alışveriş, cinsellik ve savaş haberleri aynı evren içinde dolaşır. Film bu yüzden bir dönemi belgelemekten çok, bir dönemin kendi kendini nasıl konuştuğunu dinler. “Onun hakkında bildiğim iki ya da üç şey” cümlesi de bu nedenle önemlidir: bilgi burada kesinlik değil, eksikliktir; modern hayat hakkında ancak parçalar halinde konuşulabilir.
Filmin Tanıtımı ve Kompozisyon
Filmin merkezinde Juliette Jeanson vardır; evli, çocuklu, banliyöde yaşayan, gündelik hayatını ev işleri, şehir dolaşımı ve beden ekonomisi arasında sürdüren bir kadın. Ancak Juliette tek başına bir karakter değildir; o, Paris banliyösünün, tüketim toplumunun ve yeni kadın imgesinin taşıyıcısı hâline gelir. Film, onun günlük hayatını izlerken aynı anda şehir planlamasına, reklama, Vietnam Savaşı’na, dile, metaya ve arzunun ekonomik düzenlenişine doğru açılır.
Kompozisyon bu yüzden klasik dramatik ilerleme mantığıyla kurulmaz. Sahneler bir olay zinciri üretmekten çok, yan yana gelmiş düşünce parçaları gibi çalışır. Godard’ın fısıltıya yaklaşan sesi, görüntülerin üzerinden geçerek onları açıklamaz; tersine, daha da belirsizleştirir. Kafeler, benzin istasyonları, apartman blokları, market rafları ve gündelik iç mekânlar, kişisel hayatın geçtiği sıradan yerler olmaktan çıkar; hepsi aynı anda hem toplumsal düzenin hem de ruhsal yabancılaşmanın sahnesine dönüşür. Filmin ritmi de buradan gelir: hikâyeyi ilerletmekten çok, bakışı düşünmeye zorlayan bir akış.
Panofsky’nin Üç Düzeyli Analizi

Kaynak: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Two_or_Three_Things_I_Know_About_Her_-_US_promo_1.jpg
Ön-ikonografik düzeyde film bize banliyö apartmanlarını, otomobilleri, mutfakları, kahve fincanlarını, reklam renklerini, mağaza vitrinlerini, kadın yüzlerini ve gündelik dolaşım içindeki şehir parçalarını gösterir. Juliette konuşur, gezer, bekler, karşılaşır; görüntü yüzeyde son derece tanıdık bir modern yaşam envanteri kurar. Ama bu tanıdıklık baştan itibaren huzursuzdur; nesneler fazla parlak, mekânlar fazla düzenli, konuşmalar ise fazla kırılgandır.
İkonografik düzeyde bu envanter, 1960’ların tüketim toplumu içinde kadınlığın ve gündelik yaşamın nasıl yeniden kurulduğunu açmaya başlar. Apartman blokları yalnız konut değildir; modern şehir planlamasının standartlaştırıcı düzenidir. Kozmetik, mutfak eşyası, araba, kahve ve reklam dili yalnız gündelik nesneler değildir; arzunun dolaşıma sokulma biçimidir. Juliette’in bedeni de burada mahrem bir beden olmaktan çıkar; metanın, cinselliğin ve toplumsal rolün birbirine bağlandığı bir yüzey hâline gelir.
İkonolojik düzeyde ise film, modern kapitalist hayatın en sıradan dokusunu ontolojik bir krize dönüştürür. Godard şunu sorar: Eğer dilimiz reklam tarafından, arzumuz piyasa tarafından, mekânımız şehir planlaması tarafından kuruluyorsa, “ben” dediğimiz şey ne kadar bize aittir? Juliette’in hayatı bu yüzden bireysel bir dram olarak değil, sistemin gündelik hayatı nasıl kolonize ettiğinin örneği olarak görünür. Film, bir kadının yaşamını anlatmaktan çok, modern toplumun kadın bedeni ve gündelik yaşam üzerinden kendi düzenini nasıl görünmez kıldığını açığa çıkarır.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/
wiki/Two_or_Three_Things_I_Know_About_Her
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Film, Juliette’i temsil edilecek bütünlüklü bir özne gibi kurmaz. O, hem bir kadın, hem bir eş, hem bir anne, hem de tüketim toplumunun içinde işlev gören bir figürdür; ama bu kimliklerin hiçbiri tek başına yeterli değildir. Godard’ın en sert hamlesi burada belirir: kadın temsili ne romantik ne de tamamen psikolojiktir; daha çok, modern hayatın ekonomik ve imgesel düzeni içinde bölünmüş bir varoluşun temsiline dönüşür. Böylece “onun hakkında bildiğim şeyler”, aslında hiçbir zaman Juliette’in iç hakikatine ulaşmaz; yalnızca onun çevresinde dolaşan toplumsal kodları görünür kılar.
Bakış: Bakış bu filmde doğrudan bir iktidar meselesidir. Reklamın bakışı, erkeğin bakışı, kameranın bakışı ve Godard’ın kendi fısıltılı düşünsel bakışı birbirine karışır. Juliette’e bakılır; ama onu gören bakışlar çoğu zaman onu anlamaz, yalnız kodlar. Film de tam bu yüzden rahat bir izleme alanı kurmaz. Seyirci, karaktere empatiyle yerleşen güvenli bir konuma değil, bakmanın kendisini sorgulayan huzursuz bir yere itilir. Juliette’in yüzü, bedeni ve gündelik jestleri sürekli görünürdür; ama bu görünürlük açıklık değil, daha büyük bir opaklık üretir
Boşluk: Filmin en güçlü katmanı boşlukta açılır. Godard’ın cümleleriyle görüntüler arasında, nesnelerle insanlar arasında, gündelik hayatla düşünce arasında sürekli bir aralık vardır. Bu boşluk eksiklik değildir; filmin asıl düşünme alanıdır. Juliette’in kim olduğu tam olarak söylenmez, çünkü film zaten öznenin tam olarak söylenemeyeceğini savunur. Kahve fincanının içindeki kozmos duygusu da burada devreye girer: en küçük nesne bile anlamla doludur, ama hiçbir zaman bütünüyle ele geçirilemez. Boşluk, modern hayatın kendi içindeki sessiz çöküntüsünü görünür kılar.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Godard’ın stili burada caz ritmine benzer biçimde ilerler: kesik, serbest, düşünsel ve doğaçlamaya açık. Renkler, yazılar, yakın planlar, fısıltı halinde iç sesler ve nesne kadrajları, filmi klasik bir anlatıdan çok bir düşünce montajına dönüştürür. Bu stil yalnız biçimsel oyun değildir; tüketim toplumunun parçalı deneyimini ancak böyle kırık bir biçim taşıyabilir.
Tip: Juliette klasik anlamda bir karakterden çok, modern kadınlığın bölünmüş tipine yaklaşır. O ne yalnızca mağdurdur ne de özgürleşmiş bir figür. Tam tersine, hem arzu edilen hem yönlendirilen, hem ev içi rol taşıyan hem de ekonomik dolaşıma açık kılınan bir özne tipidir. Erkek figürleri de tam derinleşmiş kişilerden çok, bu düzenin konuşan, pazarlayan, arzulayan ve sınıflandıran işlevleri gibi görünür. Film böylece psikolojik karakter kurmaktan çok, toplumsal pozisyonları görünür kılar.
Sembol: Kahve fincanı filmin en güçlü sembollerinden biridir; gündelik olanın içindeki sonsuzluğu, sıradan nesnenin içindeki düşünsel uçurumu taşır. Apartman blokları modern hayatın standartlaştırılmış mekânını, reklam dili arzunun sömürgeleştirilmesini, otomobil ve yol ise sürekli hareket eden ama bir yere varmayan yaşam düzenini simgeler. Juliette’in bedeni de bir sembole dönüşür; mahremiyet ile piyasa arasındaki en kırılgan ara yüz olarak çalışır.
Sanat Akımı
Onun Hakkında Bildiğim 2 veya 3 Şey, Fransız Yeni Dalgası içinde doğmuş olsa da, onu aşarak politik modernizme, deneme-filme ve yapısökümcü sinema diline doğru ilerler. Bu filmde Godard artık yalnız anlatıyı yenileyen bir yönetmen değildir; gündelik hayatın dilini, nesnelerini ve imgelerini sökerek sinemanın düşünce üretme kapasitesini sınayan bir figüre dönüşür.
Sonuç
Bu film, bir kadın portresi çiziyor gibi görünse de sonunda çok daha geniş ve çok daha huzursuz bir şey yapar: modern hayatın kendi konuşma biçimini açığa çıkarır. Godard burada ne kesin bir politik tez verir ne de karakterlerini dramatik çözümlere ulaştırır. Onun yaptığı, gündelik yaşamın sıradan yüzeyinde gizlenen büyük metafizik ve siyasal soruları görünür kılmaktır. Geriye, Juliette hakkında bildiğimiz şeylerden çok, modern dünya hakkında artık görmezden gelemeyeceğimiz şeyler kalır.
Künye & Eser Altı
Künye: Onun Hakkında Bildiğim 2 veya 3 Şey / 2 ou 3 choses que je sais d’elle — Yönetmen: Jean-Luc Godard; Fransa, 1967; Tür: Komedi, Drama.
