Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Donna Haraway’in “Situated Knowledges: The Science Question in Feminism and the Privilege of Partial Perspective” / “Konumlu Bilgiler: Feminizmde Bilim Sorusu ve Kısmi Perspektifin Ayrıcalığı” başlıklı metni, çağdaş bilgi teorisinin en önemli müdahalelerinden biridir. 1988’de yayımlanan bu makale, nesnellik sorununu feminist teori, bilim eleştirisi ve epistemoloji düzleminde yeniden düşünür. Haraway’in temel sorusu şudur: Bilgi gerçekten her yerden, hiçbir konumdan, bedensiz ve tarafsız bir gözle üretilebilir mi?
Haraway’in cevabı açıktır: Hayır. Bilgi her zaman bir konumdan üretilir. Bu konum yalnız bireysel görüş ya da öznel kanaat değildir. Beden, tarih, cinsiyet, sınıf, ırk, kurum, teknik araç, araştırma yöntemi ve iktidar ilişkileri bilginin üretim koşullarına dâhildir. Bu yüzden Haraway, mutlak ve konumsuz nesnellik iddiasına karşı kısmi perspektif düşüncesini savunur. Burada “kısmi” olmak zayıflık değildir. Tam tersine, bilginin sorumluluk alabileceği tek zemindir.
Bu metin, Sentetik Epistemoloji için doğrudan önem taşır. Çünkü yapay zekâ çağında veri çoğu zaman tarafsız, kapsayıcı ve doğal bir zemin gibi sunulur. Sanki veri kendi kendine konuşur. Sanki model dünyayı hiçbir yerden bakarak görür. Haraway’in konumlu bilgi düşüncesi bu miti kırar. Veri de konumludur. Veri seti de bir yerden toplanır, bir bakışla seçilir, bir amaçla etiketlenir ve belirli bir sistem içinde işlenir.
Konumsuz Bakışın Eleştirisi
Haraway’in metnindeki ana hedeflerden biri, bilimin kendisini “hiçbir yerden bakış” olarak sunmasıdır. Bu bakış, kendisini bedensiz, tarafsız, evrensel ve kendi koşullarından bağımsız gibi gösterir. Haraway bu iddiayı epistemolojik olduğu kadar politik bir sorun olarak görür. Çünkü kendisini konumsuz ilan eden bilgi, kendi iktidar ilişkilerini görünmez kılar.
Bu nokta yapay zekâ çağında daha da önemlidir. Bugün algoritmik sistemler çoğu zaman “insan önyargısından arınmış”, “veriye dayalı”, “tarafsız” ya da “nesnel” sistemler gibi sunulur. Oysa modelin çıktısı, onu eğiten veri setlerinden, etiketleme biçimlerinden, model mimarisinden, hedef fonksiyonlarından, kurumsal amaçlardan ve platform altyapılarından bağımsız değildir. Bu yüzden yapay zekâ sistemlerinin nesnellik iddiası, Haraway’in eleştirdiği konumsuz bakışın teknikleşmiş biçimi olarak okunabilir.
Haraway’in katkısı burada belirleyicidir. O, nesnelliği tümüyle reddetmez. Bilgiyi salt keyfi yoruma da indirgemez. Daha zor bir şey önerir: nesnellik, ancak konumunu bilen ve kendi bakışının sınırlarını tanıyan bilgiyle mümkündür. Bu yüzden Haraway’de güçlü bilgi, “her şeyi gören” bilgi değildir; nereden baktığını bilen bilgidir.
Kısmi Perspektifin Ayrıcalığı
Haraway’in metnindeki en önemli fikirlerden biri **“kısmi perspektifin ayrıcalığı”**dır. Bu ifade ilk bakışta çelişkili görünebilir. Çünkü modern bilgi anlayışında “kısmi” olmak çoğu zaman eksiklik, taraflılık ya da yetersizlik gibi düşünülür. Haraway ise bu varsayımı tersine çevirir. Ona göre güçlü bilgi, hiçbir yerden bakıyormuş gibi yapan bilgi değildir. Güçlü bilgi, kendi bakış noktasını, sınırını ve sorumluluğunu bilen bilgidir.
Bu nedenle kısmi perspektif, zayıf bir bilgi biçimi değildir. Tam tersine, sorumluluk alabilen bilginin koşuludur. Konumsuz bilgi iddiası, kendi tarihsel ve bedensel yerini gizler. Nereden baktığını söylemez. Hangi araçlarla gördüğünü, hangi kurumlar tarafından desteklendiğini, hangi dışlamalarla kurulduğunu görünmez kılar. Haraway’in eleştirisi burada keskindir: Her şeyi gördüğünü iddia eden bakış, çoğu zaman kendi iktidarını görmeyen bakıştır.
Bu fikir, yapay zekâ çağında daha da önem kazanır. Çünkü yapay zekâ sistemleri çoğu zaman kendi kısmi konumlarını gizleyerek çalışır. Bir model, dünyayı tarafsız biçimde tarıyormuş gibi sunulur. Oysa hangi veriyle eğitildiği, hangi dillerin daha baskın olduğu, hangi bedenlerin daha çok temsil edildiği, hangi kültürlerin eksik kaldığı ve hangi hedefler doğrultusunda optimize edildiği, onun bakışını belirler. Modelin çıktısı bu koşullardan bağımsız değildir.
Sentetik Epistemoloji açısından Haraway’in katkısı tam burada belirir. Yapay zekâ sistemleri kendi kısmi konumlarını kabul etmedikçe sorumsuzlaşır. Çünkü tarafsızlık iddiası, üretim koşullarını gizler. Kısmi perspektif ise bilginin nereden üretildiğini sormaya zorlar. Hangi veri? Hangi arşiv? Hangi model? Hangi kurum? Hangi çıkar? Hangi dışlama? Bu sorular olmadan yapay zekâ çıktısı yalnız teknik sonuç gibi görünür. Haraway’in düşüncesi, bu teknik sonucun aslında konumlu bir üretim olduğunu gösterir.
Bu yüzden kısmi perspektif, yapay zekâ çağında yalnız etik bir uyarı değildir. Epistemolojik bir zorunluluktur. Bilgi, kendi üretim koşullarını açık ettiği ölçüde tartışılabilir hâle gelir. Yapay zekâ sistemleri de ancak kendi konumlarını, veri sınırlarını ve model varsayımlarını görünür kıldıklarında sorumluluk alanına çekilebilir.
Siborg, Yoldaş Türler ve Çok Kollu Düşünme
Haraway’in önemi yalnız “Konumlu Bilgiler” metniyle sınırlı değildir. Onun düşüncesi, soyut kavramları güçlü figürler aracılığıyla somutlaştırmasıyla da dikkat çeker. “A Cyborg Manifesto” / “Siborg Manifestosu”, modern özne anlayışını insan, makine, hayvan, beden ve teknoloji arasındaki sınırları bozarak yeniden düşünür. Siborg, ne saf insan ne saf makinedir. Doğal olan ile yapay olan, beden ile teknik, biyoloji ile kültür arasındaki ayrımları karıştıran bir figürdür.
Bu figür, yapay zekâ çağında hâlâ önemlidir. Çünkü insan artık teknik sistemlerin dışında duran egemen bir özne değildir. Veri üretir, makinelerle birlikte düşünür, platformlar içinde davranır, algoritmik sistemler tarafından sınıflandırılır ve teknik ortamlarla birlikte özneleşir. Haraway’in siborg figürü, bu karışık varoluşu düşünmek için erken ve güçlü bir zemindir.
Haraway’in sonraki çalışmalarında “companion species” / “yoldaş türler” ve “tentacular thinking” / “çok kollu düşünme” öne çıkar. Burada insan, dünyayı tek başına kuran merkezî özne olarak düşünülmez. Köpekler, mikroorganizmalar, mercanlar, ahtapotlar, ağlar, ekosistemler, teknikler ve başka canlılarla birlikte kurulan ilişkisel bir varlık olarak ele alınır. Ahtapot ya da çok kollu figür burada yalnız biyolojik bir örnek değildir. Düşüncenin tek merkezli olmaktan çıkıp bağlantılar, kollar, temaslar ve karşılıklı bağımlılıklar içinde kurulmasını anlatan bir imgedir.
Bu figürler Haraway’in teorisini somutlaştırır. Konumlu bilgi, yalnız “herkesin kendi görüşü vardır” demek değildir. Bilgi, ilişkiler içinde üretilir. Bedenler, türler, makineler, çevreler, arşivler ve teknik aygıtlar birbirine bağlanır. Bu yüzden bilginin konumu tekil bir nokta değil, çoklu bir ilişkiler ağıdır.
Sentetik Epistemoloji açısından bu düşünce önemlidir. Yapay zekâ çağında bilgi artık yalnız insan zihninde kurulmaz. Veri setleri, kullanıcı davranışları, model mimarileri, donanım altyapıları, platform ekonomileri ve insan dışı işlem süreçleriyle birlikte oluşur. Haraway’in siborgu ve çok kollu düşünme figürü, bu karmaşık bilgi üretimini kavramak için güçlü bir geçiş sağlar. İnsan, makineye karşı duran saf bir özne değildir; ama makinenin içinde eriyip sorumluluğunu kaybeden pasif bir veri noktası da olmamalıdır. Tam bu eşikte, Sentetik Epistemoloji’nin Eşik İnsan kavramına giden yol açılır.
Veri Mitosu Açısından Haraway
Sentetik Epistemoloji içinde Haraway’in en doğrudan karşılığı Veri Mitosu kavramıdır. Veri Mitosu, verinin dünyayı olduğu gibi temsil eden saf, tarafsız ve kendiliğinden doğru bir zemin gibi sunulmasıdır. Oysa veri hiçbir zaman ham biçimde “doğa” değildir. Toplanır, seçilir, temizlenir, sınıflandırılır, dışarıda bırakılır, etiketlenir ve belirli teknik süreçlerden geçirilir.
Haraway’in konumlu bilgi düşüncesi, bu veri mitosunu daha en baştan sorgulamamızı sağlar. Bir veri seti hangi coğrafyadan toplanmıştır? Hangi bedenleri daha çok temsil eder? Hangi dilleri dışarıda bırakır? Hangi sınıfsal, ırksal, cinsiyetli veya kültürel normları tekrar eder? Hangi amaçla etiketlenmiştir? Hangi kurumun iktidar alanı içinde kullanılmaktadır?
Bu sorular, veri eleştirisinin temelidir. Çünkü yapay zekâ sistemlerinde bilgi yalnızca modelin çıktısında değil, modelin beslendiği veri düzeninde kurulmaktadır. Haraway’in “konum” vurgusu burada teknik bir derinlik kazanır. Artık yalnız araştırmacının konumu değil, veri setinin konumu da sorulmalıdır.
Tanrısal Bakıştan Makine Bakışına
Haraway’in eleştirdiği konumsuz nesnellik iddiası, yapay zekâ çağında Makine Bakışı ile birleşir. Makine Bakışı çoğu zaman insan bakışından daha doğru, daha hızlı ve daha tarafsız gibi sunulur. Fakat makine de hiçbir yerden bakmaz. Onun bakışı veriyle, kategoriyle, kodla, donanımla ve optimizasyonla kurulur.
Bir yüz tanıma sistemi insan yüzlerini tanıdığında, bunu evrensel bir insan bilgisiyle yapmaz. Eğitim verisinde hangi yüzlerin bulunduğuna, hangi ışık koşullarında çekildiklerine, hangi etiketlerle işlendiğine ve hangi amaçla sınıflandırıldığına bağlı olarak çalışır. Bir dil modeli de dili hiçbir yerden öğrenmez. Belirli dillerin, platformların, arşivlerin, kurumların ve kültürel tekrarların içinden öğrenir.
Bu nedenle Haraway, Sentetik Epistemoloji için yalnız feminist bilim teorisinin bir figürü değildir. O, yapay zekâ çağında makinenin nesnellik iddiasını çözmek için temel bir düşünürdür. Makine Bakışı’nın eleştirisi, Haraway’in konumlu bilgi düşüncesi olmadan eksik kalır.
Haraway’in Sınırı
Haraway’in metni yapay zekâ çağından önce yazılmıştır. Bu yüzden veri setleri, makine öğrenmesi, model mimarileri, platform ekonomisi veya üretken yapay zekâ sistemleri onun doğrudan konusu değildir. Haraway’in güçlü olduğu yer, bilginin konumsuz olamayacağını göstermesidir. Ancak bu ilkeyi yapay zekâ çağının teknik yapısına taşımak gerekir.
Bu noktada Sentetik Epistemoloji devreye girer. Haraway bize bilginin konumlu olduğunu öğretir. Sentetik Epistemoloji ise bu konumun artık yalnız bedende, kurumda veya söylemde değil; veri arşivlerinde, model mimarilerinde ve algoritmik düzeneklerde de yazılı olduğunu söyler.
Haraway’in sınırı, onun değerini azaltmaz. Tam tersine, onun düşüncesini çağdaş teknik dünyaya taşımanın neden gerekli olduğunu gösterir. Haraway, yapay zekâyı doğrudan analiz etmemiş olabilir; fakat yapay zekâ sistemlerinin tarafsızlık iddiasını sorgulamak için gerekli epistemolojik dili sağlamıştır.
Sonuç
Donna Haraway’in “Konumlu Bilgiler” metni, yapay zekâ çağında veri ve model eleştirisi için temel bir felsefi zemin sunar. Çünkü veri tarafsız değildir. Model hiçbir yerden bakmaz. Algoritmik çıktı, konumsuz bir hakikat değildir.
Haraway’in kısmi perspektif düşüncesi, yapay zekâ çağında özellikle önemlidir. Çünkü sorumluluk, ancak bakışın nereden geldiği açık edildiğinde başlayabilir. Kendi veri sınırını, model varsayımını, kurumunu, çıkarını ve dışlamasını gizleyen sistem, tarafsızlık iddiasıyla sorumluluktan kaçar. Konumlu bilgi ise bu kaçışı durdurur. Bilgiyi üretim koşullarıyla birlikte düşünmeye zorlar.
Sentetik Epistemoloji açısından Haraway’in önemi burada yoğunlaşır: Bilgi, kendi üretim koşullarından ayrı düşünülemez. Yapay zekâ çağında bu koşullar yalnız insan öznesinde değil, veri setlerinde, kodda, arayüzde, model mimarisinde ve platform altyapısında yazılıdır. Veri Mitosu ancak bu konumluluk görüldüğünde kırılır.
Kaynak Notu
Bu yazı, Donna Haraway’in “Situated Knowledges: The Science Question in Feminism and the Privilege of Partial Perspective” / “Konumlu Bilgiler: Feminizmde Bilim Sorusu ve Kısmi Perspektifin Ayrıcalığı” başlıklı metni merkeze alınarak hazırlanmıştır. Ayrıca Haraway’in “A Cyborg Manifesto” / “Siborg Manifestosu”, “companion species” / “yoldaş türler” ve “tentacular thinking” / “çok kollu düşünme” hatları dikkate alınmıştır. Metin, Sentetik Epistemoloji içinde özellikle Veri Mitosu, Makine Bakışı ve Eşik İnsan kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir.
