Filomythos Kavramları Serisi – II: Tarafsızlık İddiası ve Görsel Hakikatin Merkezileşmesi
Giriş: Veri Olan Her Şey Gerçek midir?
Dijital çağda “veri” kelimesi neredeyse “gerçeklik” ile eş anlamlı kullanılmaya başladı. Grafikler, paneller, haritalar, skorlar, takip ekranları ve sayısal göstergeler, sanki dünyayı yorumsuz biçimde önümüze seriyormuş gibi dolaşıma giriyor. Yeterince veri toplandığında, öznelliğin, yanılgının ve eksikliğin aşılacağı; sayının, hakikatin en temiz biçimi olduğu düşünülüyor.
Filomythos bu inancı Veri Mitosu kavramıyla adlandırır. Veri Mitosu, veri kümelerinin ve veri üzerinde çalışan teknik sistemlerin tarafsız, eksiksiz ve kendiliğinden doğru olduğu yönündeki çağdaş güven anlatısıdır. Burada mesele verinin varlığı değil, veriye atfedilen saf nesnellik iddiasıdır.
Bu nedenle Veri Mitosu, yalnızca teknik bir yanlış anlamayı değil, çağdaş bilgi rejiminin meşruiyet hikâyesini anlatır. Sentetik Epistemoloji, bilginin giderek dış dünyaya doğrudan temastan çok kayıtlar, veri kümeleri ve korelasyonlar üzerinden üretildiğini gösteriyorsa, Veri Mitosu da bu rejimin kendisini nasıl doğal ve tartışılmaz gösterdiğini açıklar.
I. Mitos Sözcüğünü Neden Kullanıyoruz?
“Mitos” sözcüğü burada küçümsemek için değil, doğallaştırılmış bir anlatıyı görünür kılmak için kullanılıyor. Mit, yalnızca eski tanrılarla ilgili bir hikâye değildir; aynı zamanda bir toplumun neyi doğal, kaçınılmaz ve sorgulanmaz kabul ettiğini kuran temel anlatıdır.
Veri Mitosu’nun temel hikâyesi şudur: İnsan sınırlıdır, önyargılıdır ve hata yapar; ama yeterince veri toplar ve bu veriyi uygun sistemlerle işlersek, hakikate daha saf bir biçimde ulaşabiliriz. Bu hikâye bütünüyle boş değildir; veri gerçekten bazı örüntüleri görünür kılabilir. Ama sorun tam burada başlar. Kısmi bir doğruluktan mutlak bir güvence üretilir.
Oysa veri hiçbir zaman çıplak değildir. Her veri, bir seçimin, bir ölçüm kararının, bir sınıflandırmanın, bir dışlamanın sonucudur. Neyin kaydedileceği, hangi kategorilerin kullanılacağı, hangi sapmaların gürültü sayılacağı, hangi bedenlerin, coğrafyaların, dillerin ve davranışların veri olarak tanınacağı en baştan belirlenir. Veri Mitosu, tam da bu kurucu kararları görünmez kılar.
Bu yüzden Veri Mitosu’nu adlandırmak, veriyi reddetmek değil; veriyi hakikatin son ve tarafsız zemini gibi sunan ideolojik anlatıyı teşhis etmektir.
II. Veri Mitosu Neyi Meşrulaştırır?
Veri Mitosu, çağdaş bilgi rejiminde üç temel işlev görür.
İlk olarak, veriyi tarafsız gösterir. “Veri öyle söylüyor” dendiğinde, çoğu zaman veri üretim sürecindeki insan kararları, kurumsal tercihler ve tarihsel önyargılar geri çekilir. Oysa hiçbir veri rejimi kendiliğinden işlemez. Kameranın nereye bakacağı, hangi verinin etiketleneceği, hangi davranışın kayda değer bulunacağı ve hangi modelin kullanılacağı baştan kararlaştırılmıştır.
İkinci olarak, veriyi eksiksiz gösterir. Devasa veri kümeleri, sanki dünyanın tamamını taşıyormuş gibi sunulur. Oysa büyüklük, bütünlük değildir. Bir veri kümesi çok büyük olabilir; ama yine de belirli hayatları, dilleri, sınıfları, coğrafyaları ve deneyimleri sistematik olarak eksik taşıyabilir.
Üçüncü olarak, veriyi kendiliğinden konuşan bir hakikat gibi kurar. Grafikler, paneller ve görselleştirmeler çoğu zaman yorumdan arınmış gerçeklik yüzeyleri gibi sunulur. Oysa her grafik bir ölçek seçer, her panel bir eşik kurar, her görselleştirme bir hikâye anlatır. Veri burada konuşmaz; belirli bir çerçeve içinde konuşturulur.
Veri Mitosu tam da bu üç iddia üzerinden işler: veri tarafsızdır, eksiksizdir ve kendiliğinden hakikati söyler. Filomythos’un itirazı, bu üç sessiz tezi görünür kılmaktır.
III. Sentetik Epistemoloji ile İlişkisi
Veri Mitosu, Sentetik Epistemoloji’nin kendisi değildir; onun meşruiyet anlatısıdır. Sentetik Epistemoloji, bilginin artık dış dünyadaki tekil izlerden çok, dünya hakkında toplanmış kayıtlar ve korelasyonlar üzerinden üretildiği rejimi adlandırır. Veri Mitosu ise bu rejime eşlik eden sessiz inancı tanımlar: “Yeterince veri varsa, hakikat de oradadır.”
Bu nedenle veri ile hakikat arasındaki özdeşlik duygusu tesadüfi değildir. Sentetik rejimde bilgi, giderek verisel işlemeye dayandıkça, verinin kendisi de tartışılmazlaştırılır. Böylece verinin nasıl üretildiği, hangi boşlukları taşıdığı ve hangi normları tekrar ettiği geri planda kalır.
Filomythos’un müdahalesi burada iki yönlüdür. Bir yandan Sentetik Epistemoloji ile çağdaş bilgi rejiminin teknik ve kavramsal mantığını adlandırır. Öte yandan Veri Mitosu kavramıyla, bu rejimin kendi üzerine kurduğu nesnellik efsanesini çözer. Böylece veriye bakmak ile veriye inanmak arasındaki fark yeniden açılır.
IV. Temsil Alanında Veri Mitosu
Veri Mitosu’nun en güçlü etkilerinden biri temsil alanında görülür. Klasik rejimde temsil, ne kadar seçici ve aracılı olursa olsun, yine de dış dünyayla bir ilişki taşırdı. Bir görüntünün doğruluğu ya da gücü, bu ilişkinin niteliğiyle tartışılırdı.
Sentetik çağda ise temsil giderek dış dünyaya sadakatten çok veri normlarına uyum üzerinden değerlendirilir. “İyi” görüntü, “inandırıcı” yüz ya da “başarılı” metin, artık çoğu zaman dış gerçekliğe değil, veri uzayında baskın hale gelmiş örüntülere benzerliğiyle meşrulaşır.
Veri Mitosu, bu kaymayı doğal gösterir. Çünkü veriyi tarafsız kabul ettiği anda, veri normlarına uygun olanı da kolayca daha doğru, daha gerçekçi ve daha güvenilir saymaya başlar. Böylece temsilin ölçütü sessizce değişir: dünya ile bağ zayıflarken, veri ile uyum güç kazanır.
Bu noktada Filomythos için kritik olan şey şudur: veri, temsilin tek hakemi haline gelemez. Görüntü hâlâ tarih, travma, beden, sınıf, mekân ve deneyim taşır. Sentetik rejim bu alanları dönüştürebilir; ama onları yalnızca verisel normlara indirgemek eleştirel düşüncenin sonu olur.
V. Kod İradesi ve Makine Bakışı ile Bağı
Veri Mitosu kendi başına işlemez; Sentetik Epistemoloji’nin diğer kavramlarıyla birlikte çalışır. Bunların başında Kod İradesi ve Makine Bakışı gelir.
Kod İradesi, biçimsel normların giderek veri dağılımları, performans hedefleri ve platform mantıkları tarafından belirlenmesini anlatır. Veri Mitosu burada zemini hazırlar. Veri tarafsız ve eksiksiz kabul edildiğinde, veriden türeyen biçim normları da “doğal” görünmeye başlar. Hangi yüzün daha “standart”, hangi kompozisyonun daha “başarılı”, hangi metnin daha “akıcı” sayıldığı böylece teknik zorunluluk gibi görünür.
Makine Bakışı da veri olmadan işleyemez. Algoritmik görme rejimi, ancak daha önce kaydedilmiş, etiketlenmiş ve sınıflandırılmış veri üzerinde çalışabilir. Bu yüzden makinenin neyi gördüğü kadar neyi göremediği de veri rejiminin sonucudur. Veri Mitosu, bu sınırlı ve seçici görme biçimini sanki evrensel bir nesnellik gibi sunar.
Dolayısıyla veri yalnızca ham malzeme değildir; görmenin ve biçimlendirmenin sınırlarını kuran rejimin kendisidir. Filomythos, Veri Mitosu diyerek tam da bu görünmez iktidar katmanını açığa çıkarır.
VI. Boşluk, Artık ve Glitch: Mitosun Çatladığı Yer
Veri Mitosu, her şeyi kaydediyormuş gibi görünür; ama en çok kendi boşluklarında ele verir kendini. Bu nedenle metnin en önemli sorularından biri şudur: Veri rejimi neyi hiç taşıyamıyor?
Burada Epistemik Boşluk belirleyici hale gelir. Epistemik Boşluk, veri rejiminin dışında kalan, yeterince kaydedilmeyen, modele çevrilemeyen ya da yapısal olarak dışarıda bırakılan gerçeklik alanıdır. Hangi hayatlar veri içinde zayıftır? Hangi coğrafyalar, diller, bedenler ve deneyimler sistem için ya çok seyrektir ya da hiç görünmezdir? Veri Mitosu bu yokluğu saklar; Filomythos ise görünür kılar.
Artık da burada önemlidir. Modelin gürültü saydığı, fazlalık diye sildiği ya da performans adına ayıkladığı detaylar, çoğu zaman dünyanın en yoğun hakikat izlerini taşır. Yoksulluğun kiri, yaşlılığın çizgisi, standart dışı beden, bozuk yüzey, düzensiz ritim, fazla sayılan jest; bütün bunlar pürüzsüz görünüm uğruna temizlenebilir. Artık, bu dışlamanın tortusudur.
Glitch ise sistemin istemeden söylediğidir. Yanlış eşleşme, kırık yüzey, tutarsız görüntü, bozulmuş anatomi ya da anlamsal sıçrama, yalnızca hata değildir. Glitch, sistemin nerede tökezlediğini ve hangi gerçeklikleri taşıyamadığını gösteren mikro-delildir.
Bu yüzden Veri Mitosu’nun sınırı, tam da kusursuzluk iddiasının bozulduğu yerde görünür olur. Sistem “her şeyi biliyorum” derken, glitch, artık ve epistemik boşluk tam tersini söyler.
Sonuç: Veriyle Yaşamak, Mitosa Teslim Olmamak
Veri Mitosu, çağımızın en güçlü anlatılarından biridir. Veriyi, kendi tarihsel ve siyasal kuruluşundan kopararak hakikatin saf yüzeyi gibi sunar. Bu nedenle mesele veri kullanmak değil, veriyi kutsayan rejimi teşhis etmektir.
Filomythos burada romantik bir veri karşıtlığına gitmez. Veriyle yaşadığımızı kabul eder. Ama verinin tarafsız, eksiksiz ve kendiliğinden doğru olduğu inancına teslim olmaz. Sentetik Epistemoloji, bu çağdaş bilgi rejimini adlandırır; Veri Mitosu ise onun meşruiyet masalını görünür kılar.
Bu ayrımı korumak önemlidir. Çünkü veriyle çalışmak mümkündür; ama veri tarafından yönetilmek zorunlu değildir. Eleştirinin görevi, verinin söylediklerini duymak kadar, verinin sustuklarını, sildiklerini ve hiç kaydetmediklerini de görmektir.
Filomythos için asıl soru şudur: Veri neyi gösteriyor değil, veri rejimi neyi görünmezleştiriyor? Veri Mitosu kavramı tam da bu soruyu açar. Ve bir kez bu soru açıldığında, veri artık kutsal yüzey değil, eleştirinin nesnesi haline gelir.
