Sanatçının Tanıtımı
Peter Blake, İngiliz Pop artının kurucu isimlerinden biridir. Onun resminde popüler kültür, dergi kapakları, kartpostallar, sanat tarihi reproduksiyonları, rozetler, afişler ve gündelik eşyalar yalnız yardımcı ayrıntılar değildir; bizzat modern görmenin hammaddesidir. Blake’in en önemli gücü, yüksek sanat ile kitle kültürü arasındaki sınırı çökertmesidir. Bu yüzden onun figürlü resimleri, yalnız insanları değil, insanların imgelerle çevrili yaşama biçimini de gösterir.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Balkonda, ilk bakışta birkaç figürün bir balkonda toplandığı bir sahne gibi görünür; ama resim kısa sürede bir grup portresinden çok daha karmaşık bir görsel düzen olduğunu açığa çıkarır. Yeşil ağırlıklı düz bir zemin üzerinde çeşitli figürler, sandalyeler, masalar, sehpa benzeri yüzeyler, çerçeveli reproduksiyonlar, dergi kapakları, kartpostallar ve küçük gündelik nesneler dağılmış halde görünür. Sol tarafta gözlüklü erkek figür, ortada rozetli kadın figür, sağda takım elbiseli uzun erkek ve alt merkezde yüzünü LIFE dergisi kapağıyla kapatan küçük figür, kompozisyonun ana insan varlıklarıdır. Üst bölümde ise taburesi üstünde yalnız alt kısmı görülen başka bir figür vardır; bu kırpılmışlık bile resmin “tamamlanmış portre” fikrine mesafeli durduğunu gösterir.
Kompozisyonun asıl gücü, figürlerle imgelerin aynı değerde yerleştirilmesindedir. Çerçeveli resimler, fotoğraflar, dergi kupürleri ve kartpostallar insanlar kadar görünürdür; hatta bazı anlarda onlardan daha baskın hale gelir. Balkon burada manzara seyretme yeri değil, görüntülerin dizildiği bir vitrin gibidir. Derinlik duygusu sınırlıdır; mekân sahne gibi düzdür. Böylece resim, “orada duran insanlar”ı değil, görüntüler arasında konumlanan insan tiplerini gösterir.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Yeşil düz bir balkon zemini üzerinde donuk yüzlü birkaç figür, küçük sehpa ve masalar, çerçeveli reproduksiyonlar, fotoğraflar, kartpostallar, şişeler ve yüzünü LIFE dergisi kapağıyla örten bir çocuk figürüyle birlikte sergilenmiş gibi görünür.
Ön-ikonografik:
Resimde birkaç erkek ve kadın figürü, sehpa ve masa benzeri yüzeyler, çerçeveli küçük resimler, fotoğraflar, kartpostallar, dergi kapakları, şişe ve çeşitli küçük nesneler görülür. Figürler hareketsiz ve öne dönüktür. Zemin büyük ölçüde yeşildir; nesneler bu alan üzerine serpiştirilmiş gibidir.
İkonografik:
Başlık figürleri “balkonda” konumlandırır; yani sahne yarı kamusal, yarı özel bir eşik alanında geçer. Ancak resimde asıl dikkat çeken şey balkon değil, onun bir sergi yüzeyine dönüşmesidir. Dergi kapağı, sanat reproduksiyonları ve küçük görüntüler, bu figürlerin kültürel tüketim dünyasıyla birlikte okunduğunu gösterir. Özellikle yüzünü LIFE kapağıyla örten figür, kişinin doğrudan yüz yerine bir medya görüntüsüyle temsil edildiğini açık biçimde ima eder.
İkonolojik:
Eser, modern öznenin artık yalnız kendi bedeniyle değil, tükettiği imgelerle var olduğunu gösterir. Burada insanlar sanat eserlerine bakmaz yalnızca; kendileri de sanat tarihi, popüler basın ve kitle kültürü arasında bir görüntü nesnesine dönüşür. Blake böylece balkonu bir yaşam alanından çok, modern görsel kimliğin kurulup sergilendiği bir eşik olarak düşünür. Resmin temel meselesi, insan ile imge arasındaki sınırın bulanıklaşmasıdır.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil:
Bu tabloda insan figürü klasik portre mantığıyla temsil edilmez. Figürler canlı psikolojik bireyler olmaktan çok, rozetleri, giysileri, ellerindeki ya da çevrelerindeki görüntülerle tanınan kültürel varlıklardır. Hatta bazı figürler neredeyse manken, oyuncak ya da kukla gibi görünür. Böylece temsil, kişinin “kim olduğu”ndan çok, “hangi görüntülerle çevrili olduğu”na kayar. Blake için modern insan, kendi başına değil, imgelerle birlikte temsil edilir.
Bakış:
Resimde bakış son derece karmaşıktır. Bazı figürler doğrudan öne bakar, ama bu bakış sıcak ya da samimi değildir; donuk ve neredeyse mekaniktir. Alt merkezdeki figürün yüzünün dergi kapağıyla örtülmesi, bakışı daha da çarpıcı hale getirir: kişi bize bakmak yerine bir medya yüzüyle yer değiştirir. Böylece tablo, yalnız bizim figürlere baktığımız bir alan değil, görüntülerin de bize geri döndüğü bir teşhir düzeni kurar. Balkon bir seyir noktası değil, bakışların düğümlendiği vitrindir.
Boşluk:
Resimdeki yeşil düzlem ilk bakışta boşluk gibi görünür; ama bu boşluk nefes veren bir alan değil, nesnelerin ve figürlerin yerleştirildiği bir sergi zemini gibi çalışır. Derinlik sınırlı, perspektif kontrollüdür. Bu nedenle boşluk doğaya ya da ufka açılmaz; daha çok görüntülerin dizildiği düz bir alan olarak kalır. Boşluk burada özgürleşme değil, teşhirin düzenleyici yüzeyidir.
Stil-Tip-Sembol
Stil:
Blake’in üslubu burada açık biçimde Pop arta aittir. Resim, kolaj mantığını andıran bir yerleştirme duygusuna sahiptir; fakat bunu boyayla kurar. Figürler ile nesneler arasında hiyerarşi yoktur. Yüzey düz, sakin ama düşünsel olarak yoğundur. Bu stil, gösterişli fırça hareketinden çok, görüntü seçimi ve dizilişinin önem kazandığı bir görsel kurguya dayanır.
Tip:
Buradaki figürler bireysel portrelerden çok modern kültür tipleridir: tüketici, izleyici, koleksiyoncu, genç medya öznesi, takım elbiseli kamusal adam. Her biri, kişisel hikâyeden çok bir görsel konum taşır. Bu tipoloji, tabloyu bir aile ya da dost grubu sahnesi olmaktan çıkarıp kültürel bir envantere dönüştürür.
Sembol:
LIFE dergisi kapağı kitle medyasını ve kimliğin basılı görüntüyle yer değiştirmesini simgeler. Çerçeveli reproduksiyonlar yüksek sanat geleneğini, kartpostallar ve küçük basılı imgeler ise çoğaltılmış kültürü taşır. Balkonun kendisi özel alan ile kamusal gösteri arasındaki eşiği simgeler. Böylece resim, insanın artık yalnız yaşayan değil, aynı zamanda kendini imge yoluyla sergileyen bir varlık olduğunu söyler.
Sanat Akımı
Gündelik ve kitlesel görsel malzemenin resmin merkezine taşınması, figür ile medya görüntüsü arasındaki sınırın bulanıklaştırılması ve yüksek sanat ile popüler kültürün aynı düzlemde ele alınması, eseri açık biçimde Pop art içine yerleştirir.
Sonuç
Balkonda, Peter Blake’in modern yaşamı insan figürleriyle değil, insan-nesne-imge üçgeniyle düşündüğünü gösteren temel eserlerden biridir. Burada balkon bir manzara mekânı değil, görüntülerin dizildiği bir kültürel eşiktir. Figürler yalnız orada duran kişiler değildir; rozetler, dergiler, reproduksiyonlar ve kartpostallar arasında şekillenen görsel kimliklerdir. Eserin gücü, modern insanın yüzünü bile bazen kendi yüzüyle değil, dolaşımdaki görüntülerle kurduğunu göstermesinde yatar.