Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Sanatçının Tanıtımı
Serdar Leblebici’nin İsimsiz adlı çalışması, figüratif resim ile soyut yüzey arasında kurulan gerilim üzerinden okunabilir. Sanatçı burada bedeni açık, tamamlanmış ve doğrudan okunur bir form olarak vermez. Figür, karanlık boya alanlarının içinde belirir, yer yer silinir ve mimari imgelerle iç içe geçer. Bu nedenle eser yalnızca bir kadın bedeni temsili değildir; beden, ev, karanlık, iç mekân ve hafıza arasında kurulmuş kırılgan bir görüntüdür.
Eserin Tanıtımı ve Kompozisyon
Eserin merkezinde karanlığa gömülmüş bir kadın bedeni vardır. Üst bölümde figürün başı, anatomik bir baştan çok küçük bir ev biçimini çağrıştırır. Bu evimsi yapının üzerinde 1 rakamı seçilir. Gövde aşağı doğru indikçe kadın bedeninin iki göğsü ve karın hattı daha belirginleşir. Alt bölümde bacak arası görünür; fakat bu alan, iç çamaşırını andıran koyu-sarı bir örtüyle sınırlandırılmış gibidir.
Figürün sol bacağı öne doğru çıkar ve hafif kırılmış bir pozisyonda durur. Sol alt tarafta narı andıran kırmızımsı bir form yer alır; bu form çevresindeki boya akışıyla sola doğru dağılır. Başın sağ tarafında ise çok silik ikinci bir ev imgesi seçilir. Sağ ve soldaki geniş beyaz-gri alanlar, figürü hem açığa çıkaran hem de içine alan perde ya da silinme yüzeyleri gibi çalışır.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz

Kaynak: https://www.galerisoyut.com.tr/sanatcilar/359/serdar-leblebici
Ön-ikonografik:
Resimde koyu bir merkez, beyaz-gri yan alanlar ve sıcak sarı-kırmızı lekeler görülür. Ortada insan bedenini çağrıştıran dikey bir figür vardır. Figürün üst kısmı ev biçimli bir yapıya yaklaşır. Alt bölümde gövde, göğüsler, pelvis ve bacak hattı seçilir. Sol altta kırmızı bir meyve ya da nesne formu vardır. Resmin genel yüzeyi silinmiş, kazınmış ve katmanlar hâlinde kurulmuştur.
İkonografik: Merkezdeki figür kadın bedenidir; fakat bu beden doğrudan portre ya da nü olarak değil, karanlık bir iç mekânın içinde görünür. Başın ev formuna dönüşmesi, kadın bedeni ile ev, beden ile barınak, beden ile iç mekân arasındaki bağı güçlendirir. Üstteki 1 rakamı bir adres, işaret, numara ya da kimlik kalıntısı gibi okunabilir. Sol alttaki nar ise doğurganlık, içsellik, bereket, yara ve parçalanmışlık çağrışımlarını birlikte taşır.
İkonolojik: Eserin temel gerilimi, kadın bedeninin hem görünür hem saklı oluşudur. Beden karanlığın içindedir; fakat tümüyle kaybolmaz. Ev biçimli baş, figürü bireysel bir kişilikten çok bir iç mekâna dönüştürür. Kadın burada yalnız beden olarak değil, içinde yaşanılan, saklanılan, numaralandırılan ve hatırlanan bir yer gibi düşünülür. Narın dağılması ise bu içselliğin kapalı kalmadığını, yüzeye sızdığını gösterir.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Leblebici, kadın bedenini klasik güzellik ya da çıplaklık düzeni içinde temsil etmez. Beden karanlıkla örtülür, mimari imgeyle birleşir ve boya lekeleri içinde çözülür. Göğüsler ve pelvis hattı bedensel varlığı belirginleştirirken, başın ev formuna dönüşmesi bu bedeni kişisel yüz ifadesinden uzaklaştırır. Böylece kadın figürü hem beden hem mekân olur. Temsil, anatomik açıklıktan çok saklanmış bir iç gerçekliğe dayanır.
Bakış: Figür izleyiciye doğrudan bakmaz. Zaten yüz, göz ve ifade neredeyse ortadan kalkmıştır. Bu durum izleyiciyi rahat bir seyir konumuna yerleştirmez. Çünkü görünen şey açık bir beden değil, karanlığın içinden güçlükle seçilen kırılgan bir varlıktır. Bakış, figürü ele geçiremez; onu ancak parça parça bulur. Bu yüzden resim, seyircinin görme arzusunu yavaşlatır ve onu karanlığın içinde dikkatli bakmaya zorlar.
Boşluk: Sağ ve soldaki beyaz-gri alanlar resmin boşluğunu kurar. Bu alanlar yalnız arka plan değildir; figürü çevreleyen, bastıran ve yer yer silen geniş yüzeylerdir. Merkezdeki karanlık ise tersine bir iç boşluk gibi çalışır. Kadın bedeni bu boşluğun içine yerleşmiştir. Ev imgesi de bu nedenle önemlidir: Boşluk dışarıda değil, bedenin ve mekânın içinde açılır. Eser, kadın bedenini görünür bir nesneye değil, karanlık bir iç alana dönüştürür.
Stil-Tip-Sembol
Stil: Eser, çağdaş soyut figürasyon ve dışavurumcu yüzey anlayışına yakındır. Figür net konturlarla değil, boya katmanları, silinmeler, akmalar ve örtmelerle kurulmuştur. Koyu merkez ile beyaz yan yüzeyler arasında güçlü bir karşıtlık vardır. Sarı, kırmızı ve kahverengi tonlar bedensel sıcaklığı artırırken, gri-beyaz alanlar soğuk ve sessiz bir gerilim yaratır. Yüzeydeki izler, figürü tamamlamak yerine onu sürekli çözülme hâlinde tutar.
Tip: Buradaki figür, klasik kadın nü tipinden ayrılır. Daha çok ev-beden ya da iç mekâna dönüşmüş kadın figürü tipine yaklaşır. Başın evleşmesi, bedeni yalnız biyolojik bir form olmaktan çıkarır. Figür, hem kadın bedeni hem barınak hem de hafıza alanı gibi kurulur. Bu tip, çağdaş resimde bedenin sabit kimlikten çıkıp mekânsal, psikolojik ve sembolik bir yapıya dönüşmesiyle ilişkilidir.
Sembol: Ev biçimli baş, kimliğin yüz yerine mekânla kurulmasını düşündürür. Üzerindeki 1 rakamı, bedeni tekil bir varlık, numaralandırılmış bir yer ya da işaretlenmiş bir hafıza alanı hâline getirir. Nar, içi çoğalan, açıldığında dağılan ve kırmızı özüyle bedensel çağrışımlar taşıyan bir semboldür. Bu eserde nar yalnız bereketi değil, aynı zamanda açılmayı, yarayı ve iç dünyanın dışarı sızmasını da taşır. Beyaz alanlar silinmeyi; karanlık merkez ise saklı, bastırılmış ve korunmuş iç alanı çağrıştırır.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Bu eser, çağdaş soyut figürasyon ve dışavurumcu figüratif resim bağlamında değerlendirilebilir. Figür bütünüyle soyuta çözülmez; kadın bedeni hâlâ seçilir. Ancak gerçekçi anlatı da kurulmaz. Beden, ev imgesi, nar, karanlık ve yüzey müdahaleleriyle birlikte psikolojik ve sembolik bir alana taşınır. Bu yönüyle çalışma, çağdaş resimde bedenin hem kişisel hem mekânsal bir hafıza alanı olarak düşünülmesine yakındır.
Sonuç
Serdar Leblebici’nin İsimsiz eseri, kadın bedenini karanlığın içinde beliren bir iç mekân gibi kurar. Göğüsler, pelvis hattı ve öne çıkan bacak bedensel varlığı belirginleştirir; fakat başın ev imgesine dönüşmesi bu bedeni başka bir düzleme taşır. Artık karşımızda yalnız bir figür değil, içine kapanmış, işaretlenmiş ve hafızayla yüklü bir mekân vardır. Sol alttaki nar, bu kapalı iç dünyanın dışarı sızan kırmızı yoğunluğudur. Resim, temsil, bakış ve boşluk düzleminde bedeni göstermekten çok onun saklandığı, dönüştüğü ve iz bıraktığı alanı görünür kılar.
