Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Yönetmen ve Bağlam
Hirokazu Koreeda, çocukluk, kayıp ve ailenin biyolojik bağların ötesinde nasıl kurulabileceği sorusuna Sheep in the Box ile başka bir eşikten döner. Bu kez ailenin içine giren çocuk terk edilmiş, evlat edinilmiş ya da başka bir aileden gelmiş değildir; ölmüş bir çocuğun görünüşü ve sesiyle üretilmiş yapay bir bedendir. Böylece Koreeda’nın uzun süredir sürdürdüğü “Birini aile yapan nedir?” sorusu, ölümden sonra devam eden sevgi ile teknolojik ikame arasına yerleşir. Yakın gelecek filmin dünyasını bugünden koparmaz; teknoloji olağanlaşmış, fakat yasın insan üzerindeki ağırlığı değişmemiştir.
Filmin Tanıtımı ve Kompozisyon
Mimar Otone ile eşi Kensuke, oğulları Kakeru’yu iki yıl önce kaybetmiştir. REbirth adlı şirket, ölen kişilerin görünüşünü ve sesini taşıyan humanoidler üretmektedir. Otone bu imkâna yaklaşırken Kensuke başlangıçta daha mesafelidir. Eve gelen yeni Kakeru, yalnız kaybedilmiş çocuğun suretini geri getirmez; çiftin ölümden beri konuşamadığı şeyleri de yeniden evin içine taşır.
Film bu noktadan sonra “robot gerçekten insan olabilir mi?” sorusuna kapanmaz. Asıl gerilim, anne ile babanın karşılarındaki varlığı nasıl gördüklerinde doğar. Humanoid Kakeru, ölen çocuğa benzemek üzere yapılmıştır; fakat yaşamaya başladıkça yalnız geçmişin kopyası olarak kalıp kalamayacağı belirsizleşir. Ailenin yeniden kurulması ile kaybın silinmesi arasındaki fark giderek açılır.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz
Ön-ikonografik yorum
Aile evi, ahşap yüzeyler, geniş pencereler, ağaçlar, orman, teknolojik cihazlar ve Kakeru’nun çocuk bedeni filmin temel görsel alanını oluşturur. Yakın geleceğe ait teknoloji gündelik hayatın içine olağan biçimde yerleştirilmiştir. Kakeru görünüşte diğer çocuklardan ayırt edilmesi güç bir bedene sahiptir; buna karşılık şarj edilmesi, hareket alanının sınırları ve yapay bedeninin teknik özellikleri onun farklılığını sürekli hatırlatır.
Otone Kakeru’ya daha hızlı yaklaşırken Kensuke’nin bedensel ve sözel mesafesi başlangıçta korunur. Ev aynı anda hem kaybedilmiş çocuğun hatırasını hem onun suretinde ortaya çıkan yeni varlığı taşımaya başlar.
İkonografik yorum
Filmin başlığı Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’ine açık biçimde bağlanır. Kutunun içindeki koyun, görünmeyen bir varlığın hayal gücü aracılığıyla kabul edilmesini sağlayan ünlü anlatısal motiftir. Koreeda bu motifi yapay çocuğun ontolojik belirsizliğine taşır: önemli olan yalnız kutunun içinde ne bulunduğu değil, ona bakan kişinin orada neyi kabul etmeye hazır olduğudur.
Ağaç ve orman da film boyunca teknolojiyle karşıtlaştırılan basit bir “doğa” fonu değildir. Kakeru’nun giderek ağaçlara ve ormana yönelmesi, yapılmış bir beden ile kendiliğinden büyüyen yaşam arasındaki sınırı açar. Otone’nin mimarlığı ve Kensuke’nin ahşapla çalışan mesleği de aynı yapma ve kurma fikrini gündelik hayatın içine yerleştirir.
İkonolojik yorum
Filmin temelinde suret ile varlık arasındaki ayrım bulunur. İnsan, kaybettiği kişinin yüzünü, sesini ve davranışlarını yeniden üretebildiğinde gerçekten kimi geri getirmiş olur?
Kakeru’nun yapay bedeni ölen çocuğun suretini taşır; fakat suretin kusursuzlaşması özdeşliği garanti etmez. Tam tersine, benzerlik arttıkça fark daha rahatsız edici hale gelir. Anne ile baba önce geçmişteki Kakeru’yu ararken karşılarındaki varlık giderek kendi deneyimlerini edinir. Burada yasın etik eşiği belirir: Sevilen kişiyi hatırlamak ile onun yerine başka bir varlığı yerleştirmek aynı şey değildir.
Koreeda bu nedenle teknolojiyi yalnız ölüme karşı bir zafer olarak kurmaz. Ölünün suretini yeniden yaratabilen insan, sonunda o suretin kendisine ait olmayan bir hayata sahip olabileceğini de kabul etmek zorundadır.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Film yapay zekâyı büyük teknolojik felaketlerin kaynağı olarak değil, aile hayatının içine giren bir yakınlık sorunu olarak kurar. Kakeru’nun yapay oluşu onu otomatik olarak duygusuz bir makineye, insana benzemesi de otomatik olarak gerçek çocuğun devamına dönüştürmez. Temsil tam bu iki konum arasındaki açıklıkta çalışır. Otone ile Kensuke’nin yasları teknolojiyi farklı anlamlandırır; aynı beden birine geri dönüş umudu, diğerine kaybın silinemeyeceğini hatırlatan bir suret olabilir.
Bakış: Kakeru’ya nasıl baktığımız, onun ne olduğuna ilişkin hükmümüzü belirler. Anne ile babanın bakışı başlangıçta ölmüş çocuklarının suretinden ayrılamaz; karşılarındaki varlık sürekli geçmişteki Kakeru’yla ölçülür. Fakat film ilerledikçe bakışın yönü değişir. Kakeru yalnız görülmekte olan nesne değildir; çevresine yönelen, seçimler yapan ve ebeveynlerini de kendi varlığıyla karşı karşıya bırakan bir özne olmaya başlar. Böylece film, “Bu çocuk gerçek mi?” sorusundan daha zor bir yere ulaşır: Gerçeklik hakkındaki hükmü kim verme hakkına sahiptir?
Boşluk: Filmin merkezindeki en büyük boşluk ölen Kakeru’nun kendisidir. Sureti geri dönmüştür, fakat kaybedilmiş çocuk geri dönmez. Teknoloji yüzü, sesi ve bazı davranış izlerini doldurabilir; ölümün açtığı yeri bütünüyle kapatamaz. Ailenin yeni Kakeru’yla kurduğu ilişki tam da bu doldurulamayan alanın çevresinde gelişir. Kopya ile kayıp arasındaki mesafe kapanmadığı için yas da basit bir telafiye dönüşmez.
Stil – Tip – Sembol
Stil: Koreeda bilimkurgunun teknolojik gösterişinden özellikle uzak durur. Yakın gelecek, yabancı bir dünya yerine bugünün hafifçe ilerlemiş biçimi olarak kalır. Ryuto Kondo’nun görüntülerinde aile evi, doğal ışık, ahşap ve çevresindeki bitki örtüsü önemli yer tutar. Teknoloji bu organik yüzeylerin arasına girer; böylece yapay ile doğal arasındaki gerilim yalnız öyküde değil, mekânın dokusunda da kurulur. Koreeda’nın sakin ritmi ve gündelik ayrıntılara dayanan aile sineması, olağanüstü önermeyi sıradan hayatın sessizliği içinde tutar.
Tip: Kakeru, “yapay çocuk” tipini Koreeda’nın sinemasındaki kayıp, terk edilmiş ya da aileye sonradan katılmış çocuklarla buluşturur; ancak bu kez aidiyet sorunu biyolojik kökenden daha ileri gider. Otone yas tutan anne tipini taşırken kaybı yeniden kurma arzusuyla bu kalıbı değiştirir. Kensuke ise kaybedilmiş oğlun sureti karşısında baba rolünü yeniden üstlenmekte zorlanan figürdür. Film, ebeveynliği yalnız çocuğu meydana getiren ilişki olmaktan çıkarıp, karşındaki varlığın senden bağımsızlığını kabul edebilme sınavına dönüştürür.
Sembol: Filmin başlığındaki kutu ve koyun, Küçük Prens’in kültürel belleğinden doğrudan beslenir. Kutunun içindeki koyun görünmez; onun varlığı, bakan kişinin hayal etme ve kabul etme biçiminde kurulur. Kakeru da ailesinin karşısına benzer bir sınır getirir: Görünüşü tanıdıktır, fakat o görünüşün içinde kimin bulunduğu yalnız benzerlikle çözülemez. Ağaç ve orman ise büyüme, canlılık ve insanın doğayla sürekliliğine ilişkin güçlü sembolik alanı Kakeru’nun yapay bedeniyle karşı karşıya getirir. Yapılmış çocuk ormana yöneldikçe yapay olan ile yaşayan arasındaki kesin sınır bulanıklaşır; yaşam, kökeninden çok kendi yönünü bulabilme kapasitesiyle düşünülmeye başlanır.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Sheep in the Box, çağdaş Japon aile dramasını spekülatif bilimkurguyla birleştirir. Koreeda’nın gözlemci hümanizmi, yüksek teknolojiyi merkeze alan klasik bilimkurgu yerine gündelik hayat, çocukluk, yas ve aile ilişkilerini öne çıkarır. Bu nedenle film, bilimkurgusal önermesini geleceğin teknolojisini göstermekten çok insan olmanın ve aile kurmanın sınırlarını yeniden düşünmek için kullanır.
Sonuç
Sheep in the Box ölümden sonra sevginin ne kadarının hatıraya, ne kadarının karşımızdaki canlıya ait olduğunu sorar. Otone ile Kensuke’nin önündeki varlık oğullarının yüzünü taşır; fakat yüzün geri gelişi zamanın geri dönmesi anlamına gelmez.
Filmin en önemli ayrımı burada doğar. Kayıp bir insanın suretini korumak ile yeni bir varlığı sevmek birbirine benzeyebilir, fakat aynı değildir. Kakeru ancak ölmüş çocuğun yerine geçirilmekten vazgeçildiği ölçüde kendi varlığına yaklaşabilir. Ebeveynlerin de yasın içinden çıkabilmesi, onu geçmişe sabitlemek yerine bu farkı kabul etmelerine bağlıdır.
Kutunun içinde ne bulunduğunu göz göremez. Fakat tam da bu görünmezlik, karşısındakini önceden bildiğimiz şeye indirgemeden kabul etmenin imkânını açar.
