Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Nedenselliğin Görünürdeki Açıklığı
Gündelik düşünce neden ile sonuç arasında doğrusal bir düzen kurmaya eğilimlidir. Bir kaza meydana gelir ve bir insan sakatlanır; deprem olur ve binalar yıkılır; iş kazası gerçekleşir ve işçi yaralanır. Olay önce gelir, sonuç onu izler. Bu sıralama kronolojik olarak doğru olabilir; fakat Ulus Baker açısından düşüncenin görevi yalnızca olayların hangi sırayla gerçekleştiğini kaydetmek değildir. Asıl sorun, bu görünür neden–sonuç zincirinin hangi daha geniş koşulları gizlediğini görebilmektir.
Dolaylı Eylem’deki “Kavramların Tersyüz Edilmesi” bölümünde Baker bu nedenle radikal görünen bir öneride bulunur: “Rastladığınız tüm nedensellik zincirlerini tersine çevirin.” Ardından düşüncenin sonucunu neden, nedenini ise sonuç yerine koyarak yeniden denemesini ister. “Sakatlıkların nedeni kazalar değil, aksine kazaların nedeni sakatlık olsun” formülü, bu yöntemin en yoğun ifadesidir.
Burada Baker kronolojik nedenselliği inkâr etmez. Bir otomobil kazasının fiziksel olarak yaralanmadan önce gerçekleştiği açıktır. Tersine çevrilen şey zaman dizisi değil, açıklamanın yönüdür. Düşünce görünen olayı başlangıç noktası kabul etmekten vazgeçerek, o olayın meydana gelebileceği dünyayı araştırmaya başlar.
Jünger: Kaza mı Sakatlığı, Sakatlık mı Kazayı Üretir?
Baker’ın hareket noktalarından biri Ernst Jünger’in Gläserne Bienen (Cam Arılar) adlı eseridir. Jünger modern teknik dünyanın parçalanmış bedenlerini, kopmuş uzuvlarını ve mekanik yetkinleşmesini birlikte düşünür. Ona göre sakatlıkları yalnızca tek tek kazalara bağlamak bir “göz aldanması”dır; görünen yaralanmanın öncesinde, insanı ve dünyayı parçalara ayıran daha temel bir zihniyet bulunmaktadır. Baker bu düşünceyi tarihsel ve siyasal bir yöntem hâline getirir.
Böyle bakıldığında kaza, sağlam ve bütünlüklü bir dünyanın beklenmedik biçimde bozulması değildir. Kaza, dünyanın içinde zaten kurulmuş bir parçalanmanın görünür olduğu andır. Teknik sistem, hız, çalışma biçimi, kent, ulaşım düzeni ve insan bedenini belirli işlevlere ayıran düşünce, kazanın meydana gelmesinden önce vardır. Olay, bu yapıyı yaratmaz; onun sonuçlarını yoğunlaştırarak görünür kılar.
“Sakatlık kazanın nedenidir” sözü bu nedenle kelimesi kelimesine alınacak fiziksel bir önerme değildir. Baker’ın hedefi, yakın neden ile yapısal koşulu birbirinden ayırmaktır. Kaza yakın nedendir; fakat kazaların sistematik biçimde üretilebildiği dünya, olaydan daha önce kurulmuştur.
Rousseau ve Deprem: Doğal Olaydan Toplumsal Felakete
Baker bu ters çevirmeyi Rousseau’nun deprem tartışmasıyla somutlaştırır. Depremin çok sayıda insanın ölümüne yol açması yalnızca doğanın ya da Tanrı’nın insanlara yönelttiği bir ceza olarak değerlendirilemez. Fakat mesele yalnızca ilerleyen bilim ve tekniğin depremi yenmesi de değildir. Rousseau’nun dikkat çektiği şey, insanların nasıl yaşadığı ve nasıl kentler kurduğudur: Yüksek yapılarda yoğunlaşmış bir toplumsal yaşam, doğal olayın sonuçlarının büyüklüğüne katılmaktadır.
Deprem böylece neden olmaktan çıkmaz. Fakat “deprem insanların ölümüne neden oldu” önermesi artık yeterli değildir. Çünkü aynı doğa olayı farklı toplumsal örgütlenmeler içinde farklı sonuçlar üretebilir. Felaketin büyüklüğü, olaydan önce kurulmuş mekânın, nüfus yoğunluğunun, yapı biçimlerinin ve yaşam düzeninin içinden doğar.
Baker’ın nedensellik tersyüz etmesinin gücü burada belirginleşir: Olayı açıklamak yerine, olayın hangi dünyada mümkün olduğunu sormak.
Bu durumda sonuç, nedeni geriye doğru aydınlatmaya başlar. Yıkılmış yapı yalnızca depremin sonucunu göstermez; depremin felakete dönüşmesini mümkün kılan toplumsal düzen hakkında da bilgi verir. Yaralanma yalnızca kazanın ardından gelen fiziksel durum değildir; kazaların üretildiği çalışma veya yaşam düzeninin belirtisine dönüşebilir.
Neden–Sonuçtan Koşulların Düşüncesine
Baker’ın önerisini basit bir “her şeyi tersinden düşünme” oyunu olarak görmek yanıltıcı olur. Amaç doğru önermenin yerine yanlışını koymak değildir. Ters çevirme, düşünceyi alışılmış açıklama düzeninden çıkarmaya yarayan geçici fakat üretken bir işlemdir.
“Neden A, sonuç B’dir” denildiğinde araştırma çoğu zaman A’da durabilir. Fakat B’yi neden olarak düşünme deneyi, A’yı mümkün kılan başka bağlantıları aramaya zorlar. Böylece tekil olaydan düzeneklere, kişisel hatadan örgütlenme biçimlerine, görünür kazadan kazayı üreten koşullara doğru ilerlenir.
Baker’ın “göz aldanması” dediği şey de burada anlam kazanır. Sorun dünyanın yanlış görülmesi kadar, doğru görülen olguların yanlış bir ilişki içinde düzenlenmesidir. Kaza gerçekten vardır, sakatlık gerçekten vardır; fakat bunları birbirine bağlayan açıklamanın olayın bütün anlamını tükettiği sanıldığında düşünce durur. Baker, nedensellik zincirini tersine çevirerek bu durmayı engellemeye çalışır.
Tarih ve Siyaset İçin Bir Düşünme Yöntemi
Bu nedenle Baker’ın önerisi özellikle tarihsel ve siyasal düşünce açısından önemlidir. Siyasal olaylar da çoğu zaman görünür nedenlerle açıklanır: ekonomik kriz belirli bir toplumsal tepkiye, savaş belirli bir göç hareketine, bir karar belirli bir çatışmaya “neden olur.” Bu ilişkiler yanlış olmak zorunda değildir; fakat tek başlarına kaldıklarında olayları kendilerinden önceki koşullardan koparabilirler.
Baker’ın tersyüz etmesi, düşünceyi olayın ardında gizlenmiş tek bir “gerçek neden” bulmaya da çağırmaz. Daha çok nedensellik zincirinin başka bağlantılara açılmasını ister. Nitekim aynı bölümde, nedensellik alışkanlıklarının altüst edilmesini tarih ve siyasetin anlaşılmasının koşullarından biri olarak düşünür; ardından Rousseau ve Nietzsche gibi farklı düşünsel güzergâhlara geçer.
Bu nedenle burada basit bir determinizm yoktur. “Her kazanın gerçek nedeni sistemdir” biçimindeki hazır bir cevap da Baker’ın yöntemini yeniden kapalı bir nedensellik şemasına dönüştürürdü. Asıl mesele, ilk açıklamayla yetinmemek ve sonucu meydana getiren ilişkiler alanını çoğaltarak düşünmektir.
Sonuç
Ulus Baker’ın nedenselliği tersyüz etme önerisi, neden ile sonucu keyfî biçimde yer değiştirmek değildir. Düşüncenin kendiliğinden kabul ettiği açıklama zincirini geçici olarak bozarak, görünür olayın öncesinde bulunan tarihsel, toplumsal ve zihinsel koşullara ulaşma girişimidir.
Kaza sakatlığa neden olur; fakat Baker’ın sorusu bununla bitmez. Nasıl bir dünya, hangi örgütlenme biçimi, hangi teknik düzen ve hangi yaşam tarzı bu kazaların sürekli meydana gelebileceği koşulları üretmektedir? Sakatlığı yeniden neden olarak düşünmek, tam olarak bu ikinci düzeyi görünür hâle getirir.
Bu nedenle Baker’ın ters çevirmesinde sonuç geçmişe doğru işler. Sonradan meydana gelen olay, kendisini mümkün kılmış fakat olay anına kadar görünmez kalmış koşulları açığa çıkarır. Kaza böylece yalnızca başlangıç değil, aynı zamanda belirtidir.
Nedenselliğin tersyüz edilmesinin felsefi değeri de buradadır: Bazen düşüncenin ilerleyebilmesi için nedenin sonucunu değil, sonucun hangi nedeni görünür hâle getirdiğini sormak gerekir.
