Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Yönetmen ve Bağlam
Werckmeister Armonileri, Béla Tarr sinemasının en yoğun ve en erişilebilir zirvelerinden biridir. Film, küçük bir kasabada dolaşıma giren bir sirk, dev bir balina ve görünmeyen bir “Prens” etrafında kurulur; ama asıl meselesi bunların kendisinden çok, bozulan dünyanın bu görüntüler etrafında nasıl titreştiğidir. Tarr burada siyasal çözülme, metafizik dengesizlik ve toplu histeri duygusunu tek bir kış manzarasında bir araya getirir. Kıyamet bu filmde büyük bir patlama olarak değil, sanki zaten havada duran bir bozulmanın giderek görünür hale gelmesi olarak çalışır.
Filmin Kompozisyonu
Filmin kompozisyonu iki hareket üzerine kurulur. İlki, János Valuska’nın kasaba içindeki dolaşımıdır. O, mektuplar taşır, insanlarla konuşur, sirkin gelişini izler, balinanın bulunduğu meydana gider ve kasabanın nabzını neredeyse çocukça bir açıklıkla kaydeder. İkincisi ise giderek yoğunlaşan topluluk hareketidir: söylentiler yayılır, kalabalıklar birikir, “Prens” hakkında konuşmalar artar, soğuk ve sisli meydan politik bir gerilim alanına dönüşür. Film bu iki hareketi birbirine sürter. Bir yanda János’un saflığı ve kozmosu hâlâ bir düzen olarak hayal edebilen bakışı, öte yanda kasabanın görünmeyen bir çağrıya teslim olan toplu çözülüşü vardır. Açılıştaki meyhane sahnesinden sonlara doğru gelen hastane baskınına kadar film, düzen fikrinin nasıl yavaş yavaş yerinden çıktığını gösterir.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz
Ön-ikonografik: Filmde kış gecesi, boş meydanlar, sis, ağır yürüyen insanlar, bir tırın içinde sergilenen dev balina, kasaba sokakları, karanlık odalar, soba başları, mektup çantası, pencereler, kalabalık halinde yürüyen erkekler ve hastane koridorlarında ilerleyen gölgeler görürüz. János sık sık yürür, durur, seyreder ve anlatır. Eszter ise odasına çekilmiş, eski armoni düzeni üzerine çalışan, dünyadan kesilmiş bir figür olarak belirir.
İkonografik: Bu görüntüler kısa sürede bozulan kozmik ve toplumsal düzenin işaretlerine dönüşür. Balina yalnız tuhaf bir sergi nesnesi değildir; kasabanın ortasına sürüklenmiş dev bir bilinmezlik gibi çalışır. “Prens” hiç görünmese bile korkunun ve yönlendirilen öfkenin taşıyıcısı olur. Meyhane sahnesindeki güneş, ay ve tutulma gösterisi, filmin bütün yapısını önden kurar: gök düzeni bile kısa süreliğine bozulabilir ve insanlar bu bozulmayı bedenleriyle yeniden oynarlar. Hastane sahnesindeki çıplak yaşlı beden ise kalabalığın şiddetini bir anda boşluğa düşüren çıplak hakikat gibi belirir.
İkonolojik: Filmin asıl meselesi, düzenin yalnız siyasal kurumlarda değil, algının kendisinde bozulduğunu göstermesidir. İnsanlar yalnız kışkırtılmaz; aynı zamanda anlam arayışlarını da yitirirler. Bu yüzden kasaba, görünmeyen bir figüre ve dev bir ölü bedene bağlanan söylentiler etrafında çözülür. Film, totaliter çağrının nasıl işlediğini anlatır; ama bunu propaganda diliyle değil, kozmik uyum ile toplumsal histeri arasındaki kırık bağ üzerinden yapar. Dünyanın armonisi bozulduğunda insanlar yalnız korkmaz; kolayca sürü haline gelir.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/File:Werckmeister_Harmonies.jpg
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Filmde János’un temsili çok belirleyicidir. O, kasabanın geri kalanına göre daha açık, daha geçirgen ve daha kırılgan bir figürdür. Aptal değildir; fakat dünyayı kötücül stratejiyle değil, şaşkınlık ve merakla okur. Bu yüzden filmde neredeyse tek etik açıklık alanı onun üstünde belirir. Eszter ise başka türlü temsil edilir: içeri çekilmiş, eski armoni sistemini düşünmeye saplanmış, soyut düzeyde düzen arayan bir figürdür. Film kimseyi tek boyutlu kurmaz; ama topluluğun içindeki bu farklı varoluş tarzlarını yan yana getirerek krizin neden yalnız ekonomik ya da siyasal değil, aynı zamanda algısal olduğunu da gösterir.
Bakış: Filmin çekirdeği bakış rejimindedir. János’un bakışı balinaya, sirk meydanına, karanlık sokaklara ve kalabalığa sürekli yönelir; fakat bu bakış hükmeden değil, anlamaya çalışan bir bakıştır. O balinaya bir ucube gibi değil, neredeyse evrene ait bir işaret gibi bakar. Kalabalığın bakışıysa bambaşkadır. Onlar görmekten çok sürüklenmek ister; bakışları kolayca öfkeye, söylentiye ve toplu harekete dönüşür. Eszter’in bakışı ise doğrudan insana değil, düzen fikrine yönelir. Bu yüzden üç ayrı bakış hattı kurulur: hayret eden bakış, yıkıcı bakış ve soyutlayan bakış. Seyirci bu hatların arasında dolaşır. Özellikle hastane baskınında kalabalığın ilerleyişi, sonra çıplak yaşlı adamla karşılaşınca bir anda geri çekilişi, bakışın şiddetle nasıl birleştiğini ve aynı anda nasıl boşluğa düşebildiğini son derece somut biçimde açar. Film burada bizi güvenli bir dış noktaya yerleştirmez; aksine, toplu histerinin ritmine maruz bırakır.
Boşluk: Filmde ilk boşluk yapısaldır. “Prens” neredeyse hiç görünmez, ama etkisi her yerdedir. Kasabanın korkusu açık bir nesneye bağlanamaz. Bu görünmeyen merkez, filmin yapısal boşluğunu kurar. İkinci boşluk János’un iç dünyasında belirir. O, dünyada hâlâ bir anlam, bir uyum, bir açıklık kalabileceğine inanmak ister; fakat gördüğü şeyler bu inancı sürekli aşındırır. Sonlara doğru onun yüzünde biriken şaşkınlık, yalnız siyasal dehşetin değil, ontolojik hayal kırıklığının da ifadesi haline gelir. Eszter’in boşluğu ise başka türlüdür: armoni üzerine düşünür ama gerçek dünya çoktan armoni dışına taşmıştır. Film bu iki boşluğu birleştirir: biri çocuksu açıklığın çöküşü, diğeri soyut düzen arayışının iflasıdır.
Stil-Tip-Sembol
Stil: Film, Béla Tarr’ın geç dönem stilinin en parlak örneklerinden biridir. Uzun planlar burada yalnız süre yaratmaz; mekânın içinden düşünmeyi sağlar. Kamera kasaba sokaklarında, meydanlarda, odalarda ve kalabalığın arasında süzülürken her sahne hem somut hem rüya gibi bir ağırlık kazanır. Siyah-beyaz görüntü, sis ve rüzgârla birleşerek dünyayı sadeleştirmez; aksine, onu daha tekinsiz hale getirir. Mihály Víg’in müziği de bu tekinsizliği büyütür: tekrar eder, döner, ağırlaşır ve sanki sahnelerin üstüne bir son hissi bırakır.
Tip: János, Béla Tarr sinemasında nadir görülen bir açıklık figürüdür; o dünyaya hâlâ hayret edebilir. Eszter, bozulmuş düzene karşı teorik direnç taşıyan ama eylem gücü zayıf olan düşünür tipidir. Tünde, toplumsal çözülüşü örgütleyebilen soğuk pratik aklın yüzü olur. “Prens” ise görünmeyen ama etkili olan kışkırtıcı figürün saf yoğunlaşmasıdır. Bu tipoloji filmi yalnız bir kasaba öyküsü olmaktan çıkarır; onu modern toplumun farklı bilinç biçimlerinin çatışmasına dönüştürür.
Sembol: Balina filmin en güçlü sembolüdür. Dev, ölü, sessiz ve taşınmış bu beden, kasabanın ortasına getirilmiş kozmik bir yabancılık gibi durur. Tutulma anlatısı da çok önemlidir; açılışta oynanan bu küçük göksel model, filmin bütün dünyasını kurar. Hastane koridoru ve çıplak yaşlı beden ise şiddetin sonunda karşılaşılan çıplak insanlık halini simgeler. Armoni fikri de sembolik düzlemde çalışır: Werckmeister düzeni, insanın dünyaya yapay uyum verme çabasını temsil eder; ama film boyunca bu uyumun ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıkar.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Werckmeister Armonileri, Béla Tarr sinemasının kıyamet duygusunu en berrak biçimde kuran filmlerden biridir. Geç dönem siyah-beyaz estetiği, uzun planları, çöküş duygusu ve metafizik yoğunluğu burada tam biçimine ulaşır. Film bir yandan modern Avrupa’nın toplumsal histeri ve otoriter çağrı düzenini hissettirir, öte yandan bunu kozmik bir dengesizlik duygusuyla genişletir. Bu nedenle yalnız politik alegori değil; dünyanın yerinden oynamış ritmini anlatan büyük bir modern ağıt olarak durur.
Sonuç
Werckmeister Armonileri, küçük bir kasabada geçen bir huzursuzluk hikâyesinden çok daha fazlasıdır. Béla Tarr burada balina, tutulma, kalabalık ve sessizlik aracılığıyla insanlığın düzen fikrini kaybettiği anı filme alır. En büyük gücü de burada yatar: kıyameti doğrudan göstermeden, onun zaten havada olduğunu hissettirir. Geriye yalnız korku değil, bozulmuş dünyanın ağır ritmi kalır. János’un bakışında beliren son şaşkınlık da bu yüzden unutulmazdır; çünkü orada yalnız bir karakter değil, dünyanın armonisine son kez inanmak isteyen insan görünür.
Künye & Eser Altı
Künye: Werckmeister Armonileri / Werckmeister Harmonies — Yönetmen: Béla Tarr. Senaryo: Béla Tarr, László Krasznahorkai, Péter Dobai. Oyuncular: Lars Rudolph, Peter Fitz, Hanna Schygulla. Macaristan, 2000.
