Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Temsilin Kırıldığı Masallar // 02 // Kırmızı Başlıklı Kız – Beden, Arzu ve Tehlikenin Sınırı
Kırmızı Başlıklı Kız masalı, yüzeyde bir çocuk hikâyesi gibi görünse de, psikanalitik ve feminist teoriler açısından ele alındığında, arzu, cinsellik, şiddet ve disiplinin iç içe geçtiği karmaşık bir temsil evreni sunar. Masalın ana karakteri olan küçük kız çocuğu, hem masumiyetin hem de yasak olanla karşılaşmanın taşıyıcısıdır. Kırmızı başlığıyla simgelenen kadınlık, doğurganlık ya da arzunun erken evrelerine dair bir gösterge hâline gelirken, kurt figürü tehlikenin, arzunun ve yutulma tehdidinin cisimleşmesidir. Bu yazıda Kırmızı Başlıklı Kız’ı hem Lacanyen bir simgesel sistemde hem de Julia Kristeva’nın “abjekt” kavramı çerçevesinde inceleyeceğiz.
I. Kırmızı: Masumiyetin Üzerine Düşen Renk
Masalda ilk dikkat çeken unsur, başlıktaki renk tercihidir. “Kırmızı” yalnızca bir giyim unsuru değildir. Kanı, doğumu, cinselliği, kadınlığı ve yasağı çağrıştırır. Kırmızı, henüz çocukluk evresinde olan bir kızın bedenine yerleştirilmiş bir işarettir. Bu yönüyle Luce Irigaray’ın kadın bedenine yöneltilmiş dışsal ve temsilci bakışın inşasına dair eleştirisi burada işlemeye başlar: Kız, daha ne olduğunu anlamadan simgesel düzende yerini alır. Kırmızı başlık, aynı zamanda onun sosyal olarak “fark edilmesini” sağlar. Bu fark edilme, gözlemlenme ve düzenlenme süreci, psikanalitik anlamda bakışın kurulmasıyla ilgilidir. Kırmızı, arzunun ve bakışın çağrışımıdır.
II. Kurt: Yutma, Cinsellik ve Tehlikenin Maskesi
Kurt figürü sadece bir tehlike değil, aynı zamanda bir baştan çıkarıcıdır. Birçok varyasyonda kurt, kızı konuşarak kandırır; ona çiçek toplamasını söyler, alternatif yollar önerir. Bu yönüyle kurt, yalnızca hayvani bir şiddet değil, aynı zamanda Freud’un bastırılmış cinselliğin temsilidir. Bazı versiyonlarda (özellikle 17. yüzyıl Fransız uyarlamaları), kurtla karşılaşma cinsel bir metafor hâline gelir: yoldan sapma, çiçek toplama, büyükannenin yatağına girme, hepsi erotize edilmiş bir anlatı içinde yorumlanır. Kurtla yapılan konuşma, “arzuya yaklaşmanın yasaklı dili”dir.
Lacan, arzunun daima eksik olanın çevresinde kurulduğunu söyler. Kırmızı Başlıklı Kız’ın kurtla karşılaşması, arzunun bu eksiklikle yüzleşmesidir. Tehlike, onun büyümesi için şarttır ama aynı zamanda onun “kayıp” olmasının da nedenidir.
III. Anne, Büyükanne ve Kadınlar Arası Bağlantı
Masalda üç kadın figürü vardır: anne, büyükanne ve Kırmızı Başlıklı Kız. Ancak anne figürü çok siliktir. Genellikle yalnızca “yoldan sapma” talimatını verir ve ardından anlatıdan kaybolur. Bu, annenin yasa koyucu bir pozisyona yerleştirildiğini ve ardından temsil dışına itildiğini gösterir. Büyükanne ise, hem yaşlılık hem de pasiflik ile özdeşleştirilmiştir. Kurt tarafından yutulması, yalnızca fiziksel bir yok edilme değil, aynı zamanda geleneğin, hafızanın ve dişil bilginin ortadan kaldırılmasıdır.
Kırmızı Başlıklı Kız’ın yolculuğu, kadınlar arası bağı tamamlayamaz. Aksine, bu bağ, kurt aracılığıyla kesintiye uğrar. Bu açıdan Kristeva’nın “abject” (iğrenç olan, dışlanan) kavramı devreye girer: Kurt tarafından yutulan büyükanne, iğrenç olanla (ölüm, dışkı, bedenin çürümesi) özdeşleştirilir. Çocuk, burada ölüm ile yaşam arasındaki geçişin eşiğinde durur.
IV. Temsilin Krizi: Yutulma ve Yeniden Doğum
Masalda kız çocuğu ile büyükannenin kurt tarafından yutulması, yalnızca fiziksel bir yenilgi değil, aynı zamanda yok olma ve sonra yeniden doğma imgesidir. Bazı versiyonlarda (örneğin Grimm Kardeşler’in uyarlaması), avcı gelir, kurdun karnını yarar ve hem büyükanneyi hem de kızı kurtarır. Bu anlatım, rahim metaforu taşır: yutulmak, bedene geri dönmek; kurtarılmak, yeniden doğmak anlamına gelir.
Bu aynı zamanda temsilin yıkılması ve yeniden kurulmasıdır. Masalda özne olan kız, edilgen bir konuma geçer; temsilin içinde silinir ve sonra yeniden temsil edilir. Bu travmatik bir geçiştir. Birey (çocuk) olmaktan, toplumun normlarına göre düzenlenen bir kadın kimliğine geçiş, bu sembolik ölüm ve yeniden doğumla simgelenir.
V. Disiplinin Hikâyesi: Masalın Didaktik İşlevi
Kırmızı Başlıklı Kız masalının birçok versiyonunda ortak bir mesaj vardır: “Yoldan sapma, yabancılarla konuşma, annenin sözünü dinle.” Bu uyarılar, çocuklara yönelik gibi görünse de aslında kadınlara yönelik bir beden politikası içerir. Bu anlamda masal, Michel Foucault’nun tanımladığı şekilde, bedenin ve davranışların disiplin altına alınmasıdır.
Masal, bir uyarıdan çok bir terbiye metnine dönüşür. Toplumsal cinsiyet rollerini içselleştirmek, arzudan kaçınmak, arzunun tehlikelerine dair korku duymak… Tüm bunlar, “masum” bir çocuk hikâyesinde verilir. Ancak bu masumiyetin kendisi bir maske olabilir.
VI. Sanat ve Sinema Uyarlamaları: Kırmızı Başlıklı Kız’ın Temsili Dönüşümü
Sanat tarihinde ve sinema uyarlamalarında Kırmızı Başlıklı Kız figürü sürekli dönüşmüştür. Özellikle Angela Carter’ın yeniden yazdığı versiyonlar (örneğin “The Bloody Chamber”), masalı kadın arzusunun bastırılmasına karşı bir eleştiri olarak yeniden işler. Neil Jordan’ın “The Company of Wolves” (1984) filmi ise, masalı hem rüya hem de ergenlik fantezisi olarak işler.
Resim sanatında ise Kırmızı Başlıklı Kız, genellikle ya erotize edilmiş ya da korku öğeleriyle dolu olarak betimlenir. Bu da onun temsilinin hep sınırda kaldığını, tam bir anlamın asla yerleşmediğini gösterir.
Sonuç: Masumiyetin Masalı mı, Arzunun Hikâyesi mi?
Kırmızı Başlıklı Kız, bir “masumiyet” masalı değil, bir geçiş anlatısıdır: Bedenin arzuyla tanıştığı, temsilin kriz yaşadığı, kimliğin yeniden kurulduğu bir eşik noktası. Lacan’ın aynadaki özne kuramı gibi, kız çocuğu da kurdun gözünde, annesinin emrinde ya da toplumun yasasında bir yansıma olarak yer alır. Ama asla tam bir özne olamaz.
Masalın bu yapısı, her kuşakta yeniden anlatılmasının nedenidir. Çünkü kırmızı başlık, her zaman başka bir dileğe, başka bir tehlikeye, başka bir anlam krizine işaret eder.
