12 Yunan Tanrısı ve Tanrıçası / 9 – Ares
I. GİRİŞ: ARES’İN YUNAN PANTEONUNDAKİ YAPISAL KONUMU
Antik Yunan mitolojisinde Ares, savaş tanrısı olarak tanınsa da, işlevi yalnızca savaş yapmak değildir. Onun temsil ettiği güç, doğrudan şiddetin kendisi, dizginsiz çatışma ve çözülmenin arketipsel enerjisidir.
- Ares’in alanı yalnızca düzenli ordu savaşları değil, her türlü kargaşa ve yıkıcı kuvvetlerin alanıdır.
- O, düzen kuran değil; düzeni yıkan, sınırları aşındıran güçleri simgeler.
- Ares’in karakterinde, savaşın estetikleştirildiği Apollonik veya stratejikleştirildiği Athenaik bakış bulunmaz.
Ares, saf irasyonel şiddetin kişileştirilmiş halidir.
Bu nedenle Ares’i anlamak, yalnızca mitolojik bir savaş figürünü değil; insan kültürünün en eski ve en evrensel sorunu olan şiddet olgusunun felsefi ve kültürel kökenini anlamak demektir.

Ares’in klasik mitolojideki idealize edilmiş ama melankolik yalnızlık içindeki tasviri.
II. MİTOLOJİK KÖKEN: ARES’İN DOĞUŞU VE YERİ
Zeus ve Hera’nın Oğlu
Ares, Zeus ve Hera’nın oğludur.
Olimpos panteonunda doğrudan ilahi kökenlidir.
Ancak ilginçtir ki, diğer tanrılar arasında pek sevilmeyen ve çoğu zaman aşağılanan bir figürdür.
Hesiodos ve Homer kaynaklarında:
Diğer tanrılar Ares’i acımasız, hoyrat, kana susamış ve dengesiz olarak betimler.
Özellikle Athena ve Apollo, Ares’in savaş anlayışını aşağılar ve onun aksine akıl, strateji ve ölçü vurgusunu ön plana çıkarır.
Bu durum, Ares’in mitolojik sistemde kontrolsüz güç ve kaotik çözülme ilkesi olarak işlev görmesinden kaynaklanır.
Roma Mitolojisinde Mars’a Dönüşümü
Roma’da Ares, Mars ismiyle bambaşka bir profile bürünür:
– Roma Mars’ı, yalnızca yıkıcı savaş değil, aynı zamanda devletin kurucu ve koruyucu gücüdür.
– Tarımın ve düzenin destekçisidir.
– Roma kültüründe savaş, devletin disiplinli ve yüceltilmiş bir görevi olduğundan Mars idealize edilir.
Bu dönüşüm, Yunan Ares’i ile Roma Mars’ı arasında kültürel ve politik yapıların nasıl farklı işlediğini gösterir:
– Yunan Ares’i → şiddetin ilkel ve dizginsiz formu
– Roma Mars’ı → devlet ideolojisinin düzenleyici savaş gücü
III. TARİHSEL VE KÜLTÜREL KÖKENLER
Hint-Avrupa Savaş Tanrıları Gelenekleri
Ares figürü, köken itibarıyla Hint-Avrupa savaş tanrıları zincirine dayanır. Bu geleneğin ortak motifleri:
– Kan dökme arzusu,
– Ölümcül fiziksel çatışma,
– Kan bağı ve kabile koruması.
Ancak Yunan mitolojisi Ares’i daha özgül bir biçimde düzen kurmayan şiddet gücü olarak şekillendirmiştir.
Anadolu ve Yakın Doğu Etkileri
Bazı araştırmacılar Ares’in erken biçimlerinin Anadolu’nun savaş ve fırtına tanrılarıyla (Hititler’de Teşup, Mezopotamya’da Ninurta) ortak özellikler taşıdığını belirtirler:
– Doğa güçlerinin şiddetli dışavurumları,
– Yıkıcı ama üretici olmayan çatışma.
Bu etki, Ares’in doğrudan doğanın kaotik gücünü de taşıyan bir savaş figürü olarak biçimlenmesine katkıda bulunmuştur.
IV. ARES’İN KAVRAMSAL ANLAMI: KOZMİK ÇÖZÜLME VE İÇKİN ŞİDDET

Ares (Mars) ile Athena (Minerva) arasındaki savaş ve strateji karşıtlığının dramatik ifadesi.
Ares’in temel özelliği, onun yalnızca savaşla değil, şiddetin kendisiyle özdeş olmasıdır.
Burada “şiddet” yalnızca fiziksel bir saldırganlık değil, varoluşsal bir çözülme gücüdür.
Ares figürü, varlığın çözülme potansiyelini, sınırların aşınmasını ve düzenin dağılma riskini simgeler.
KOZMİK DENGE İÇİNDE ARES’İN YERİ
Antik Yunan düşüncesinde kozmos (düzen), sürekli bir çatışma ve gerilim içinde var olur:
Kosmos → düzen, ölçü, logos
Kaos → çözülme, ayrışma, dağılma
Ares, bu karşıtlığın kaos tarafında konumlanır. Onun işlevi, düzenin sürekli teyakkuz halinde tutulmasını zorunlu kılan içsel tehdittir.
– O olmazsa, düzen donuk ve mekanikleşir.
– Ama onun denetimsiz hâkimiyeti, düzenin tamamen çöküşünü getirir.
Ares böylece diyalektik bir sınır gücü olur: Varlığın sürekli dengelenmesi gereken içsel çözülme enerjisi.
STRATEJİK SAVAŞ (ATHENA) İLE KONTROLSÜZ SAVAŞ (ARES) ARASINDAKİ FARK
Antik Yunan’da savaş iki büyük arketip üzerinden temsil edilir:
| Athena | Ares |
|---|---|
| Strateji, akıl, plan | Ham güç, dürtüsel saldırganlık |
| Haklı savaş | Kaotik yıkım |
| Polis düzeni için mücadele | Toplumsal çözülmeye yol açan çatışma |
| Disiplin | Dizginsizlik |
Athena ve Ares arasındaki bu karşıtlık, savaşın etik ve felsefi doğasına dair Antik Yunan düşüncesindeki temel tartışmayı yansıtır:
– Athena savaşın içinde düzen arar; Ares düzeni yıkar.
– Athena savaşla düzen kurar; Ares savaşı kendisi için ister. Ares bu yönüyle etik-dışı savaş dürtüsünün arketipidir.
ARES VE İÇSEL ŞİDDET
Ares’in şiddeti yalnızca toplumsal alanda değil, bireysel psikolojide de işler.
İnsanın kendi içinde taşıdığı kontrolsüz öfke,
– Dürtüsel kıskançlık,
– Ani patlamalar ve yıkıcı tepkiler, hep Ares’in bireysel bilinçteki yansımalarıdır.
Burada Ares figürü psikanalitik anlamda:
– İd’in ilkel saldırganlık katmanı,
– Süperego veya egonun kontrolünden kaçan dürtü dalgalarıdır.
ARES VE SINIR İHLALİ
Ares’in varlığı doğrudan sınır ihlali sorunsalı ile ilgilidir.
– Fiziksel sınırlar (ülke, şehir, duvarlar)
– Sosyal sınırlar (kanun, norm, yasa)
– Psikolojik sınırlar (kontrol, özdenetim)
Ares, bütün bu sınırları çözmeye ve dağıtmaya yönelik dürtünün mitolojik ifadesidir.
Bu yüzden onun alanı yalnızca “ordular savaşı” değil, toplumsal çözülmenin tüm biçimleridir: İç savaş, kargaşa, anarşi ve sürekli kriz hali.
V. MİTOLOJİK ANLATILARDA ARES: ŞİDDETİN DRAMATİK SAHNELERİ
Ares’in mitolojideki varlığı çoğu zaman diğer tanrılardan farklı bir tonda işlenir:
– Onun anlatılarında strateji veya ahlaki çatışma değil, doğrudan şiddetin kendisi ön plandadır. qwBu anlatılar, şiddetin estetik, etik ve politik sınırlarını tartışmaya açar.

Ares ve Afrodit ilişkisini simgeleyen erotik ve şiddet arketipleri birleşimi.
AFRODİT İLE ARES: EROS VE THANATOS ARASINDAKİ GERİLİM
Anlatı:
Ares ve Afrodit arasında gizli bir aşk ilişkisi vardır. Hephaistos, onların bu yasak ilişkisini yakalar ve tanrıların önünde teşhir eder.
Kavramsal çözümleme:
– Afrodit → arzu, çekim, birleştirici güç (eros).
– Ares → şiddet, yıkım, çözülme (thanatos).
Bu ilişki, insan varoluşunun temel gerilimini simgeler:
– Birleştirme ve çözme dürtüleri arasında sürekli bir salınım.
– Aşk ve savaş, hem bireysel hem toplumsal yaşamın dinamik motorlarıdır. Bu yüzden Ares ve Afrodit birlikteliği sadece “yasak aşk” değil, varlık düzenindeki çekim ve itim kuvvetlerinin mitolojik resmidir.
TROYA SAVAŞINDA ARES
Anlatı:
Homeros’un İlyada destanında Ares, özellikle Troyalıların yanında savaşır.
- Ares, savaş alanında bizzat çatışmaya girer.
- Athena ve Diomedes tarafından yaralanır ve Olimpos’a kaçar.
Kavramsal çözümleme:
- Athena burada hem Ares’in karşıtı hem onu alt eden ilkedir.
- Ares’in savaş anlayışı → plansız ve dürtüsel saldırganlık.
- Athena’nın savaş anlayışı → stratejik, ölçülü ve haklı savaş.
Troya Savaşı’nın epik doğasında Ares, savaşın yıkıcı irrasyonalitesini temsil eder.
O, savaşın içsel yasasına değil, kendiliğinden yıkım arzusuna teslim olur.
GİGANTOMAKHİA (DEVLERLE SAVAŞ)
Anlatı:
Tanrılarla devler arasındaki kozmik savaşta Ares, devlerle çarpışır ve Olimpos düzeninin korunmasına katkı verir.
Kavramsal çözümleme:
- Ares burada düzenin yanında yer alsa da, onun işlevi salt fiziksel şiddet üretmektir.
- Gigantomakhia anlatılarında Ares, şiddetin düzen için nasıl araçsallaştırıldığını gösterir:
- Düzen, zaman zaman kaos karşısında kaotik güçleri kullanmak zorunda kalır.
- Ares, devletler ve uygarlıklar açısından zorunlu ama riskli enerji formunu temsil eder.

ÖFKE VE KISKANÇLIK HİKÂYELERİ
Ares, sadece savaş alanında değil, bireysel düzeyde de:
– Ani öfke, Dürtüsel intikam, Ölçüsüz kıskançlık, Patlamalı kontrolsüzlük ile ilişkilendirilir. Bu mitolojik tasvirler, Ares’in yalnızca “büyük savaş tanrısı” değil, bireylerin içsel şiddet kaynağı olarak da işlev gördüğünü gösterir.
SİSİFOS VE ARES: ZİNCİRLENEN ŞİDDET
Bazı anlatılarda Sisifos, Ares’i zincire vurur ve savaşları geçici süreyle durdurur.
Kavramsal çözümleme:
- Ares zincirlenince, insanlar artık savaşamaz olur.
- Sisifos’un bu eylemi, şiddetin denetim altına alınmasının tarihsel ve siyasal gerekliliğini temsil eder.
- Ancak Ares’in sonsuza dek zincirlenmesi imkânsızdır; şiddet daima geri döner.
Bu anlatı, şiddetin insan uygarlığı içinde bastırılabilir ama tümüyle yok edilemez olduğunu dramatik biçimde anlatır.
VI. PSİKANALİTİK VE FELSEFİ OKUMADA ARES
Ares, yalnızca mitolojik bir figür değil; aynı zamanda insan ruhunun en temel ve en tehlikeli katmanlarının kişileştirilmiş formudur. Onun figürü üzerinden psikanaliz, felsefe ve antropolojide şiddetin yapısı, bastırılması ve dışavurumu anlaşılabilir.
FREUD: İD VE ŞİDDETİN KÖR DÜRTÜSÜ
Freud’un psikanalitik yapısında Ares, doğrudan id katmanına karşılık gelir:
- İd: İlkel dürtülerin, saldırganlık ve cinsel arzunun kaynağıdır.
- Ares: Bu dürtülerin şiddet ve öfke yönünde dışavurumudur.
Freud, özellikle Uygarlığın Huzursuzluğu (1929) eserinde:
- İnsan kültürünün sürekli şiddet dürtüsünü bastırma zorunluluğu altında kurulduğunu söyler.
- Ares’in temsil ettiği saldırganlık dürtüsü, uygarlık tarafından sürekli baskı altında tutulmak zorundadır.
- Ancak bu baskı, tam anlamıyla hiçbir zaman başarıya ulaşamaz. Bastırılan saldırganlık, kültürel patlamalarla yeniden ortaya çıkar.
Ares böylece uygarlığın bastırmak zorunda olduğu ama tam anlamıyla yok edemediği içkin tehdittir.
JUNG: KOLEKTİF BİLİNÇDIŞINDAKİ GÖLGE ARKETİPİ
Jung için Ares, bireysel değil kolektif psikolojide işleyen Gölge (Shadow) arketipinin bir formudur:
- Gölge, insan benliğinin bastırdığı karanlık ve yıkıcı yönleridir.
- Şiddet, intikam, kıskançlık, öfke gibi duygular gölgede birikir.
Ares, bu gölge unsurlarının bilinç dışına itilmiş formudur.
Birey ya da toplum:
- Gölgesini tanımadığı sürece patlamalı yıkımlara sürüklenir.
- Ares’in enerjisi bilinçle bütünleştirildiğinde denetimli olur; aksi hâlde kolektif yıkıma yol açar.
RENÉ GIRARD: MİMESİS, KISKANÇLIK VE KURBAN MEKANİZMASI
Girard’ın mimetik arzu ve kurban teorisi, Ares figürüyle doğrudan ilişkilidir:
- Mimetik arzu → insanlar başkalarının arzularını taklit eder; bu kıskançlığı ve çatışmayı doğurur.
- Şiddet yükselir → toplum kaosa sürüklenir.
- Kurban → kaosu dengelemek için şiddet, günah keçisine yöneltilir.
Ares, tam da bu kolektif mimetik şiddetin kontrolden çıktığı aşamayı temsil eder.
- Onun enerjisi, uygarlığın kurban ve tören mekanizmalarıyla sınırlandırılmak zorundadır.
- Ares’in denetimsiz olduğu noktada toplum parçalanır.
Girard için Ares:
toplumsal şiddetin, kıskançlığın ve sürekli yinelenen kurban döngüsünün ilksel enerji kaynağıdır.
MODERN SİYASET FELSEFESİNDE ARES: BİYOŞİDDETİN VE DEVLETİN KURULUŞU
Modern siyaset felsefesinde Ares’in temsili şiddet, devletin ve egemenliğin kuruluşuyla doğrudan bağlantılıdır:
- Hobbes’un Leviathan modelinde: Doğal durumdaki herkesin herkese karşı savaşı tam anlamıyla Ares’in dünyasıdır.
- Devlet, Ares’in şiddetini monopolize ederek düzen kurar.
- Egemen iktidar, Ares’in gücünü bürokratik ve hukuki formata sokarak denetim altında tutar.
Devlet düzeni, Ares’in dizginsiz doğasını araçsallaştırılmış ve kontrol altına alınmış şiddet biçimine dönüştürür.
EKONOMİK VE İDEOLOJİK DÜZEYDE ARES
Kapitalist sistem, neoliberal rekabet ve ekonomik savaş metaforlarında Ares’in figürü daha soyut düzeyde işlevselleşir:
- Piyasa savaşları, rekabet kıyasıya yarış, iflaslar, yıkımlar → tümü Ares’in modern ekonomi-politik dönüşümleridir. Şiddet, yalnızca fiziksel değil; psikolojik, kültürel ve yapısal biçimlerde sürer. Ares bu anlamda modern çağda yapısal şiddet kavramlarının arketipik kaynağı olarak yaşamaya devam eder.
