Julia Kristeva, Bulgaristan doğumlu Fransız psikanalist, eleştirmen ve düşünür olarak dil, semiyotik, psikanaliz ve felsefi feminizm alanlarında etkili oldu; fakat onun düşüncesinin daha geç döneminde öne…
Browsing: kültür eleştirisi
Julia Kristeva’nın düşüncesinde bazı kitaplar yalnız belli bir kavramı açıklamaz; bir dönemin ruhsal iklimini teşhis etmeye çalışır. New Maladies of the Soul / Ruhun Yeni Hastalıkları…
Julia Kristeva’nın “inanma ihtiyacı” kavramı üzerinden din, arzu, eksiklik ve modern insanın anlam açlığı üzerine derin bir felsefi okuma.
Julia Kristeva’nın düşüncesi çoğu zaman iğrençlik, annelik, semiyotik alan, melankoli ya da kadınlık tartışmalarıyla hatırlanır. Oysa onun sonraki dönem metinlerinde gittikçe belirginleşen başka bir düğüm vardır:…
Frankfurt Okulu, kapitalist tahakkümü yalnız ekonomi ve sınıf ilişkileriyle değil, aile, otorite, arzu ve bilinçdışı üzerinden de düşünmeye çalıştı. Marx ile Freud’un bu kesişimi, modern insanın neden bazen kendi baskı biçimlerine bağlandığını anlamak için kuruldu.
Hatırlamanın yorgunluğu, unutmanın gücü Modern bilincin en görünmez yorgunluğu, süreklileşmiş hatırlamadır. Bilgiye erişim imkânlarının sonsuzlaştığı çağda, bellek yalnız geçmişi değil, şimdiyi ve olası gelecekleri de bir…
Giriş: Barthes’ın Düşünsel Konumu ve Yolculuğu Roland Barthes (1915–1980), 20. yüzyılın ikinci yarısında hem edebiyat kuramı hem de görsel kültür çalışmalarında çığır açan metinler üretmiş, disiplinler…
Modern Akıl, Aydınlanma ve Kriz Bilinci Modernite, Batı düşüncesinin en büyük vaadidir: Akıl yoluyla doğanın denetlenmesi, bireyin özgürleşmesi, toplumun ilerlemesi ve hakikatin keşfi… Ancak 20. yüzyılın…
20. yüzyıl felsefesinde diyalektik düşüncenin en radikal yorumlarından biri, Theodor W. Adorno ve Frankfurt Okulu tarafından geliştirilmiştir. Frankfurt Okulu düşünürleri, klasik diyalektik anlayışı eleştirel teorinin merkezine…
Felsefe tarihinde diyalektiğin en yüksek sistematik açılımı, kuşkusuz Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından gerçekleştirilmiştir. Hegel, yalnızca düşüncenin değil, varlığın bizzat kendisinin de diyalektik işlediğini ileri sürerek…