Olympia’nın yatay bedeni, beyaz çarşafın sert ışığına yatırılmış bir “çıplaklık” değildir; resim yüzeyi, bir pazarlık masasının soğukkanlılığıyla kuruludur. Bedenin çevresine dizilen işaretler—takı, terlik, çiçek, odanın kapalı…
Browsing: Sinema Metinleri
Sinema, modern çağın en güçlü anlatı biçimlerinden biridir. FiloMythos olarak, sinemanın yalnızca bir eğlence aracı değil; felsefi, psikolojik ve toplumsal anlamlar taşıyan bir düşünce alanı olduğunu savunuyoruz. Bu bölümde, auteur yönetmenlerin sinema dili, sahne estetiği, karakter çözümlemeleri ve metaforik anlatımları üzerinden filmleri derinlemesine inceliyoruz. Tarkovski’den Bergman’a, Kubrick’ten Kieslowski’ye kadar uzanan geniş bir perspektifle hazırladığımız içerikler, sinemayı sadece izlemekle kalmayıp, düşünsel olarak da kavramanızı sağlar. Sinema Metinleri bölümümüz, sinemayı felsefi bir derinlikle keşfetmek isteyenler için, özgün ve zihin açıcı bir kaynak sunar.
Bir kamera, bir koridorda ilerler; kapı eşiklerinden geçer, merdiven döner, tünele girer. Aynı anda bir el, renkli kâğıdı makasla keser; parçalar zemine değil, boşluğa doğru açılır;…
Cloaked Gods: A Visual Dialectic from the Renaissance Angel’s Wing to IMAX Superman İnsanlığın aşkınlık hayali, çoğu zaman tek bir sahnede kristalleşir: yerçekiminin reddi. Uçuş, yalnız…
From Myth to IMAX: The Historical Conflict of the Image Through Nolan’s The Odyssey Mitos ile sinema arasındaki bağ çoğu zaman konu benzerliği üzerinden kurulur: kahramanın…
Akbank Sanat’ın “Psikiyatri ve Sinema: Tarihe Bakış – Nefretin Kaynağı: Kısıtlanmış Özgürlük” başlıklı panelinde, Serpil Yandı Vargel, Aslı Aktümen ve Begüm Saygılı; bir filmi yorumlamaktan çok…
Slavoj Žižek, “Žižek on Lars von Trier” başlıklı YouTube konuşmasında hem Danimarka’yı hem de Lars von Trier sinemasını kendine özgü ironik üslubuyla okur. Danimarka’ya duyduğu neredeyse…
Üçüncü Sinema, yalnızca bir sinema akımı değil, bir çağrıdır. Ezilenlerin sesini duyurmak, görünmeyenleri görünür kılmak ve seyirciyi edilgenlikten çıkararak politik bir özneye dönüştürmek isteyen bir çağrıdır…
Kameranın Gözünden Tarih Sinema, doğduğu günden bu yana hem bir illüzyon aracı hem de bir hakikat aynası olarak kullanıldı. Lumière Kardeşler’in trenin istasyona girişini kaydettikleri o…
Sinemanın doğuşu, hareketin yakalanmasıyla başladı. Lumière Kardeşler’in Trenin Gara Girişi (1895) filmi, hareketin sinemadaki ilk büyük keşfi oldu. Ancak günümüzde, hareketin aşırı artması, her şeyin hızlanması…
Sinemanın doğuşu, hareketin kaydedilmesi ve gösterilmesi üzerine kuruluydu. Lumière Kardeşler’in Trenin Gara Girişi (1895) ve Georges Méliès’in Aya Yolculuk (1902) gibi ilk filmleri, hareketin büyüsünü keşfetmemizi…