Buradaki asıl mesele, Kant ile Hegel arasındaki farkı yalnız iki ahlak kuramı arasındaki fark gibi değil, özgürlüğün nasıl mümkün olduğu sorusu üzerinden düşünmektir. Kant, evrensel yasa…
Browsing: Felsefe
Filomythos Felsefe bölümü, düşünce tarihinin temel akımlarını, filozoflarını ve kavramlarını sistematik ve kavramsal derinlikle ele alan kapsamlı bir arşiv sunar. Antik felsefeden Ortaçağ ve Skolastik düşünceye, Modern felsefeden Analitik felsefeye ve Yapısalcılık ile Postyapısalcılığa kadar farklı dönemler ve düşünce okulları ayrıntılı biçimde incelenir. Platon, Aristoteles, Descartes, Kant, Hegel, Nietzsche, Freud, Wittgenstein, Foucault ve Derrida gibi düşünürlerin sistemleri tarihsel bağlamlarıyla işlenir. Aynı zamanda ontoloji, epistemoloji, etik, dil felsefesi, bilim felsefesi, psikanaliz ve metafizik gibi temel kavramlar akademik titizlikle açıklanır. Filomythos Felsefe arşivi, hem başlangıç düzeyinde okuyuculara hem akademik derinlik arayan araştırmacılara yönelik kapsamlı ve öğretici içerikler sunar.
Kartezyen Felsefenin Doğuşu: Şüphe ile Başlayan Yolculuk I. Rönesans Düşüncesinin Arka Planı: İnsan, Doğa ve Bilginin Yeniden Tanımı Rönesans, Batı düşünce tarihinde yalnızca bir sanatsal canlanma…
Kavramın Alanı Abes, gündelik dilde çoğu zaman “saçma”, “boş”, “anlamsız”, “gereksiz” veya “yersiz” anlamlarında kullanılır. Felsefi bağlamda ise kavram daha belirli bir soruna işaret eder: insanın…
Kate Crawford’un çağdaş teknoloji kuramı içindeki önemi, yapay zekâyı dar anlamda bir yazılım meselesi olmaktan çıkarıp çok daha geniş bir maddi, toplumsal ve siyasal düzen olarak…
Platon’un insan ruhuna ilişkin en güçlü sezgilerinden biri, insanın kendi içinde tek sesli bir varlık olmadığıdır. İnsan çoğu zaman bir şeyi doğru bulur ama başka bir…
Kavramın Eşiği Shoshana Zuboff’un son dönemde yeniden öne çıkardığı “fusion scenario” kavramı, gözetim kapitalizmini yalnızca piyasanın aşırılığı olarak değil, devlet iktidarıyla birleşmeye yatkın bir egemenlik biçimi…
Monoteizm, panteizm ve panenteizm modern kavramsal ayrımlar olarak bize güçlü bir çerçeve sunar. Fakat bu çerçeve kimi düşünce geleneklerini açıklarken, kimilerini fazlasıyla düzleştirir. Yeni Platonculuk tam…
Marx’ın “salto mortale” ifadesi, metanın para biçimine geçişini yalnızca teknik bir değişim olarak değil, riskli ve kırılgan bir sıçrama olarak düşünür. Bu yazı, kapitalist dolaşımın göründüğü kadar pürüzsüz olmadığını, her satışın içinde bir başarısızlık ihtimali taşıdığını tartışıyor.
Jeanne Favret-Saada’nın “etkilenmek” kavramı, antropolojide mesafe, saha, söz ve ilişkiyi nasıl yeniden düşünmemizi sağlıyor?
Jeanne Favret-Saada, büyüyü bir batıl inanç kalıntısı olarak değil, talihsizlik, suçlama ve korku etrafında kurulan toplumsal bir söz düzeni olarak okur.
Onun düşüncesi, antropolojiyi psikanalizle temas ettirerek sözün hem yaralayan hem de iyileştiren gücünü görünür kılar.