Giriş – Bir makalenin uzun gölgesi
Laura Mulvey’nin 1975 tarihli makalesi “Görsel Haz ve Anlatı Sineması” (Visual Pleasure and Narrative Cinema) film kuramında yalnızca bir dönüm noktası değil, sonraki kuşakların tartışmak, genişletmek ya da itiraz etmek zorunda kaldığı bir eşik metin oldu. Mulvey, klasik Hollywood sinemasının (Classical Hollywood Cinema) biçimsel kodlarını psikanalitik bir çerçeveyle yeniden okuyarak “erkek bakışı” (male gaze) kavramını ortaya koydu ve bunun anlatı ile görüntünün nasıl kurulduğunu belirleyen yapısal ilke olduğunu savundu. Ona göre klasik anlatı sinemasında kadın “bakılmak için var olma” (to-be-looked-at-ness) niteliği içinde seyirlik bir imgeye indirgenir; erkek ise bakışı taşıyan ve yöneten özne konumuna yerleştirilir. Bu tespit, sinemanın “doğal” sandığımız hazlarını görünür kıldı: voyörizm (voyeurism) yani gizlice bakma hazzı ve narsisistik özdeşleşme yalnızca psikolojik eğilimler değil, süreklilik kurgusu ), plan/karşı-plan, yakın plan, yıldız aydınlatması gibi tekniklerle üretilen ve düzenlenen birer biçim rejimiydi. Makalenin provokasyonu siyasal bir çağrı ile birleşir: Eğer haz akışı (ideolojik ise, aygıt kuramı ’nın işaret ettiği görünmez mekanizmayı yabancılaştırmak gerekir; feminist bir sinema, seyir hazlarını “bozan” biçimsel müdahalelerle aygıtın doğallaştırıcı etkisini kesintiye uğratmalıdır.
Tarihsel bağlam – “Screen theory” ile feminist momentin buluşması
Mulvey’nin müdahalesi, 1970’lerin Screen kuramı (Screen theory) ikliminde, Louis Althusser’in ideoloji kuramı, Sigmund Freud ve Jacques Lacan’ın psikanalizi, göstergebilim (semiotics) ve Brecht estetiğinin birleştiği bir eşikte yazıldı. İkinci dalga feminizm kamusal alanda güç kazanırken, sinema araştırmaları “özne nasıl kurulur?”, “görme nasıl ideolojik bir düzlemde iş görür?” sorularını teknik kararlara bağlayarak yanıtlıyordu. Mulvey, işte bu birleşim noktasında “haz” ve “anlatı”yı siyasallaştırdı: Klasik anlatı sinemasının görünmez kıldığı kurgusal süreklilik, aslında erkek öznenin bakışına alan açan bir dikiş, yani izleyicinin karakter bakışına emdirilmesi mekanizması olarak işler.
Psikanalitik omurga – Skopofili, ayna evresi ve kadın imge
Mulvey’nin argümanı iki psikanalitik hattı birleştirir. İlki skopofili (scopophilia), yani bakma hazzıdır: Bakmak erotik bir haz üretir ve sinema bunu örgütler. İkincisi ayna evresi (mirror stage): İzleyici, perdedeki kahramanla narsisistik özdeşleşme kurarak bütünlük yanılsaması edinir. Mulvey bu iki hattı cinsiyetli (gendered) bir düzlemde kesiştirir: Klasik anlatıda “bakışın taşıyıcısı erkek” ve “imge kadın” formülüne dönüşür. Kadın imge, bilinçdışında hadım edilme kaygısı tetiklediği için anlatı iki “çözüm” üretir: fetişistik skopofili ile kadını pürüzsüz bir yüzeye (ışık, makyaj, kostüm, süper yakın plan) dönüştürerek kaygıyı bastırmak; ya da sadistik voyörizm ( ile kadını cezalandırıp düzeni yeniden tesis etmek. Alfred Hitchcock filmleri—Arka Pencere (Rear Window, 1954) ve Yükseklik Korkusu (Vertigo, 1958)—bu gerilimlerin paradigmatik örnekleri olarak Mulvey’nin okumasında merkezi yer tutar.
Üç bakış ve kameranın görünmez siyaseti
Mulvey sinemada üç bakış katmanı ayırt eder: (i) kameranın bakışı kadraj ve hareketin seçimi; (ii) diyegesis içi bakışlar , yani karakterlerin birbirlerine bakışı; (iii) seyircinin bakışı. Klasik sinema bu üçünü hizaya sokar: Kamera, erkek karakterin bakışını destekler; seyirci, bu birleşik bakışla dikiş aracılığıyla özdeşleşir. Süreklilik kurgusu ve plan/karşı-plan şeması, kameranın aygıtsal varlığını siler; bakış “sahipsiz” görünür. Oysa sahipsiz değildir—maskülen bir konuma kuruludur. Josef von Sternberg–Marlene Dietrich filmlerindeki ışık ve kadraj politikası, “kadının bakılmaya değer bir imge”ye dönüştürülmesinin kristal örneklerini sunar.
“Kadın imge / erkek bakışın taşıyıcısı” formülünün açıklığı
Sıklıkla alıntılanan formül —“imge kadın, bakışın taşıyıcısı erkek” (woman as image, man as bearer of the look)— Mulvey’nin sert ama açıklayıcı jestidir. Buradaki “erkek seyirci” (male spectator) zorunlu olarak biyolojik erkek değildir; mesele konumdur: Film, seyirciyi maskülen bakışa çağırır. Kadın seyirci için iki zorlu seçenek belirir: erkek kahramanın bakışıyla özdeşleşme (masculine identification) ya da kadın yıldızla fetişistik özdeşleşme (fetishistic identification). Mulvey, bu asimetriyi görünür kılarak haz rejimlerinin ideolojik kurulumunu ifşa eder.
“Zevki bozmak” ve karşı-sinema
Makalenin siyasal çağrısı açıktır: “Zevki radikal bir silah olarak yıkın” (Destroy pleasure as a radical weapon). Feminist sinema, karşı-sinema (counter-cinema) stratejileriyle—yabancılaştırma (Brechtian alienation), kameraya doğrudan bakış, öyküsel/öykü dışı ses ayrımı (diegetic/nondiegetic sound), süreklilik kurgusunu bozan montaj, plan-sekans (plan-séquence)’ın ritmini tersyüz etmek—seyir ilişkisini yeniden kurmalıdır. Mulvey’nin Peter Wollen ile çektiği Sfenks’in Bilmeceleri (Riddles of the Sphinx, 1977), 360 derece panorama (360-degree pan), dairesel anlatı ve dış ses (voice-over) ile bu müdahalelerin somut bir laboratuvarıdır.
“Sonradan düşünceler” ve kadın seyircinin salınımı
Mulvey, 1981 tarihli “‘Görsel Haz ve Anlatı Sineması’ Üzerine Sonradan Düşünceler — Güneşte Kavga’dan Esinle” (Afterthoughts on ‘Visual Pleasure and Narrative Cinema’ inspired by Duel in the Sun) yazısında, ilk metindeki katılığı kısmen esnetir. Kadın seyirci için salınımlı özdeşleşme olanağını gündeme getirir: Anlatı ritmine göre zaman zaman maskülen hatla, zaman zaman feminen hatla özdeşleşme… Bu, ilk teze geri dönüş değil; seyir ilişkisini tek yönlü bir hakimiyet değil, gerilimli bir alan olarak tanıyan bir yoğunlaştırmadır.
Diğer çalışmalar: “Görsel ve Diğer Hazlar”, “Fetişizm ve Merak”, “Saniyede 24 Ölüm”
Mulvey’nin sonraki kitapları kavram evrenini genişletir. “Görsel ve Diğer Hazlar” (Visual and Other Pleasures, 1989) makalelerini toplarken, “Fetişizm ve Merak” (Fetishism and Curiosity, 1996) modern görsel kültürde merak ile bilgi/arzu diyalektiği üzerine yoğunlaşır. “Saniyede 24 Ölüm: Durağanlık ve Hareketli İmge” (Death 24x a Second: Stillness and the Moving Image, 2006) ise DVD/dijital arayüzlerin durdurma , yavaşlatma (slow), geri sarma olanaklarıyla klasik akışın nasıl mikroskobik okumalara açıldığını düşünmeye çağırır. Durağan kare hem fetişizmi yoğunlaştırır hem de onu ifşa eder; böylece aygıtın görünmez işleyişi görünür olur.
Örnek okumalar – Voyörizm ve fetişizmin iki paradigması
Arka Pencere (Rear Window, 1954)’da Jeff (James Stewart) yalnızca öykü içinde bir gözetleyici değildir; seyirci ve kamera onun bakış rejimine yapısal olarak eklemlenir. Pencere çerçevesi, daire planları, bakış hizası eşleştirmeleri bakışın mülkiyetini kurar. Yükseklik Korkusu (Vertigo, 1958)’da Scottie, ölen sevgiliyi Judy üzerinde yeniden “yaratır”; saç topuzunun spiral formu, kostüm/renk tutarlılığı, fetiş nesne tasarımını açığa çıkarır. İlki voyörizmin mesafe ekonomisini, ikincisi fetişistik skopofilinin yüzey estetizasyonunu örnekler.
Eleştiriler ve genişlemeler – Irk, sınıf, kuir ve “karşıt bakış”
Mulvey’nin çerçevesi, etkisi kadar eleştiri de çekti ve önemli genişlemelere yol açtı. bell hooks’un “karşıt bakış” (oppositional gaze, 1992) kavramı, siyah kadın izleyicinin hegemonik beyaz maskülen bakışa karşı direniş içeren bir bakış ekonomisi geliştirdiğini gösterdi. E. Ann Kaplan, Mary Ann Doane, Kaja Silverman gibi kuramcılar, kadın bakışı (female gaze) olanağını, maskeli kimlik stratejilerini, görüntü dışı ses ve acousmatic voice gibi ses-özne ilişkilerini tartışmaya açtılar. Kuir kuram (queer theory) içinde B. Ruby Rich’in Yeni Kuir Sinema (New Queer Cinema) okuması, özdeşleşme hatlarının heteronormatif olmaktan çıktığı, bakışın çoklu ve akışkan hale geldiği anlatıları gündeme getirdi. Postkolonyal ve transnasyonel okumalar (ör. Ella Shohat, Robert Stam) “erkek bakışı”nın Batı dışı sinema geleneklerinde nasıl dönüştüğünü, yerel melodram ve sanat filmlerinde bakış rejimlerinin farklı ideolojik matrislerde işlediğini gösterdi. Kısacası, Mulvey’nin formülü bir “son söz” değil, başlangıç cümlesi işlevi gördü; kavram, ırk, sınıf, cinsellik ve coğrafya kesişimlerinde çoğullandı.

Kaynak: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Laura_
Mulvey_Fot_Mariusz_Kubik_July_24_2010_06.JPG
Aygıt ve anlatı – Kuramın yanlış anlaşılan noktaları
Mulvey çoğu kez “bütün sinema erkek bakışıdır” demiş gibi okunur. Oysa metin, klasik anlatı sinemasının—özellikle 1930–1960 arası Hollywood’un—biçimsel kodlarını hedef alır. Yani iddia tarihsel ve aygıtsal olarak belirtilmiştir. İkincisi, “erkek seyirci” ile “erkek özne konumu” birbirine eşitlenmemelidir; Mulvey’nin meselesi **konumlandırma (positioning)**dır. Üçüncüsü, “haz”ın tümüyle reddi değil, doğallaştırılmış haz akışlarının ideolojik içeriğinin görünür kılınması söz konusudur. Bu nedenle Mulvey, özdeşleşmeyi kategorik biçimde yasaklamaz; özdeşleşmenin örgütlenişinin politik olduğunu söyler.
Dijital çağda bakış – Durdurma estetiği, arşiv, platform
Saniyede 24 Ölüm’ün önerdiği okuma, dijital çağda yeni bir güncellik kazandı. Yayın platformları , arayüz tasarımı , önizleme görseli, otomatik oynatma gibi protokoller bakışı önceden programlar; algoritmik kürasyon “neye, nasıl, ne kadar süre bakacağımızı” belirler. Bu bağlamda erkek bakışı yalnızca kadraj içinde değil, platform estetiği düzeyinde de yeniden üretilir ya da dönüştürülür. Durdurma, yakınlaştırma , kare kare izlemegibi mikro zamanlar, fetişizmi yoğunlaştırabildiği gibi eleştirel yaklaşıma da imkân verir: İzleyici görüntü üzerinde analitik sahiplenme kurabilir.
Karşı-örnekler ve alternatif poetikalar – Kadın bakışı ve çoklu bakışlar
Mulvey sonrası üretimde kadın bakışı tartışması giderek çeşitlendi. Jane Campion’ın Piyano Dersi (The Piano, 1993), Céline Sciamma’nın Alevler İçinde Bir Genç Kızın Portresi (Portrait de la jeune fille en feu, 2019), Chantal Akerman’ın Jeanne Dielman (1975) gibi filmler, bakışı zamanın ritmi, işin tekrarı, bedensel deneyim ve etik yakınlık üzerinden yeniden kurar. Burada kadraj, bedeni fetişleştiren bir yüzey değil; dünyayla ilişki kurma biçimidir. Yavaş sinema ve deneme film ( poetikaları, haz akışını bozan ama onu düşünmeye dönüştüren ritimler önerir. Bu örneklerin hiçbiri Mulvey’yi “geçersiz kılmaz”; tersine, onun açtığı soruları başka düzlemlerde sürdürür.
Kuramsal akrabalıklar – Hermenötik, göstergebilim, aygıt
Mulvey’nin makalesi, aygıt kuramı (apparatus theory), dikiş kuramı (suture theory), göstergebilim (semiotics) ve ideoloji eleştirisi (ideology critique) ile sıkı bağ içindedir. Christian Metz, Jean-Louis Baudry, Stephen Heath gibi isimlerin çerçeveleri, kameranın/kurgu aygıtının “özne” üreten işlevini açar; Mulvey, bu şemaya cinsiyet boyutunu ekler. “Erkek bakışı” böylece yalnızca temsilde değil, özneleşmenin teknik ve duygulanımsal süreçlerinde işler.
Sonuç – Erkek bakışı: bir adlandırma, bir başlangıç, bir prova alanı
Görsel Haz ve Anlatı Sineması, bugün hâlâ sinema düşüncesinin temel nabız noktalarından biridir. Erkek bakışı bir şemsiye kavram olmaktan çok, belirli bir aygıt–anlatı–haz üçgenini adlandırır; gücü de buradan gelir. Mulvey’nin önerisi, hazdan vazgeçmek değil; hazzın nasıl kurulduğunu, kimi konuşur kıldığını, kimi susturduğunu görünür kılmaktır. Bu yüzden kavram, ırk, sınıf, cinsellik ve coğrafya eklemlenmeleriyle zenginleşmiş, dijital platformların görsel rejimleriyle yeniden düşünülmüş, kadın/kuir/karşıt bakışlarla çoğul bir alana yayılmıştır. Klasik Hollywood’un gücünü tam da “görünmezliğinden” alan tekniklerini görünür kılmak, sinema düşüncesi için yalnızca bir eleştiri değil, yeni poetikalar için bir prova alanıdır.
Mulvey’nin sonraki çalışmaları—Görsel ve Diğer Hazlar, Fetişizm ve Merak, Saniyede 24 Ölüm: Durağanlık ve Hareketli İmge—ilk tezi kapatmaz; tersine, onu dijital çağın mikro-zamanları, arşiv görüntülerinin durağan lekeleri ve merakın bilgiyle kurduğu bağlantılar üzerinden derinleştirir. Sonuçta “erkek bakışı”, bir nihai hüküm değil, bir adı konmuş problemdir:
