Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Pers Magları, felsefe tarihinde garip bir konuma sahiptir. Antik Yunan yazarları onları kimi zaman rahip, kimi zaman kâhin, kimi zaman kralların eğiticisi, kimi zaman da evrenin temel ilkeleri üzerine düşünen eski bilgeler olarak tanıtır. Buna rağmen Maglar, Thales, Herakleitos, Pythagoras veya Platon gibi felsefenin yerleşik soy zincirine dâhil edilmez. Onlar felsefenin tamamen dışında da değildir; fakat felsefe tarihinin merkezine hiçbir zaman tam olarak alınmamışlardır.
Bu belirsiz konum, yalnızca Maglar hakkında yeterli bilgi bulunmamasından kaynaklanmaz. “Mag” adının tarih boyunca farklı topluluklar ve görevler için kullanılması da sorunun bir parçasıdır. Median bir topluluğun adı, İran dünyasındaki rahiplik görevi, Zerdüşt geleneğinin temsilciliği ve daha sonra büyücülükle ilişkilendirilen yabancı bir bilgelik biçimi aynı sözcüğün çevresinde birleşmiştir.
Pers Maglarının felsefe tarihindeki yerini belirlemek için önce bu farklı anlamları birbirinden ayırmak gerekir.
Maglar bir halk mıydı, rahipler topluluğu mu?
Herodotos, Tarihler’in birinci kitabında Magları Medlerin altı boyundan biri olarak anar. Bu anlatıda “Mag” adı öncelikle belirli bir topluluk veya soy grubunu ifade eder. Ancak Herodotos başka bölümlerde Magları Perslerin dinsel törenlerinde görev alan uzmanlar olarak gösterir. Bir Pers kurban sunmak istediğinde bir Magın törene katılması ve tanrıların doğuşunu anlatan dinsel bir ezgi okuması gerekir. Herodotos’a göre Mag olmadan kurban töreni gerçekleştirilemez.
Bu iki aktarım, Magların hem etnik hem de mesleki bir ad taşıyabileceğini düşündürür. Başlangıçta Median bir topluluk olan Maglar, zamanla İran coğrafyasındaki dinsel hizmetlerle özdeşleşmiş olabilir. Bununla birlikte araştırmacılar arasında Magların ayrı bir boy mu, kalıtsal bir rahip sınıfı mı yoksa farklı İran kültlerine hizmet edebilen din uzmanları mı olduğu konusunda kesin bir uzlaşma bulunmaz. Ahameniş dönemine ait belgeler onların saray ve imparatorluk çevresinde resmî dinsel görevler üstlendiğini gösterir; fakat erken dönem Maglarının tamamının Zerdüşt öğretisine bağlı olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü “Pers Magları” ile “Zerdüşt rahipleri” ifadeleri her tarihsel dönemde bütünüyle aynı topluluğu göstermeyebilir. Magların Zerdüştlüğü ne zaman ve hangi ölçüde benimsediği, Ahameniş krallarının dinî kimliğiyle birlikte tartışılmaya devam etmektedir. Bu nedenle Magları doğrudan ve değişmeden Zerdüşt’ten itibaren var olan tek bir rahip sınıfı gibi anlatmak tarihsel farklılıkları ortadan kaldırır.
Kralların yanında duran bilgi
Magların görevi yalnızca kurban töreni yönetmek değildi. Antik kaynaklarda rüyaları yorumlayan, göksel ve dinsel işaretleri açıklayan, krallara danışmanlık yapan kişiler olarak da görünürler. Bu konum, onların bilgisini doğrudan siyasal iktidara bağlar.
Antik İran dünyasında din ile yönetim, modern anlamdaki iki bağımsız alan değildi. Kralın meşruiyeti, düzenin korunması, yeminler, savaşların yorumlanması ve kutsal törenler aynı siyasal-dinsel yapı içinde bulunuyordu. Magın bilgisi bu nedenle yalnızca tanrılar hakkında bilgi değil, devlet düzeninin devamını ilgilendiren bir uzmanlıktı.
Platon’a atfedilen fakat yazarlığı tartışmalı olan Birinci Alkibiades diyaloğunda Pers kralının oğullarının eğitiminden söz edilir. Dört seçkin eğiticiden biri, genç prense “Zerdüşt’ün büyüsü” olarak adlandırılan bilgiyi öğretir. Metin bu ifadeyi sıradan büyücülük olarak açıklamaz; tanrılara nasıl hizmet edileceği ve krallığın nasıl yönetileceğiyle ilişkilendirir. Böylece Magların öğretisi, ilahiyat, ahlak ve siyasal eğitim arasında duran bir bilgi biçimi olarak sunulur. Zerdüşt adı da kraliyet eğitiminin dayandırıldığı eski bir bilgelik otoritesine dönüşür.
Buradaki “büyü” sözcüğü yanıltıcıdır. Modern dillerdeki büyü ve sihir kavramları, tarihsel olarak Magların adından türeyen Yunanca mageia sözcüğüyle ilişkilidir. Yunanlar başlangıçta bu sözcüğü Pers rahiplerinin uygulamaları için kullanmış, daha sonra anlam alanı yabancı dinsel törenleri, gizli bilgileri ve olağanüstü güç iddialarını kapsayacak biçimde genişlemiştir. Böylece belirli bir İranlı rahip grubunun adı, Batı dillerinde kuşkulu ve doğaüstü uygulamaların genel adına dönüşmüştür.
Bu dilsel dönüşüm, Magların felsefe tarihindeki konumunu da etkiler. Mag, bir taraftan çok eski bir bilgelik geleneğinin temsilcisi olarak yüceltilirken diğer taraftan akıldışı, gizli veya büyüsel bilgiyle ilişkilendirilmiştir.
Diogenes Laertios neden Maglarla başlar?
Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı eserinin girişinde felsefenin Yunan olmayan halklar arasında başladığını savunan görüşleri aktarırken ilk olarak Pers Maglarını anar. Zerdüşt’ü Magların kurucu figürü olarak sunar ve çeşitli antik yazarlardan onun yaşadığı döneme ilişkin olağanüstü derecede eski tarihler aktarır.
Platon’un öğrencisi Hermodoros’a dayandırılan anlatıda Zerdüşt, Troya Savaşı’ndan beş bin yıl önceye yerleştirilir. Lidyalı Ksanthos ise onu Kserkses’in Yunanistan seferinden altı bin yıl önce yaşamış gösterir. Bu sayıların tarihsel bir kronoloji sunduğu kabul edilemez. Asıl işlevleri, Zerdüşt’ü Yunan filozoflarından çok daha eski bir bilgelik kaynağı olarak konumlandırmaktır.
Antik Yunan düşüncesinde eskilik, önemli bir otorite kaynağıydı. Bir öğretinin ne kadar eski olduğu, onun sıradan insan bilgisinden değil, insanlığın başlangıcına yakın bir çağdan geldiği izlenimini verebilirdi. Zerdüşt’ün binlerce yıl öncesine yerleştirilmesi bu nedenle yalnızca bir tarih hatası değildir. Onu insanlık tarihinin ilk bilgelerinden biri hâline getiren kültürel bir işlemdir. Diogenes daha sonra Magların tanrılar, kurbanlar, ruhun doğası, ölüm sonrası yaşam ve evrenin temel düzeni hakkında çeşitli görüşlere sahip olduğunu aktarır. Fakat felsefenin “barbarlar” arasında başladığı tezini sonunda reddeder ve felsefenin gerçek kökenini Yunanlara bağlar. Maglar böylece felsefenin olası başlangıcı olarak kayda geçirilir, ancak felsefenin kabul edilmiş soy çizgisinin dışında bırakılır.
Burada Maglar yalnızca Pers dininin temsilcileri değildir. Felsefenin Yunanlara ait olup olmadığı tartışmasında kullanılan tarihsel figürlere dönüşürler.
Magların öğretisi yalnızca iyi ve kötü müydü?
Yunan yazarları Pers öğretisini çoğunlukla iki karşıt ilke üzerinden özetledi. Diogenes Laertios’un Aristoteles’e dayandırdığı aktarıma göre Maglar, biri iyi diğeri kötü iki temel ilkenin varlığını kabul ediyordu. Yunan terminolojisinde bunlardan biri Zeus veya Oromasdes, diğeri ise Hades veya Areimanios olarak adlandırılmıştır. Daha sonraki Yunan ve Roma yazarları da Zerdüşt öğretisini iyi ve kötü güçlerin kozmik çatışması biçiminde anlatmıştır. Bu anlatı bütünüyle temelsiz değildir; fakat İran düşüncesini Yunan kavramları içine yerleştirerek sadeleştirir. Oromasdes, Ahura Mazda’nın; Areimanios ise Angra Mainyu’nun Yunancalaştırılmış biçimleridir. Zeus ve Hades adlarının kullanılması, Pers düşüncesinin kendi kavramlarıyla değil, Yunan okurunun tanıdığı tanrılar aracılığıyla aktarılması anlamına gelir.
Zerdüşt’e atfedilen en eski metin tabakasını oluşturan Gathalarda temel karşıtlık yalnızca iki tanrısal kişilik arasındaki mücadele değildir. Aša ile druj arasında, yani hakikat, doğruluk ve düzen ile yalan, aldatma ve bozulma arasında bir ayrım vardır. Yasna 30’da insanlardan iki düşünme ve yaşama biçimini dikkatle dinlemeleri, akıllarıyla değerlendirmeleri ve seçim yapmaları istenir. Daha iyi ve daha kötü olan yalnızca evrende gerçekleşen dışsal bir savaş değildir; düşünce, söz ve eylem düzeyinde insanın katıldığı bir ayrımdır. Bu yapı felsefi bakımdan önemlidir. Hakikat yalnızca bir önermenin doğru olması değildir; insanın dünyadaki düzenle kurduğu ilişkinin niteliğidir. Yanlışlık da basit bir bilgi eksikliği değil, düşüncenin, sözün ve davranışın bozulmasıdır.
Dolayısıyla Pers düşüncesindeki karşıtlık üç soruyu birlikte taşır:
Hakikat nedir? İnsan doğru ile yanlış arasında nasıl seçim yapar? Bireysel eylemler evrensel düzenin parçası olabilir mi?
Bu sorular etik, ontolojik ve dinsel boyutları birbirinden ayırmaz. Modern disiplinlerin “ahlak felsefesi”, “metafizik” ve “din” diye ayırdığı sorunlar aynı kavramsal yapı içinde ele alınır.
Maglar filozof sayılabilir mi?
Maglara filozof denilip denilemeyeceği, filozof sözcüğünden ne anlaşıldığına bağlıdır.
Filozof, varlık, hakikat, ahlak ve insan yaşamı üzerine düşünen kişi olarak tanımlanırsa Magların öğretileri açıkça felsefi sorunlar içerir. Evrenin iyi ve kötü ilkelerle ilişkisi, ruhun ölümden sonraki durumu, insanın doğruyu seçme sorumluluğu ve hakikat ile düzen arasındaki bağ sıradan tören bilgisinin ötesine geçer.
Fakat filozof, kişisel olarak yazan, görüşlerini açık argümanlarla savunan, rakip düşünceleri eleştiren ve adı bilinen bir okul oluşturan kişi olarak tanımlanırsa Magların durumu daha belirsizdir. Elimizde belirli bir Magın kaleme aldığı, Yunan felsefe metinleriyle karşılaştırılabilecek bağımsız bir eser bulunmaz. Maglara ilişkin erken bilgiler çoğunlukla Yunan yazarlarından, Ahameniş belgelerinden ve daha sonraki Zerdüşt metinlerinden gelir. Bu nedenle “Maglar şöyle düşünüyordu” cümlesi her zaman dikkatle kullanılmalıdır. Yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda görev yapan bütün Magların değişmeden aynı öğretiye bağlı olduğunu varsayamayız. Zerdüşt’ün Gathaları, Ahameniş krallarının yazıtları, Herodotos’un anlattığı rahipler ve geç dönem Yunan kaynaklarının tasarladığı Maglar aynı tarihsel bağlama ait değildir.
Magları doğrudan bir felsefe okulu olarak adlandırmak bu farklılıkları silebilir. Buna karşılık onları yalnızca ayin yapan rahipler olarak görmek de antik kaynakların onlara yüklediği kozmolojik, ahlaki ve eğitsel işlevi gözden kaçırır.
Yunan filozofları Perslerden etkilendi mi?
Antikçağdan itibaren Pythagoras, Demokritos, Platon ve başka Yunan düşünürlerinin Maglarla görüştüğü veya onların öğretilerinden etkilendiği ileri sürülmüştür. Platon’un ruh anlayışı, ölüm sonrası yargılama anlatıları veya iyi-kötü karşıtlığı ile İran düşüncesi arasında benzerlikler kurulmuştur. Özellikle Platon’un Devlet diyaloğundaki Er anlatısının Zerdüşt geleneğiyle ilişkili olabileceğini savunan yorumlar bulunmaktadır. Ancak bu etkiler konusunda kesin konuşmak güçtür. Yunan dünyası ile Pers İmparatorluğu arasında siyasal, ticari ve kültürel temasların bulunduğu açıktır. Küçük Asya’daki Yunan kentleri uzun süre Pers yönetimi altında yaşamış, düşünürler iki kültürün karşılaştığı coğrafyalarda faaliyet göstermiştir. Buna rağmen belirli bir felsefi düşüncenin doğrudan Maglardan Platon’a geçtiğini gösterecek kesintisiz bir metinsel aktarım zinciri çoğu zaman mevcut değildir.
Benzerlik, tek başına etki kanıtı değildir. Ruhun yargılanması, kozmik düzen veya iyi-kötü karşıtlığı farklı toplumlarda bağımsız olarak da ortaya çıkabilir. Ayrıca Yunan yazarlarının Maglar hakkındaki ayrıntılı anlatılarının önemli bölümü, söz konusu filozofların yaşadığı dönemden daha geç tarihlidir.
Bu nedenle iki aşırı yorumdan kaçınmak gerekir. Yunan felsefesini Pers düşüncesinden tamamen yalıtılmış göstermek tarihsel karşılaşmaları küçümser. Yunan felsefesinin temel öğretilerini bütünüyle Maglardan aldığını ileri sürmek ise kanıtların taşıyamayacağı kadar kesin bir aktarım modeli kurar.
Daha ölçülü sonuç şudur: Pers düşüncesi, Yunanların karşılaştığı ve kimi zaman felsefi bir otorite olarak yorumladığı önemli yabancı bilgelik geleneklerinden biriydi. Bu karşılaşmanın belirli filozoflar üzerindeki etkisi ise her örnek için ayrı kanıtlarla değerlendirilmelidir.
Zerdüşt nasıl filozofların öğretmenine dönüştü?
Yunan dünyasında Zerdüşt zamanla tarihsel bir İranlı din reformcusundan daha geniş bir figüre dönüştü. Ona astroloji, kozmoloji, doğa bilgisi, ruh öğretisi ve gizli bilimlerle ilgili çok sayıda eser atfedildi. Bu eserlerin çoğu Zerdüşt tarafından yazılmamıştı. Zerdüşt adı, eski ve doğulu bir bilgeliğe otorite kazandıran imzaya dönüştü. Yunanların oluşturduğu Zerdüşt tasarımında iki figür yan yana bulunur: İranlı peygamber ve evrenin gizli düzenini bilen kadim bilge. Yunan ve Roma dönemlerinde Zerdüşt’e atfedilen metinler, gerçek Zerdüşt geleneğiyle Helenistik felsefe, astroloji ve dinsel düşüncenin birleştiği karma bir alan oluşturdu.
Bu Zerdüşt imgesi daha sonra Rönesans’a kadar ulaştı. Marsilio Ficino gibi düşünürlerin “kadim teoloji” anlatısında Zerdüşt, Hermes Trismegistos ve Platon’dan önce gelen ilk bilgelerden biri sayıldı. Böylece Pers Magları klasik felsefe tarihinin dışında kalırken onların varsayılan kurucusu, Platonculuğun çok eski bir habercisi hâline getirildi. Bu durum belirgin bir çelişki yaratır. Magların gerçek tarihsel düşüncesi felsefe tarihinin ana anlatısına alınmaz; fakat hayal edilmiş Zerdüşt figürü Batı’nın kadim bilgelik soyuna yerleştirilir.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/
Rahip, filozof ve büyücü arasındaki eşik
Pers Maglarının felsefe tarihindeki yeri tek bir kategoriyle açıklanamaz. Onlar modern anlamda yalnızca din görevlisi değildi; fakat Yunan filozofları gibi adları, eserleri ve okul tartışmaları günümüze ulaşmış bir filozof topluluğu da oluşturmazlar.
Maglar üç alanın kesişiminde bulunur:
Ritüeli ve kutsal bilgiyi temsil ettikleri için rahiptirler.
Hakikat, düzen, seçim, ruh ve evren üzerine öğretiler taşıdıkları için felsefi bir işleve sahiptirler.
Yunanların yabancı ve gizemli bilgiye ilişkin tasavvurları içinde dönüştürüldükleri için büyücü figürünün tarihsel kaynağı hâline gelmişlerdir.
Onları yalnızca bu üç kimlikten biriyle tanımlamak, diğerlerini görünmez kılar.
Pers Magları bu nedenle felsefe tarihinin merkezinde değil, sınırında durur. Fakat bu sınır önemsiz bir dış bölge değildir. Felsefenin hangi düşünce biçimlerini kendi içine aldığını, hangilerini din veya büyü adı altında dışarıda bıraktığını gösteren yerdir.
Magların asıl önemi, Yunan felsefesinden önce yaşamış ilk filozoflar olduklarının kanıtlanmasında değildir. Daha önemli olan, antik dünyanın felsefi düşünceyi hiçbir zaman yalnızca Yunan kentlerinden ibaret görmemiş olmasıdır. Yunan yazarları Perslerde kendilerinden daha eski bir bilgelik bulunduğunu düşünmüş, bu bilgeliği kimi zaman takdir etmiş, kimi zaman yabancılaştırmış, kimi zaman da kendi kavramlarıyla yeniden kurmuştur.
Bu nedenle “Pers Magları felsefe tarihinin neresindedir?” sorusuna kesin bir okul adıyla cevap verilemez.
Onlar felsefenin kabul edilmiş soy zincirinde yer almazlar; fakat o zincirin nerede başlayıp nerede bittiğini belirleyen tartışmanın tam içindedirler.
Kaynakça
DIOGENES LAERTIOS, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, çev. Candan Şentuna, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, I. Kitap, Önsöz.
HERODOTOS, Tarih, çev. Müntekim Ökmen, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.
BOYCE, Mary, A History of Zoroastrianism, Cilt II, Brill, Leiden, 1982.
BOYCE, Mary, Zoroastrians: Their Religious Beliefs and Practices, Routledge, Londra, 2001.
BIDEZ, Joseph; CUMONT, Franz, Les Mages hellénisés: Zoroastre, Ostanès et Hystaspe d’après la tradition grecque, Les Belles Lettres, Paris, 1938.
DE JONG, Albert, Traditions of the Magi: Zoroastrianism in Greek and Latin Literature, Brill, Leiden, 1997.
KINGSLEY, Peter, “The Greek Origin of the Sixth-Century Dating of Zoroaster”, Bulletin of the School of Oriental and African Studies, Cilt 53, Sayı 2, 1990, s. 245–265.
ROSE, Jenny, Zoroastrianism: An Introduction, I.B. Tauris, Londra, 2011.
