Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Yönetmen ve Bağlam
Cyrus Nowrasteh’ın 2008 tarihli The Stoning of Soraya M. filmi, Freidoune Sahebjam’ın aynı adlı kitabından uyarlandı. Film ilk gösterimini 2008 Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yaptı; başrollerinde Mozhan Marnò, Shohreh Aghdashloo ve Jim Caviezel yer alır. Hikâye 1986 İran’ında bir köyde geçer ve dışarıdan gelen bir gazeteciye anlatılan tanıklık çerçevesi içinde kuruludur.
Filmin Tanıtımı ve Kompozisyon
Film, aracı bozulan gazeteci Freidoune Sahebjam’ın bir köyde Zahra ile karşılaşmasıyla açılır. Zahra ona yeğeni Soraya’nın başına gelenleri anlatır; anlatı da bu çerçeve içinde geçmişe döner. Böylece film, doğrusal bir akıştan çok tanıklık üzerinden ilerleyen bir yapı kurar. Köy meydanı, ev içleri, dar sokaklar ve taşlık alanlar filmin ana mekânlarıdır. Kompozisyon giderek kapanır; başta sıradan görünen köy hayatı, kısa sürede baskı, söylenti ve toplu suç düzenine dönüşür.
Panofsky Yöntemiyle Üç Düzeyli Analiz
Ön-ikonografik: İlk düzeyde gördüğümüz şey, bir köy hayatı, yoksul bir aile, baskıcı bir koca, dinî ve yerel otorite figürleri, çocuklar, komşular ve taşlık bir infaz alanıdır. Soraya ev işlerini yapan, çocuklarına bakan ve gündelik yükü taşıyan bir kadın olarak görünür. Ali ise öfkeli, buyurgan ve fırsatçı bir adamdır. Zahra’nın hareketlerinde acele ve kaygı vardır. Taş, toprak, duvar, avlu ve kapalı köy mekânı filmin görünür yüzeyini kurar. Burada şiddet önce sözde, sonra bakışta, sonra bedene yönelen ortak eylemde ortaya çıkar.
İkonografik: Bu düzeyde film, zina suçlaması, boşanma isteği, köy ileri gelenleri, mollanın otoritesi ve topluluğun erkek dayanışması etrafında ilerler. Soraya yalnız bireysel bir kurban değildir; toplumun üzerine “namus”, “ahlak” ve “düzen” yüklediği kadın figürüne dönüşür. Taşlama sahnesine giden yol boyunca söylenti, dinî meşruiyet iddiası ve erkek çıkarı aynı hat üzerinde birleşir. Böylece taş yalnız ceza aracı değil, kolektif katılımın maddi işareti olur.
İkonolojik: En derin düzeyde film, adalet adına kurulan toplumsal şiddeti sorgular. Buradaki esas mesele yalnız bir erkeğin zulmü değildir; yalanın, otoritenin ve toplu onayın birleşerek bir kadını yok edebilmesidir. Film bu nedenle kişisel kötülükten daha büyük bir şey gösterir: patriyarkal düzen, dinî söylem ve yerel iktidar bir araya geldiğinde, masumiyetin kendisi bile savunmasız kalır. Soraya’nın ölümü bu yapının sonucu olarak görünür.
Temsil – Bakış – Boşluk
Temsil: Film, Soraya’yı yalnızca acı çeken bir kurban figürü olarak kurmaz; onu çocukları için çalışan, direnen, itiraz eden ve onurunu korumaya çalışan bir kadın olarak yerleştirir. Zahra da burada çok önemlidir; hikâyeyi taşıyan, tanıklığı koruyan ve sessiz kalmayı reddeden odur. Ali ise yalnız kötü koca değil, çıkarı için köy düzenini kendi lehine çevirebilen bir erkek tipidir. Temsil alanı bu yüzden tek bir kişiye değil, kadın dayanışması ile erkek tahakkümü arasındaki gerilime açılır.
Bakış: Filmde bakış çok sert bir iktidar aracıdır. Ali’nin bakışı denetleyici ve sahiplenicidir. Köy erkeklerinin bakışı yargılayıcıdır. Molla ve yerel yöneticilerin bakışı ise hüküm vericidir. Soraya’ya bakan gözler onu duyan ya da anlayan gözler değildir; onu bir suç imgesine dönüştüren gözlerdir. Buna karşılık Zahra’nın bakışı savunucu ve ısrarlıdır. Seyirci de bu düzenin içine çekilir; film bizi taşlama sahnesinde rahat bir izleyici konumunda bırakmaz, bakmanın kendisini ağırlaştırır.
Boşluk: Filmde boşluk, hakikatin herkes tarafından bilinmesine rağmen açıkça savunulamamasında oluşur. Soraya’nın suçsuzluğunu ima eden anlar vardır; ama bu bilgi adalete dönüşmez. Köyde herkes her şeyi tam olarak bilmez belki, ama yeterince şey bilir. Yine de korku, çıkar ve toplu sessizlik araya girer. Bu boşluk, hukuki değil ahlakidir. Film, gerçeğin mevcut olmasının tek başına yetmediğini; onu savunacak bir cesaret yoksa hakikatin de taş altında kalabildiğini gösterir.

Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/
File:The_Stoning_of_Soraya_M._US_Poster.jpg
Stil-Tip-Sembol
Stil: Nowrasteh’ın biçimi doğrudan ve serttir. Film olayları dolaylılaştırmaz; dramatik gerilim açık biçimde yükselir. Köy mekânı dar ve kapalı tutulur, bu da kaçış hissini azaltır. Anlatı çerçeve öyküyle başlasa da kısa sürede tanıklığın içindeki trajediye yerleşir. Bu stil, hikâyeyi mesafeli değil yakın ve baskılı bir biçimde kurar.
Tip: Soraya, toplumsal düzen tarafından kurbanlaştırılan kadın tipini taşır; ama film onu edilgen bırakmaz. Zahra, tanık ve direniş figürü olarak ayrı bir ağırlık kazanır. Ali, patriyarkal çıkarın en çıplak yüzüdür. Molla ve köy yöneticileri ise bireysel kötülükten çok, meşruiyet üreten otorite tipleri olarak çalışır. Gazeteci de dışarıya açılan hafıza taşıyıcısıdır.
Sembol: Taş filmin en açık sembolüdür. Yalnızca ceza değil, topluluğun suça ortak oluşunu taşır. Köy meydanı görünürde ortak yaşam alanıdır; ama film ilerledikçe ortak suç alanına dönüşür. Ses kayıt cihazı ve anlatı çerçevesi de önemlidir; bunlar unutulmaya karşı tanıklığın simgesidir. Zahra’nın hikâyeyi dışarı taşıma çabası, taşın karşısına sözü koyar.
Sanat Akımının Açık Belirtilmesi
Soraya M.’nin Taşlanışı, toplumsal drama ile politik insan hakları sinemasının kesişiminde duran bir film. Gerilim ve trajediyi kullanır; ama merkezine bireysel kahramanlıktan çok tanıklık ve adalet meselesini yerleştirir. Film, gerçek olaydan uyarlanan anlatısını toplumsal şiddetin görünür kılınması için kullanır.
Sonuç
Soraya M.’nin Taşlanışı, bir köyde geçen tekil bir felaketi anlatıyor gibi görünür; ama asıl olarak toplu sessizliğin nasıl cinayete dönüştüğünü gösterir. Filmde taşlama yalnız infaz değildir; söylenti, çıkar, korku ve erkek dayanışmasının son biçimidir. Geriye de yalnız Soraya’nın ölümü değil, Zahra’nın tanıklığı kalır. Filmin ağırlığı tam burada durur: bir kadın yok edilir, ama hikayesi yok olmasın diye biri konuşmayı sürdürür.
Künye & Eser Altı
Künye: Soraya M.’nin Taşlanışı / The Stoning of Soraya M. — Yönetmen: Cyrus Nowrasteh, Senaryo: Cyrus Nowrasteh ve Betsy Giffen Nowrasteh, 2008, ABD, Farsça/İngilizce, drama, 116 dk. Film, Freidoune Sahebjam’ın kitabından uyarlandı ve 2008 Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gösterildi.
