Gilles Deleuze’ün düşüncesi, yalnızca felsefi sistemler arasında kavramsal bir dolaşım değil; aynı zamanda yerleşik düşünce biçimlerine, sabit kimliklere, merkezcil yapılara ve kodlayıcı iktidar mekanizmalarına karşı verilen…
Browsing: Batı Felsefesi
Batı felsefesi, Antik Yunan’dan günümüze uzanan düşünsel mirasıyla felsefi tartışmaların temel zeminini oluşturur. Platon ve Aristoteles ile başlayan Batı felsefe geleneği, Ortaçağ’da Augustinus, Aquinas ve Skolastik düşünürlerle teolojik ve metafizik sorunları sistemleştirmiştir. Modern dönemde Descartes, Spinoza, Leibniz, Hume, Kant ve Hegel gibi filozoflar, bilgi, akıl ve varlık üzerine yeni sistemler kurmuş; 19. ve 20. yüzyılda Nietzsche, Husserl, Heidegger, Sartre, Wittgenstein, Foucault ve Derrida ile felsefe ontoloji, epistemoloji, etik ve dil çözümlemesi gibi alanlarda derinleşmiştir. Filomythos Batı Felsefesi arşivi, Antik Çağ’dan Postmoderniteye kadar uzanan düşünsel gelişimi kavramsal bütünlük ve tarihsel bağlam içinde ele alır.
Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin birlikte kaleme aldıkları A Thousand Plateaus (Bin Yayla), klasik felsefi düşünme biçimlerine radikal bir alternatif sunar. Bu alternatifin merkezinde “rizom” kavramı…
Felsefe tarihinin en tartışmalı ve etkili kavramlarından biri “arzu”dur. Arzu, yalnızca bireyin psikolojik dünyasıyla değil; varlığın yapısıyla, toplumsal düzenle, ahlaki normlarla ve iktidarla da derinden ilişkilidir.…
Deleuze’ün Oluş Düşüncesine Genel Bakış Gilles Deleuze’ün felsefesi, sabit varlık anlayışlarını reddeden, sürekli değişim, oluş ve fark üzerinden varlığı kavrayan bir düşünce sistemidir. Deleuze için felsefe,…
Gilles Deleuze felsefesi, çağdaş düşünce içerisinde varlık, düşünce ve yaşam arasındaki ilişkileri radikal biçimde yeniden kurma girişimidir. Onun düşüncesinde ne öz, ne kimlik, ne de sabit…
Gilles Deleuze’ün felsefesi, düşüncenin yalnızca bir bilgi üretimi değil, doğrudan varlıkla birlikte titreşen bir etkinlik olduğunu ileri sürer. Bu anlayış, felsefeyi epistemolojik soruların ötesine taşıyarak, ontolojik…
Michel Foucault’nun düşüncesi, çoğunlukla bilgi ve iktidar ilişkilerini çözümlediği erken ve orta dönem çalışmalarıyla tanınır. Ancak onun geç döneminde ortaya koyduğu etik düşüncesi, öznenin yalnızca iktidarın…
Foucault için özne, kendi başına duran doğal ve değişmez bir varlık değildir; bilgi, iktidar, kurumlar ve söylemler içinde kurulan tarihsel bir oluşumdur. Bu nedenle insanı anlamak, yalnızca bireyin iç dünyasına değil; onu adlandıran, sınıflandıran ve kendisine döndüren iktidar biçimlerine bakmayı gerektirir.
Michel Foucault’nun bilgi ve iktidar ilişkisine dair analizleri, 20. yüzyıl düşüncesinde çığır açıcı bir yere sahiptir. Onun felsefesi, bilgiyi sadece epistemolojik bir mesele olarak değil, aynı…
Felsefe tarihinin en etkili düşünürlerinden biri olan Michel Foucault, iktidar ve bilgi ilişkisini radikal bir biçimde yeniden tanımlamıştır. Foucault’ya göre bilgi, sadece hakikati keşfetme arayışı değil,…