Filomythos Yapay Zeka
Bu yazıyla bağlantılı kavramları Filomythos arşivinde arayın.
Wendy Hui Kyong Chun, dijital medya, yazılım çalışmaları, veri politikası ve algoritmik ayrımcılık üzerine çalışan en önemli çağdaş düşünürlerden biridir. Onun düşüncesi, yapay zekâ çağında sıkça tekrar edilen “veri tarafsızdır”, “algoritma yalnız hesaplar”, “yazılım teknik bir araçtır” gibi varsayımları doğrudan sorgular. Chun’un temel hamlesi şudur: Dijital sistemler yalnızca dünyayı temsil etmez; dünyayı belirli biçimlerde ayırır, tanır, gruplar, tekrar eder ve geleceğe doğru programlar.
Bu yüzden Chun, Sentetik Epistemoloji dizisinde zorunlu bir halkadır. Paglen, makine görüsünün insan dışı bakışını göstermişti. Steyerl, imgenin dolaşım, kalite ve görünürlük düzenini açmıştı. Haraway, bilginin konumlu olduğunu ve tarafsız bakış mitini sorgulamıştı. Crawford, yapay zekânın maddi, gezegensel ve politik altyapısını görünür kılmıştı. Chun ise başka bir düzeye odaklanır: veri ve yazılım sistemlerinin toplumsal farkları nasıl düzenlediğine.
Chun’un “Ayrımcı Veri” kitabı, büyük veri ve makine öğrenmesinde ayrımcılığın yalnızca hata olmadığını, sistemin işleyişine gömülü korelasyon ve benzerlik mantıklarıyla üretilebildiğini savunur. MIT Press’in kitap tanıtımında da Chun’un büyük veri ve makine öğrenmesinde kutuplaşmayı yalnız bir kusur değil, sistemin hedeflerinden biri olarak ele aldığı belirtilir.
“Programlanmış Görüler” ise yazılımın yalnızca teknik bir arka plan değil, çağdaş dünyanın gelecek, bellek ve görünmez işlem mantıklarını kuran temel metaforlarından biri olduğunu gösterir. MIT Press’in açık erişimli kitap sayfası bu çalışmayı yazılım, kod ve programlanabilirlik düşüncesinin bellekle ilişkisi üzerinden konumlandırır.
Wendy Hui Kyong Chun’un Konumu
Chun’un düşüncesini önemli kılan şey, teknik bilgi ile beşerî bilimler arasında kurduğu geçiştir. Simon Fraser University’de Yeni Medya alanında Canada 150 Research Chair, School of Communication’da profesör ve Digital Democracies Institute direktörü olarak çalışır. Resmî biyografisinde, sanat ve beşerî bilimlerin yorumlayıcı geleneklerini STEM alanındaki eleştirel çalışmalarla birleştirerek yapay zekâ ve veriyle dolu dünyaya ilişkin yeni angajmanlar geliştirdiği belirtilir.
Bu konum önemlidir. Çünkü Chun, yapay zekâ ve veri sistemlerine yalnız mühendislik sorunu olarak bakmaz. Ama onları yalnız kültürel metafor gibi de ele almaz. Onun metinlerinde yazılım, veri, ağ, korelasyon, arayüz ve kullanıcı davranışı hem teknik hem politik hem de kültürel yapılardır. Bu yüzden Chun’un yazıları, Türkçe düşünce alanında özellikle dikkatle okunmalıdır. Çünkü yapay zekâ tartışması çoğu zaman ya teknik iyimserliğe ya da genel etik kaygılara sıkışmaktadır. Chun, bu iki düzeyi aşar. Sorunu veri sistemlerinin gündelik toplumsal ayrımları nasıl ürettiği noktasına taşır.
Ayrımcı Veri: Ayrım Yapmak ve Ayrımcılık Üretmek
“Discriminating Data” / “Ayrımcı Veri” başlığındaki “discriminating” kelimesi çift anlam taşır. Bir yandan “ayırt eden”, farkları seçen, sınıflandıran anlamına gelir. Diğer yandan “ayrımcı” anlamını taşır. Chun’un kitabının gücü tam bu çift anlamdadır. Veri sistemleri ayırt ederken ayrımcılık da üretebilir. Yani sorun yalnız verinin yanlış kullanılması değildir. Veriyle ayırt etme işleminin kendisi politik sonuçlar doğurur.
Büyük veri sistemleri, kişileri ve grupları benzerliklere, eğilimlere, davranış örüntülerine, konumlara, ilişkilere ve geçmiş verilere göre ayırır. Hangi kullanıcı hangi kullanıcıya benzer? Hangi mahalle hangi risk grubuna yakındır? Hangi davranış hangi ekonomik profile işaret eder? Hangi yüz, isim, dil, konum ya da alışkanlık hangi kategoriyle korelasyon gösterir? Bu sorular teknik görünür; fakat toplumsal sonuçlar üretir.
Chun’un asıl uyarısı burada başlar: Ayrımcılık, yalnız sisteme sonradan bulaşan dışsal bir hata değildir. Büyük veri ve makine öğrenmesi sistemleri, benzerlik ve korelasyon mantığıyla çalıştıkları için, toplumsal ayrımları yeniden üretebilir. Geçmişteki eşitsizlikler veriye işlenir. Veri model tarafından öğrenilir. Model geleceği tahmin eder. Bu tahminler karar sistemlerine bağlanır. Böylece geçmişin ayrımları, teknik bir gelecek üretme mekanizmasına dönüşür. Bu nedenle “Ayrımcı Veri” yalnız bir yapay zekâ etiği kitabı değildir. Daha derinde, çağdaş tanıma ve sınıflandırma düzeninin epistemolojik eleştirisidir.
Korelasyonun Epistemolojisi
Chun’un kitabındaki en önemli kavramlardan biri korelasyondur. Korelasyon, iki şeyin birlikte değişme ilişkisini gösterir. Büyük veri sistemleri çoğu zaman nedenselliği açıklamadan korelasyonlar üzerinden tahmin üretir. Bu, bilgi anlayışında önemli bir kaymadır. “Bu neden oldu?” sorusunun yerini “bu neyle birlikte görülüyor?” sorusu alır.
Bu kayma yalnız yöntemsel değildir. Politik sonuçları vardır. Nedeni anlamaya çalışmayan bir sistem, ilişkiyi tahmine dönüştürür. Tahmin de yönetim aracına dönüşür. Bir kişi, kendi tekil tarihiyle değil, benzerlerinin geçmiş davranışlarıyla değerlendirilir. Bir mahalle, orada yaşayanların karmaşık hayatlarıyla değil, istatistiksel risk örüntüleriyle okunur. Bir kullanıcı, kendi kararlarıyla değil, ona benzeyen kullanıcıların davranışlarıyla hedeflenir.
Burada korelasyon, görünmez bir norm üretir. “Bu gruba benzeyenler genellikle böyle davranır” cümlesi, teknik bir tahmin gibi görünür. Fakat pratikte seçenekleri, fırsatları, görünürlüğü ve riski düzenleyebilir. Kredi değerlendirmesi, sigorta, polislik, reklam, işe alım, sosyal medya önerileri ve içerik sıralamaları bu mantığın farklı biçimlerini kullanabilir.
Sentetik Epistemoloji açısından bu nokta belirleyicidir. Çünkü burada bilgi, açıklama olmaktan çok sınıflandırma ve tahmin mekanizmasına dönüşür. Algoritmik Nomos’un zemini de burada oluşur. Sistem yasa koyduğunu söylemez; yalnız tahmin yaptığını söyler. Ama bu tahminler, toplumsal alanın fiilî yasası gibi işlemeye başlar.
Komşuluklar, Homofili ve Benzerlik Kümeleri
Chun’un alt başlığındaki “neighborhoods / komşuluklar” kavramı da önemlidir. Dijital sistemlerde komşuluk, yalnız fiziksel yakınlık anlamına gelmez. Veri uzayında birbirine benzeyen kullanıcılar, davranışlar, içerikler, yüzler, kelimeler ya da tercihler arasında kurulan teknik yakınlıkları anlatır.
Bu alan “homofili” kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Homofili, benzerlerin benzerlerle ilişki kurma eğilimi olarak düşünülebilir. Sosyal ağlar ve öneri sistemleri bu mantığı teknik düzeye taşır. Sana benzeyenlerin izlediği şeyi sana önerir. Senin gibi davrananların aldığı ürünü sana gösterir. Benzer görüşlere sahip olanların dolaştığı içerikleri senin akışına taşır. Böylece benzerlik, yalnız gözlemlenen bir toplumsal eğilim olmaktan çıkar; algoritmik olarak güçlendirilen bir düzen hâline gelir.
Bu mekanizma ilk bakışta masum görünebilir. İnsanlar zaten benzerleriyle ilişki kurar. Fakat dijital sistemler bu eğilimi ölçeklendirir ve yoğunlaştırır. Benzerler daha çok benzerlere bağlanır. Farklılık azalır. Kamusal alan kümelere ayrılır. Öneri sistemleri, kullanıcıyı yalnız bilgilendirmez; onu belirli bir komşuluk içinde tutar.
Bu nedenle Chun’un düşüncesi, kutuplaşma tartışması için de önemlidir. Kutuplaşma yalnız insanların kötü niyetinden doğmaz. Teknik sistemler de benzerlik kümelerini güçlendirebilir. Bu kümeler, ortak öfke, ortak korku, ortak düşmanlık ve ortak doğrulama alanları yaratabilir. Algoritmik sistemler, “sana uygun olanı” gösterirken, aynı zamanda seni belirli bir dünyaya kapatabilir.
Tanınmanın Yeni Politikası
Chun’un kitabının alt başlığındaki diğer önemli ifade “new politics of recognition” / “tanınmanın yeni politikası”dır. Modern politik düşüncede tanınma çoğu zaman olumlu bir kavramdır. Görünmeyenlerin görünür olması, dışlananların tanınması, bastırılmış kimliklerin kamusal alana çıkması özgürleştirici bir mücadele olarak düşünülür. Fakat algoritmik çağda tanınma çift anlamlı hâle gelir. Bir sistem tarafından tanınmak, görünür olmak anlamına gelebilir; ama aynı zamanda sınıflandırılmak, izlenmek, hedeflenmek ve yönetilmek anlamına da gelebilir. Yüz tanıma sistemi sizi tanıdığında, bu tanıma etik bir karşılaşma değildir. Bir kimlik eşleştirmesidir. Platform sizi tanıdığında, size uygun içerik sunar; ama aynı zamanda davranışınızı tahmin edilebilir hâle getirir.
Bu yüzden Chun, tanınmanın politik anlamını yeniden düşünmemizi sağlar. Her tanınma özgürleştirici değildir. Bazen tanınmak, algoritmik düzene daha sıkı bağlanmak demektir. Bir sistem sizi ne kadar iyi tanırsa, sizi o kadar iyi hedefleyebilir. Ne kadar doğru sınıflandırırsa, sizi o kadar etkili biçimde yönlendirebilir.
Bu nokta özellikle yapay zekâ çağında önemlidir. “Kişiselleştirme” adı verilen şey çoğu zaman tanınmanın teknik biçimidir. Sistem sizi tanır, size uygunlaştırır, size göre sıralar, size göre seçer. Fakat bu kişiselleştirme aynı anda bir sınıflandırma ve yönetim biçimidir.
Programlanmış Görüler: Yazılım, Bellek ve Gelecek
Chun’un “Programmed Visions: Software and Memory” / “Programlanmış Görüler: Yazılım ve Bellek” kitabı, “Ayrımcı Veri”nin arka planını anlamak için önemlidir. Burada Chun, yazılımı yalnız bilgisayarın içinde çalışan teknik komutlar bütünü olarak ele almaz. Yazılım, çağdaş kültürde görünmez olanın görünür sonuçlar üretmesini sağlayan güçlü bir metafor hâline gelmiştir.
Yeni medya, Chun’a göre sürekli yenilik ve eskime döngüleriyle işler. Bir teknoloji yeni diye sunulur, kısa sürede eskir, sonra başka bir yenilik onun yerini alır. Bu döngü yalnız piyasaya ait değildir. Programlanabilirlik mantığı, geleceği geçmiş veriler üzerinden şekillendirme arzusuyla da ilgilidir. Bu düşünce Sentetik Epistemoloji için önemlidir. Çünkü yazılım burada yalnız arka plandaki araç değildir. Geleceği biçimlendirme iddiasıdır. Kod, yalnız işlemi yürütmez; mümkün olanı çerçeveler. Arayüz, yalnız kullanıcıya kolaylık sağlamaz; kullanıcı davranışını yönlendirir. Bellek, yalnız saklama değildir; gelecekteki işlemlerin hammaddesidir.
Bu nedenle Chun’un yazılım düşüncesi, Kod İradesi kavramına doğrudan bağlanır. Kod İradesi, çağdaş biçimlerin yalnız insan niyetiyle değil, yazılımın programlanabilirlik mantığıyla kurulmasını anlatır. Sistem neyi mümkün kılıyor? Neyi varsayıyor? Neyi kolaylaştırıyor? Neyi görünmez kılıyor? Hangi davranışı teşvik ediyor? Hangi geleceği hesaplanabilir hâle getiriyor? Chun’un yazılım eleştirisi, bu soruları sormak için güçlü bir zemin açar.
Arayüzün Parlaklığı ve İşlemin Opaklığı
Chun’un düşüncesinde önemli olan bir başka nokta, arayüz ile işlem arasındaki ayrımdır. Kullanıcı, çoğu zaman parlak, basit ve anlaşılır bir arayüzle karşılaşır. Butonlar, menüler, öneriler, akışlar, sonuçlar ve bildirimler görünürdür. Fakat bu görünür yüzeyin arkasında çalışan algoritmalar, veri akışları, sıralama ölçütleri ve karar süreçleri çoğu zaman görünmezdir.
Bu durum dijital sistemlerin temel çelişkilerinden biridir. Ne kadar çok gösterilirse, o kadar az anlaşılabilir. Kullanıcı sürekli sonuç görür; ama sonucun nasıl üretildiğini görmez. Arayüz açıklık hissi verir; fakat işlem opaktır. Böylece sistem, kullanıcıya kontrol duygusu sunarken, asıl kontrol mekanizmalarını görünmez kılar.
Sentetik Epistemoloji açısından bu nokta Veri Mitosu ve Algoritmik Nomos için kritiktir. Veri Mitosu, sistemin tarafsız ve doğal çalıştığı izlenimini üretir. Algoritmik Nomos ise görünmeyen kurallarla davranışları düzenler. Arayüz bu ikisinin sahnesidir. Kullanıcı bir seçenekler alanı içinde özgür olduğunu düşünür; fakat seçeneklerin nasıl sıralandığını, hangi sonuçların gösterilmediğini, hangi verilerin işlendiğini ve hangi gelecek davranışların hesaplandığını çoğu zaman bilmez.
Bu nedenle Chun’un yazılım eleştirisi, yalnız kodla ilgili değildir. Çağdaş öznenin nasıl yönlendirildiğiyle ilgilidir.
Algoritmik Nomos Açısından Chun
Sentetik Epistemoloji içinde Chun’un en doğrudan karşılığı Algoritmik Nomostur. Nomos, yalnız yazılı yasa değildir; bir alanın fiilî düzenidir. Algoritmik Nomos ise çağdaş dijital sistemlerde görünürlüğü, yakınlığı, tanınmayı, riski, öneriyi ve kararı düzenleyen teknik yasadır.
Chun’un korelasyon, komşuluk, homofili ve tanınma analizi, bu nomosun nasıl işlediğini gösterir. Sistem insanları benzerliklere göre kümeler. Kümeleri tahmin eder. Tahminleri önerilere, sıralamalara ve kararlara dönüştürür. Bu süreçte toplumsal ayrımlar yeniden üretilir. Fakat bu yeniden üretim çoğu zaman yasa, ideoloji ya da açık baskı gibi görünmez. Teknik uygunluk, kişiselleştirme, verimlilik ve tahmin adı altında işler.
Bu yüzden Algoritmik Nomos, Chun’un düşüncesiyle birlikte daha somut hâle gelir. Algoritma yalnız hesaplama yapmaz. Toplumsal mesafeleri, yakınlıkları ve görünürlükleri düzenler. İnsanları komşuluklara yerleştirir. Benzerlikleri güçlendirir. Tanınmayı teknik bir sınıflandırmaya dönüştürür.
Burada veri artık yalnız geçmişin kaydı değildir. Geleceğin toplumsal düzenini kuran bir aygıttır.
Veri Mitosu ve Normalleştirme
Chun’un metni Veri Mitosu açısından da önemlidir. Çünkü veri çoğu zaman geçmişin nötr kaydı gibi düşünülür. Oysa geçmiş, eşitsizliklerle kurulmuşsa veri de bu eşitsizlikleri taşır. Daha önemlisi, veri bu eşitsizlikleri yalnız taşımakla kalmaz; model aracılığıyla geleceğe doğru yeniden üretir.
Normalleştirme burada merkezi bir kavramdır. Sistem bir ortalama çıkarır, beklenen davranışı hesaplar, sapmaları belirler, benzerlikleri ölçer ve kullanıcıları bu normlara göre konumlandırır. Normal olan, teknik olarak tekrar edilen şeye dönüşür. Daha sık görülen, daha olası sayılır. Daha olası olan, daha çok önerilir. Daha çok önerilen, daha çok davranış üretir. Böylece norm, veriyle kendini güçlendiren bir döngüye dönüşür.
Bu döngü, Sentetik Epistemoloji açısından çağdaş bilgi rejiminin temel sorunlarından biridir. Çünkü bilgi yalnız dünyayı açıklamaz; dünyayı tekrar eder. Model geçmiş veriyi öğrenir, geleceğe uygular ve geçmişin normlarını teknik olarak sürdürür. Chun’un ayrımcı veri eleştirisi, bu tekrar mekanizmasını görünür kılar.
Kod İradesi Açısından Chun
Chun’un “Programlanmış Görüler” kitabı, Sentetik Epistemoloji’deki Kod İradesi kavramını güçlendirir. Kod İradesi, biçimin yalnız insan niyetiyle değil, yazılım mantığıyla kurulmasıdır. Çağdaş dünyada neyin görüneceği, nasıl sıralanacağı, hangi davranışın kolaylaştırılacağı, hangi eylemin varsayılan hâle getirileceği, hangi geçmiş veriden hangi gelecek beklentisinin üretileceği kod tarafından biçimlendirilir.
Bu nedenle kod yalnız teknik komut değildir. Kod, bir dünya düzenleme biçimidir. Programlanabilirlik, geleceği hesaplanabilir kılma arzusudur. Yazılım, bellek ile gelecek arasında işlem kurar. Geçmiş veri, gelecekteki davranışın tahminine bağlanır. Kullanıcı arayüzü, bu tahminleri gündelik eyleme dönüştürür.
Chun’un yazılım eleştirisi, Kod İradesi’nin neden yalnız teknik bir kavram olmadığını gösterir. Kod, çağdaş kültürün form verme gücüdür. Bu güç görünmezleştiğinde, teknik sistemler doğal ortam gibi algılanır. Oysa yazılım, seçenekleri, davranışları ve olasılıkları biçimlendiren bir iradedir.
Chun’un Sınırı
Chun’un düşüncesi algoritmik ayrımcılık, korelasyon, tanınma ve yazılım mantığı açısından çok güçlüdür. Fakat yapay zekânın maddi altyapısı, madenler, enerji, veri merkezleri ve küresel emek düzeni için Kate Crawford daha doğrudan bir zemin sunar. Görsel makine bakışı ve operasyonel imge için Trevor Paglen; imaj dolaşımı ve düşük çözünürlüklü görsel kültür için Hito Steyerl; konumlu bilgi ve tarafsızlık eleştirisi için Donna Haraway başka halkaları oluşturur. Chun’un sınırlılığı, onun değerini azaltmaz. Tam tersine, onu dizinin belirli noktasına yerleştirir. Chun, algoritmik sistemlerin toplumsal farkları nasıl teknik normlara dönüştürdüğünü gösterir. Onun metinleri olmadan Algoritmik Nomos ve Kod İradesi eksik kalır.
Sonuç
Wendy Hui Kyong Chun’un düşüncesi, yapay zekâ ve veri çağında ayrımcılığı yalnız hata olarak görmenin yetersiz olduğunu gösterir. Sorun yalnız kötü veri, yanlış model ya da taraflı kullanıcı değildir. Korelasyon, homofili, komşuluk ve tanınma gibi teknik mantıklar, toplumsal ayrımları yeniden üretebilir. Algoritmik sistemler, benzerlikleri hesaplar; fakat bu hesaplama, toplumsal dünyayı da biçimlendirir. Chun’un yazılım üzerine çalışmaları ise bu tartışmayı daha derine taşır. Yazılım yalnız araç değildir. Programlanabilirlik, geleceği geçmiş verilerden hareketle biçimlendirme arzusudur. Arayüz, işlem ve kod arasında kurulan bu düzen, çağdaş öznenin neyi göreceğini, neye erişeceğini ve nasıl davranacağını etkiler. Sentetik Epistemoloji açısından Chun’un önemi burada yoğunlaşır: Bilgi, veri sistemleri içinde yalnız üretilmez; sınıflandırılır, kümelenir, tahmin edilir ve norm hâline getirilir. Veri Mitosu, bu süreci tarafsız gibi gösterir. Algoritmik Nomos, bu süreci fiilî bir yasa gibi işletir. Kod İradesi ise bu düzenin biçim verme gücünü adlandırır.
Kaynak Notu
Bu yazı, Wendy Hui Kyong Chun’un “Discriminating Data: Correlation, Neighborhoods, and the New Politics of Recognition” / “Ayrımcı Veri: Korelasyon, Komşuluklar ve Tanınmanın Yeni Politikası” ve “Programmed Visions: Software and Memory” / “Programlanmış Görüler: Yazılım ve Bellek” başlıklı çalışmaları merkeze alınarak hazırlanmıştır. Chun’un veri, korelasyon, homofili, tanınma politikası, yazılım, programlanabilirlik ve bellek üzerine düşüncesi, Sentetik Epistemoloji içinde özellikle Algoritmik Nomos, Veri Mitosu ve Kod İradesi kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir.
